ABD, yalnızca bölgemizi değil, tüm dünyayı kasıp kavuracak ateşle oynuyor. Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretinde, yanına Mısır ve Suudi devlet başkanlarını da alıp tuttukları ‘küre’nin Pandora’nın kutusu olduğu çok geçmeden anlaşıldı!

Suudi tahtındaki yaşlı kral, yerine, genç ve ‘ılımlı İslam’ (ne demekse?) vaat eden yeni kralı getirdi.
Yeni kral Selman bin Abdülaziz geldi ama pir geldi; hanedan mensupları dâhil, bir sürü bakan ve üst düzey bürokratı yolsuzluk suçlamasıyla görevden alıp hapse attı.
Demeye kalmadan; ülke, Yemen tarafından atılan balistik bir füzeyle vuruldu. İran menşeli olduğu iddia edilen bu füzelere misliyle karşılık verildi.
Füze havada imha edilmiş ama yerdeki yankıları devam etmişti: Kraliyet muhafızları, Deniz Kuvvetleri Komutanı, Ekonomi ve Planlama bakanları bir çırpıda değiştirildi.
Belli ki yeni kralın etrafı temizlenerek eli güçlendiriliyor!
Ortadoğu’da gelişmekte olan hiçbir olay diğerinden bağımsız değildir ve hepsinin arkasında İsrail bağlantılı ABD ile İngiltere vardır.
Ve yine bundan dolayı ‘günah keçisi’ ilan edilen İran hedeftedir. Önce İran’ın önünü açıp Körfez boyunca yayılmasına müsaade ettiler, şimdi de İran’dan bunun, yani Şii yayılmacılığının hesabı sordurulacak! (Mezhep savaşı)
Yani tavşana kaç, tazıya tut!
Suudi Arabistan’a satılan milyarlarca dolarlık silahların sebebi ve hedefi belli oldu.
Kuzey Irak’taki Kürt referandumu da PYD-PKK’nın silahlandırıl-masından ayrı düşünülemez. Barzani indirilip, PKK-PYD çıkarılacak ve tasarlanan Kürt devleti onlara kurdurulacaktır. ABD’ye bel bağlayan Kuzey Irak Kürt Yönetimi de avucunu yalamakla kaldı.
Baksanıza; ABD-PKK-PYD-YPG ve DAEŞ el ele vererek, silahlı DAEŞ militanlarının salimen Rakka’dan çıkmasına müsaade ediyorlar! Rakka’dan sürdükleri yerli Arapların yerine ise PKK-PYD-YPG terör örgütü militanlarını yerleştiriyorlar.
Bölge Suriye ve Irak’taki savaşlar yüzünden zaten yangın halindeyken, bu yangına körükle gitmenin mantığı olabilir mi?
Suud’un yeni kralı neyine güveniyor? Batı yanlısı Barzani’den neden ibret almıyor?
Lübnan’da ve Yemen’de açılan ve açılacak cephelerin direkt hedefi, her ne kadar İran ise de dolaylı hedefi, Ortadoğu ve hatta tüm dünyadır. 
Türkiye elini çabuk tutup güney hattını sağlama almalı ve bu cümleden olarak da Afrin’i terör örgütü PKK-PYD’den temizlemelidir.
Aksi halde, tasarlanan savaşın işaret fişeğiyle PKK-PYD tabanlı Kürt devleti oldubittiye getirilip kurulacak ve böylece Türkiye her türlü tehlikeye açık hale getirilecektir!
Kurulacak mahut devleti de Türkiye’ye karşı tampon olarak kullanacaklar!
Kimin diye sormayın; elbette ki birbirinin güdümündeki ABD ile İsrail’in tamponu olacak ve böylece, ‘vaat edilmiş topraklar’ın son kertesine de gelinmiş olacak?!