Kendin pişir, kendin ye

Kendin pişir, kendin ye



Ahkamın bini bir para... Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların "cirit" attığı, eline "kurşun" kalem bile geçirenlerin köşe kaptığı güzel ülkemde masaya yatırılan, davasında yerden göğe kadar haklı olan Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Yurdadön... Her konuda engin (!) bilgiye sahip olan malum ulemalar, olaya yine sadece "konu başlığı"ndan dalıp gerçekleri araştırıp öğrenme ihtiyacı duymadan vuruyorlar abalıya...Yorum yazmakla haber kovalamak, bakmakla görmek, kadar farklı kavramlardır. Elbette şampiyona "leblebi - üzüm - çekirdek" eşliğinde tribünden izlenip yorumlanabilir, ancak haber oralara çıkmaz, sporcu köyüne inildiğinde, takip edildiğinde gelir.
Şudur, boynuna ilmik geçirilen Yurdadön'ün bütün yaptığı:
"Paris'teki Dünya Atletizm Şampiyonası'nı, favori gösterilen yıldız atletimiz Süreyya Ayhan'dan ötürü rekor sayıda Türk gazetecisi izlemektedir. Milli takımın diğer iki sporcusu ise Yusuf Zepak ve Elvan Abeylegesse'dir. Yoğun ilgi ve yoğun talep karşısında akılcı bir çözüm bulan Federasyon, haber ve röportaj için her gün Sporcu Köyü'nün önünde kamp kuran "habercilere" teklifte bulunur, prensip anlaşması yapılır. Başarı ya da madalya çok önemlidir. Herkes üzerine düşeni yapacak, milli menfaatler ön planda tutulacaktır. Böylece zaten yarış stresi yaşayan sporcular oradan oraya koşmayacaktır. Bu anlaşma gereği köye giriş ve çıkışlar kısıtlanacak, görüşmeler bir gün önceden haber verilerek sırayla yapılacaktır. Ancak serisinde birinci olarak bayanlar 5 bin metrenin finallerine kalan ve madalya şansı yakalayan Elvan Abeylegesse, yarıştan bir gün önce sabah antrenmanını da es geçerek kayıplara karışır. Elvan yanında antrenörü Ertan Hatipoğlu ile aranmaktadır. Genel Müdür Mehmet Atalay da dahil, herkes öğlene kadar bekler ve ilerleyen saatlerde olay anlaşılır. "Rehber bir gazetecidir". Milli duyguları, mesleki hırslarını bastıran meslektaşları, Elvan'ı finale yabancılaştırmamak için kuru basın toplantısına gönülden razı olurken, o "cin" gibi davranmış ve Elvan'la Paris'i turlayıp denklanşöre asılmıştır. Madalya alacağına kesin gözüyle bakılan Elvan, ertesi gün çıkar 5. olur. Federasyon, Genel Müdür'ün de talebi ile bu laubaliliğin başrol oyuncusu Ertan Hatipoğlu'nu Ceza Kurulu'na sevk eder. Ama olaylar bitmez. Çünkü medyada "komplo teorileri" tükenmez.
Elvan kızımız Afrika kökenli ve koyu renk tenlidir. Cezayı da beyazlar vermiştir. Olay ırkçılıktır. Güler misiniz, ağlar mısınız? Yoksa disiplin sağlamaya çalışan Atletizm Federasyonu'nun haline acır mısınız?




SPOR


PARA DEĞİL FORMA
At yarışları
Avrupa Ligleri
Tekrar mı, tescil mi?
İKİNCİ LİG PUAN DURUMU
Aslanım Memo
50. ŞEREF YILI
Filede dün
Kartal tek yürek
Kemal'den kötü haber
Göktan sahaya indi!
Aybaba istifa etti
Aydın yanlış atama
Haydi hayırlısı
Haber turu...
Kendin pişir, kendin ye
Benimkisi de bir Alamancı hikayesi
Su yüzüne çıkanlar
Püf noktası