Partiler nasıl konumlanıyor?

Artık Türkiye’de resmi olarak Başkanlık sistemini tartışıyoruz. AK Parti, Anayasa Komisyonu’na, yeni anayasa için yürütme ile ilgili önerilerini verdi. Bu öneriler, Türkiye’nin bir tür Başkanlık sistemine geçisini varsayıyor.
Yeni anayasa için verilmiş sürenin azaldığı; Anayasa Komisyonu’nda ciddi “güven eksikliğinin” yaşandığı; uzlaşılmayan maddelerin çok fazla olduğu; dahası, eşit vatandaşlık, ana dilde eğitim v.b. kritik maddelerde partilerin kırmızı çizgilerinin uzlaşmayı çıkmaza soktuğu bir zamanda AK Parti, Türkiye’nin yönetimde “sistemsel değişiklik” yaratacak Başkanlık önerisini masaya koyuyor.
Türkiye, kutuplaşmış, bölünmüş, gerilimli ve güvensiz bir toplum niteliği gösteriyor. Bu sorunu daha da arttırma riskini içeren Başkanlık sistemi tartışmasına yakından bakmalıyız. Bugün, partilerin konumunu inceleyelim. Bir sonraki yazıda da, olası gelişmeleri ve senaryoları. AK Parti’nin önerisine çok uzak durmayan BDP’yle başlayalım.

BDP: Başkanlık önerisine destek verebilir
BDP tam karar vermiş değil. BDP Anayasa Komisyonu üyelerinden Altan Tan ve Meral Danış Beştaş’la konuşurken, ikisinin bu konuda farklı düşündüğünü gördüm. Tan, “bizim için sistem tartışması önemli olduğu için AK Parti’nin önerisini baştan reddetmeyiz, tartışırız” derken, Danış Beştaş, “Başkanlık sistemi Türkiye için çok riskli, biz, parlamenter demokrasinin güçlenmesini istemeliyiz” diyordu.
Başbakan Erdoğan’ın, “valiler seçilebilir” açıklamasından sonra, Ahmet Türk’ün ve Adil Kurt’un, “böyleyse Başkanlık sistemini destekleyebiliriz” diyen açıklamaları geldi (Taraf, 24 Kasım).
BDP’nin bu tartışmadaki konumu, büyük ölçüde “ilkeler temelinde” değil. BDP konumunu, Başkanlık sistemi önerisinin kendi isteklerine ne kadar uygun olup olmadığı noktasında belirleyecek. Dolayısıyla, eğer BDP, Başkanlık sisteminin, temel isteği olan demokratik özerkliğe daha uygun bir açılım yaratacağına inanırsa, AK Parti’nin önerisini destekleyecek.

CHP: Başkanlık önerisini kategorik reddediyor
Atilla Kart ve Rıza Türmen’le konuştuğum zamansa, çok net yanıt alıyorum; “CHP, Başkanlık sistemine kategorik olarak karşı: Türkiye’ye uygun görmüyor, aşırı güçlü liderlik yaratacağını düşünüyor.” Hatta, Kart ekliyor: “AK Parti, Başkanlık sistemi önerisiyle, temel ilkeler ekseninde tartışılması gereken bir öneri getirdiği için bu önerinin tartışılmasının, yasama ve yürütmeyle ilgili maddelerden önce yapılması gerekir.” Ve ekliyor, “İlke temelinde Başkanlık sitemini tartışmadan maddeleri tartışmaya geçmemeliyiz”. CHP’nin muhalefeti sert olacak.

MHP: Başkanlık federasyona yol açar
CHP gibi MHP’de Başkanlık sistemine karşı. Bu sistemin, Türkiye’yi böleceğini ve federatif bir Türkiye yaratacağını düşünüyor. Dahası, BDP’nin Başkanlık sistemine destek veren her açıklaması, MHP’yi bu konuda daha da katılaştırıyor. MHP’li komisyon üyeleriyle yüz yüze konuşmadım, ama, tüm bulgular ve yorumlar, MHP’nin komisyonda Başkanlık önerisine sert tavır alacağını gösteriyor.

Peki ne olacak?
CHP’nin, Başkanlık sistemini, yasama ve yürütmeyle ilgili maddeleri tartışmadan önce, “ilke ve sistemsel öneri temelinde tartışmalıyız” önerisi, bence, anlamlı ve haklı bir öneri. Ama, sistem ve ilke temelinde yapılacak bu tartışmanın, Komisyon’un çalışmalarını tıkayacağı da aşikar. Bu tartışma nedeniyle, Komisyon çıkmaza da girebilir. Bu da yeni anayasa yazımının önceden belirlenmiş son günü olan, 31 Aralık 2012’de bitmeyeceği ve ortaya çıkan metnin de uzlaşılmamış, uzlaşma noktalarının ancak %40 civarında olacağı anlamına gelir.
CHP, BDP ve MHP, “Sorun olmaz. Çalışmalar, Mart ya da Nisan 2013’e kadar uzatılır” diyorlar. Ama, AK Parti’nin konumuysa farklı. Mehmet Ali Şahin, “kendi partimizde bu durumu konuşuruz ve kararımızı alırız” diyor, ama, şu olasılığı da ekliyor; “Partimizden, uzlaşma noktaları %40 civarında olan bir çalışmanın artık uzamaması gerektiği yönünde de bir karar çıkabilir.”
Peki, şimdi ne olacak? Türkiye’nin geleceği için bir gereklilik olan yeni anayasa süreci, AK Parti’nin bu önerisinden nasıl etkilenecek? Süreç çıkmaza mı girecek? Tüm bu sorulara dönük farklı senaryolara ve yapılması gerekenlere, cumartesi bakalım.