Barzani ateşle oynadı; kendisiyle beraber Kuzey Irak Kürt Yönetimi’ndeki Kürtleri de yaktı.
Ateşle oynamadan önce, âlemi sersem, kendini akıllı görüp, ikili, üçlü ve hatta dörtlü oyunların içine girdi. Akılları sıra Türkiye’yi uyutacaklardı. Türkiye uyandığında da her şey bitmiş ve kendi arzuları gerçekleşmiş olacaktı!

Önceleri kuzu postuna bürünüp Türkiye’ye yalvar yakar yanaştı. Öyle ki memur maaşlarını bile Türkiye’den tedarik ediyordu. Türkiye ile öylesine önemli ticari anlaşmalar yaptı ki bunların sonucunda hem kendisi ve hem de Türkiye Merkezi Irak Yönetimi ile papaz oldu.
Üst akıl (ABD, İngiltere-İsrail) oyunu çok güzel oynuyordu; Merkezi Irak Yönetimi’ni Şiileştirirken, Sünni olan Barzani yönetimini Türkiye’nin kucağına itti.
Belli ki üst akıl, gelecekteki Şii-Sünni savaşının fitilini döşüyordu. Göz boyamak için de düşman bildiği İran’a bile yol verip, Kuzey Irak’ta alan açtı.
Dikkat edilirse, bölgede bir kurtlar sofrası kurulmuştu ve bu sofradan pay kapmak isteyen her bir kurdun ayrı bir hesabı vardı. 
Hesabı olmayıp hasbi ve samimi olan tek ülke Türkiye olmasına karşın, bölgede tezgâhlanan her oyundan en çok da Türkiye zarar görmekteydi. Dolayısıyla, Türkiye, tamamen savunma amaçlı girişimlerde bulunuyordu.
Oynanmakta olan oyundan gelecekte de en fazla etkilenip zarar görecek ülke Türkiye olacaktı. Oyunun kurgusu bu yöndeydi, Türkiye’nin dışındaki tüm ülkeler ve bölgesel yönetimler bu senaryoda yalnızca figürandı.
İpin ucunu elinde bulunduran üst akıl, bunlarla gölge oyunundaki gibi oynuyor ve kâh birini tutup diğerini batırıyor, kâh batırdığını çıkarıp diğerini yalnızlığa itiyordu!
Ama gelin görün ki aynı delikten defalarca ısırılmalarına rağmen, batırılıp çıkarılanların hiçbirisi ibret almıyordu. 
Bugün gelinen noktada batırılan Barzani’dir, çıkarılan ise PYD yani PKK’dır.
Barzani’nin istifasıyla iş bitmedi; elindeki en verimli (petrol) toprakları, havaalanını ve gümrük kapılarını kaptırdığı gibi, Kuzey Irak Yönetimi’nin özerkliği bile tartışılır hale geldi.
Hepsinden önemlisi, Türkiye gibi gerçek bir dostu kaybetti!
Bu durumların olacağını aklı başında olan herkes söyledi, yazdı ve çizdi ama ne Barzani’ye ve ne etrafındakilere kimse laf anlatamadı. Çünkü Barzani ve yandaşları, gerçek dostlarına değil, yüzüne gülen ama gerçekte kendisini kullananlara bel bağlamıştı ve onlarla iş tutuyordu.
Yalancının mumu yatsıya kadar yandı ve görüldüğü üzere püf diye sönüverdi!
Ateşle oynarken çok dikkat edeceksin ve o bölgede yaygın olan bir atasözünü aklından hiç çıkarmayacaksın: ‘Sen doğru ol, eğri, fırının kapısını bulur!’ Yani odun da olsa, düzgününü ayırıp baltaya (!) sap yaparlar, eğri büğrü olanını ise yakarlar!
Yerine gelecek kişinin ve etrafındakilerin tüm bu yaşananlardan ibret alıp almayacaklarını dikkatle izliyoruz!