Yeni yıla girerken

Eklenme Tarihi31.12.2017 - 20:19-Güncellenme Tarihi31.12.2017 - 20:19
Öncelikle sevgili okuyucularımın yeni yılını kutluyor, sağlık ve esenlikle nice mutlu yıllar diliyorum. 
Dünyanın sonu yaklaştıkça her yeni gün, geçen günü aratıyor. Her şey gibi zamanın da bereketi kalmadı. 

Yıllar birbiri ardınca su gibi akıp gidiyor. Geçmişin toplamına baktığımızda ki o, kaç yıl olursa olsun- tek kelime bir hayalden ibaret olduğunu fark ediyoruz.
Şu halde; hayat hayaldir ve insanoğlu tamamen hayalin peşinde koşup ömür tüketmektedir.
Akıllı insan dünyalar arası muhasebeyi yapıp ona göre adım atar!
Dünyanın en önemli özelliği, gerçek hayata götüren bir köprü konumunda olması ve bir sınav yeri olmasıdır. Zira en mükemmel şekilde yaratılan insan, başıboş bırakılmamıştır!
İyi ile kötünün mücadelesi, insanlığın başlangıcından beri sürüp gitmektedir. Bir farkla ki, dünyanın sonu yaklaştıkça, kötülükler daha çok artacak ve daha çok kötülerin borusu ötecektir!
Bunun da nedeni, kötülüklerin ışık hızıyla yayılmasıdır.
Bütün bu olumsuzlukları; birey, aile, sokak, mahalle, kasaba, şehir, bölge ve     devlet yaşamlarında bizzat görüp yaşıyoruz. 
Daha dün, örgüt bazında terörden bahsederken, bugün devlet teröründen ve korkarız yarın, devletlerarası terörden bahseder olacağız!
Daha bugünden koskoca devletlerin, terör örgütlerinin artlarına saklanarak(!) vesayet savaşları yürüttüğünü görmüyor muyuz?
Toplu bağımlılıklar, bulaşıcı hastalıklar, toplu ölümler; toplu ölümlere neden olan büyük doğal afetler arttıkça artacaktır. 
Bütün bunlardan daha vahimi olarak; madde ve manasıyla çift kanatlı 
olarak yaratılan insanoğlu, mana kanadını kırıp yok ederek maddileşecek ve yardımlaşmak için yaratılan insan birbirinin kurdu haline gelecektir.
Maneviyatla birlikte manevi ilimler de değersizleşip ortadan kalkacak; nefisler ve nefsin arzuları tapınılacak metalar haline gelecektir.
Nefsinin elinde ve emrinde kalan insanoğlu çırpındıkça batacak; aradığı mutluluk sırra kadem basacaktır.  
İnsanoğlu, peşlerinden asırlar boyu koşup keşfettiği ve geliştirdiği tüm materyallerin kendisini mutlu edecek yerde; esaret, buhran ve bunalıma sürüklediğini görecek velakin son pişmanlık fayda etmeyecektir.
Genci ve yaşlısıyla hemen herkesin müptela olduğu sosyal medya esareti ve teknoloji bağımlılığı ufkumuzu karartacak; oluşturulan bataklık, herkesin ölüm 
döşeği olacaktır!
Bir yıl daha geçmesiyle, çocuklar daha büyümüş, gençler daha tazelenmiş, yaşlılar daha ihtiyarmış oldular. Hayali geride bırakıp, gerçeğe; mutlak gerçeğe bir adım daha yaklaştılar.
‘Ölüm değildir hayatın en müşkül işi; müşkül odur ki, ölmeden evvel ölür kişi.’ 
(Y. Kemal)