Fuat Keyman

Fuat Keyman

fkeyman@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Aslı Aydıntaşbaş, CHP üzerine önemli ve gerekli bir yazı yazdı. (Milliyet, 12 Mart)
Yazarken de zorlandığını söyledi.
CHP üzerine yazmak, hele eleştirel yazmak çok zor.
Ben de aynı zorluğu hissediyorum.
Bu kadar güçlü bir hükümetin olduğu bir yerde, niye muhalefeti eleştirmek?
Ama, şu da net: Ülkemizde güçlü ve etkili muhalefete gerek var.
Çünkü, güçlü ve etkili muhalefet;
1) Demokrasimizin güçlenmesi ve ileriye gitmesi için;
2) Siyasal alanda ve toplumsal yaşamda, iktidarın gücünün dengelenmesi ve sınırlanması için;
3) İktidarın, kendini alternatifsiz görmemesi, siyasal rekabetinin olması ve ülkeyi yönetirken kendi gücünün sınırsız olmadığını bilmesi için;
4) İktidardan farklı düşünenlerin kendilerini güvencede hissetmeleri için çok önemli.
Tam da bu nedenle, ister CHP’li olalım, ister olmayalım, CHP’nin ana muhalefet partisi olarak güçlenmesi, etkili muhalefet yapması ve iktidara alternatif olması çok önemli; demokrasi için, siyasal denge için, toplumsal güven için.
Ben ve benim gibi bir sürü kişi, CHP’nin güçlenmesini ve etkili muhalefet yapmasını istiyoruz.
Biliyoruz ki, muhalefet sorunu yaşayan değil, siyasi güç dengesinin ve rekabetin olduğu bir Türkiye, çok daha istikrarlı, güvenli, önünü gören bir ülke olacak.
Toplumun psikolojisini bozan toplumsal ve ideolojik kutuplaşmanın çözümünün anahtarı da, güçlü ve etkili muhalefet.
Doğrudur; bu kadar güçlü hükümet varken, yapılması gereken, muhalefeti eleştirmek değil; aksine, etkili kılmak için çaba göstermek.
Bazı CHP eleştirilerinin adil ve nesnel olmadığı da doğru.
Ama, CHP’yi eleştirilmesi gereken noktalarda eleştirmenin de, gerekli, faydalı ve yapıcı olduğunu da, başta CHP olmak üzere, kabul etmeliyiz.

Suriye sorunu ve çözüm süreci
CHP’yi gerekli noktalarda ve zamanlarda eleştirmeliyiz.
Altını çizelim; CHP’nin, gerek Suriye politikası, gerek “çözüm sürecine” yaklaşımı çok sorunlu.
Aslı’nın doğru vurgusu gibi, bu iki noktada da, “CHP, kendi ayağına kurşun sıkıyor. İmralı sürecine muhalefetini ve Suriye’de Esad yanlısı tutumunu gözden geçirmezse, önümüzdeki seçimde sıkıntı yaşar”.
Anlaşılması mümkün mü:
CHP’nin, ülkesinde büyük insan katliamına ve trajedisine neden olmuş Suriye Başkanı Esad’ı bir kere değil, birden fazla ziyaret etmesi;
Bu rejimden kaçanların sayısının 800 bine, sadece ülkemizde 300 bine ulaştığı bir zamanda, 70 binden fazla insanı öldüren bir liderle tekrar tekrar fotoğraflarının yayımlanması ve CHP’nin bu liderin dostları olarak ülkemizde ve dünyada algılanması riskinin oluşması;
CHP’nin, Esad’ın AK Parti hükümeti üzerine eleştirisini kabul etmesi, sonra da bu eleştiriyi Türkiye’de kabul ediyor havasında dile getirmesi.
Bunların CHP’ye ne faydası var?
Daha da vahimi:
Esad’ı ziyaretten sonra, Hatay milletvekili Hasan Akgöl, Cilvegözü Sınır Kapısı’nda 17 kişinin öldüğü terör saldırısını, Suriye muhalefeti içindeki bazı grupların örgütlediğini söylemişti.
Bugün, tam tersine, bu saldırının Esad rejimiyle ve El Muhaberat’la bağlantılı olduğunu öğreniyoruz.
Şimdi, CHP Cilvegözü terörü için ne diyecek, nasıl bir açıklama yapacak?
Esad rejimiyle böyle bir yakınlaşmaya ne gerek var? Niye böyle bir algı yaratmak?
CHP’nin Suriye politikası kendisini istemeyeceği yerlere doğru sürüklüyor.
Gereksiz riskler de taşıyor.
CHP’nin toplum ve bölge içindeki algısına büyük zarar veriyor.
Aynı sorunlu yaklaşımı, CHP’nin “çözüm süreci”ne yaklaşımında da görüyoruz.
CHP, PKK’nın silah bırakması ve barış kapısının aralanmasını içeren çözüm sürecine nasıl yaklaşıyor? Bu noktada bir netlik yok.
Gerek hatalı Suriye politikası, gerekse de çözüm sürecine destek noktasında muğlak yaklaşım, CHP’ye çok zarar veriyor.
Peki CHP ne yapmalı?
Bu konuya, gelecek yazıda da devam edeceğiz.