Siyasi manzara -2-

Eklenme Tarihi29.12.2017 - 0:40-Güncellenme Tarihi29.12.2017 - 0:40

İktidar alternatifi ana muhalefet partisi olan CHP’nin muhalefet anlayışına bakın: “...dünyanın en doğru işini bile yapsa, bizim bu hükümeti alkışlayacak halimiz yok.”

En doğru işlere bakış açısı bu olduğuna göre, bu zihniyetin, hakkı teslim etmek, doğruyu tasdik ve takdir etmek gibi insani erdemlere sahip olduğunu kim söyleyebilir? Bunu da milletin gözünün içine baka baka söylüyorlar. Doğrunun, güzelin, iyinin yanında olmazsan, halktan nasıl ve ne diyerek oy isteyeceksin?

Adı halk partisi ama halka tepeden bakan, Jakoben bir anlayışın ürünü bu söylem. Solcu geçiniyor ama solculuk kapılarından bile geçmiyor; iktidar partisinin bunca sosyal amaçlı icraatlarını bile eleştirerek, neye hizmet ettikleri anlaşılmıyor.

İktidar partisini FETÖ’nün destekçisi olmakla eleştirip yerden yere vuruyorlardı; AK Parti hatasını anlayıp döndü ve FETÖ ile mücadeleye girişti; mahut kesim bu kez FETÖ ile aynı davulu çalmaya başladı.

FETÖ, AK Parti’nin karşısında diye, onun söylemlerini dillendiriyorlar; böylece siyaset ve üstelik ana muhalefetin siyasetini yaptığını zannediyorlar.

Siyasi liderler ve onların kadroları FETÖ’nün uluslararası bir hıyanet şebekesi olduğunu ve bu şebekenin tüm ortaklarıyla Türkiye’ye savaş açtığını görüp bilmesine rağmen, onların argümanlarıyla -ki bunların hepsi sahte- milletin huzuruna çıkıp yalan söylemeye utanmıyorlar mı?

Siyasi parti liderlerinde öncelikle olması gereken özellik, dürüstlük ve tutarlılıktır.

CHP lideri AK Partili 180 milletvekilinde ByLock olduğunu iddia etmişti; müddei iddiasını ispatla mükelleftir; aksi halde müfteri olur. Bir ana muhalefet liderine bu sıfat yakışıyor mu?

Yahu! 180 değil, 80 milletvekili ByLock kullanan yani FETÖ’cü olsa, o partiyi iktidarda tutup da dünyayı kendilerine zindan ettirirler mi? 180 milletvekili ayrılır ve Meclis’te en büyük partiyi oluşturur; başbakanı çıkarır ve asgariden sizinle hükümeti kurar!

Türkiye’den DAEŞ’e silah sevk edildiğini, Türkiye’nin DAEŞ’in petrolünü pazarladığını, DAEŞ’in lojistik desteğinin Türkiye’den gittiğini, MİT TIR’ları yakalanmasaydı o silahların DAEŞ’e götürüleceğini söyleyip, bütün bunların suç olduğunu ve Sayın Erdoğan’ın bu yüzden uluslararası mahkemelerde yargılanması gerektiğini ve mutlaka yargılanacağını üstüne basa basa, bağırarak iddia eden bunlar değil miydi?

DAEŞ’le kıyasıya savaşan, bunun için de Meclis’ten izin alıp yurt dışında harekât düzenleyen ve sınırımızın öbür yakasını DAEŞ’ten temizleyen Türkiye değil mi? Şu halde, Galata Kulesi’ni bostan kuyusu gösterenler, tek bir şey yapmış olurlar; o da kendi yüz karalıklarını tescil ve teşhir etmektir!

Türkiye düşmanlarının iddia bile edemedikleri yalan ve iftiralarla siyaset yaptığını zannedenler, yalnızca kendilerini kandırıp, düşmanın ekmeğine yağ sürer.

Zira yalancının mumunun yatsıya kadar sürdüğü zaman dündü. İletişimin baş döndürdüğü bu günde, hemen herkesin adeta bağlı olduğu yalan makinesinin S.O.S’leri ile malum zevatın iplikleri de anında pazara çıkıyor!