Yeni Anayasa süreci bitti ve bizler aldatıldık

Yaklaşık bir yıl önce, “Yeni Anayasa süreci bitiyor ve bizler aldatıldık” başlıklı bir yazı yazmıştım.
Yazım üzerine, Anayasa Yapım Komisyonu üyeleri dahil, milletvekillerinden ve Cemil Çiçek’ten olumlu yanıt almıştım.
“Lütfen siyasi partileri zorlamaya devam edin” demişlerdi.
Bizler, sivil toplum örgütleri olarak, yeni Anayasa için çalışmaya devam ettik.
Örneğin, direktörü olduğum İstanbul Politikalar Merkezi örgütleyiciliğinde, yüz bir sivil toplum örgütü “Birarada” inisiyatifini kurduk, yıl boyunca yeni anayasa çalışmalarını izledik, sürece desteğimizi ve çalışmalarımızı, başta Cumhurbaşkanı Gül olmak üzere, Çiçek ve siyasi parti liderleri ve üst yöneticileriyle paylaştık.
Benzer destek girişimleri, çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından yapıldı.
Şunu söylemek yanlış olmaz: Toplum, üzerine düşeni yaptı ve yeni Anayasa isteğini ve gerekliliğini dile getirdi.
Aradan bir yıl geçti. Bugün kabul edilemez sonla karşı karşıyayız.
Bir yıl önce “bitiyor” ikazında bulunduğumuz yeni Anayasa süreci, bugün bitti.
Ve, bizler, bu ülkenin vatandaşları, sivil toplum örgütleri, üniversiteleri, tüm toplum olarak, aldatıldık.
Siyasi parti liderlerimizin bizlere verdiği yeni anayasa sözüne inanmıştık.
Anayasa yapım sürecine katılmamız istendi. Bu talebi ciddiye aldık, gerek bireyler, gerekse de örgütlü toplum olarak, çalıştık, öneriler ürettik, raporlar yazdık.
Yeni Anayasa Yapım Komisyonu’nu destekledik.
“1982 Darbe Anayasası’nı istemiyoruz, yeni ve sivil anayasa istiyoruz” dedik.
Türkiye’nin her yerinde bu istek seslendirildi.
Maalesef, bu toplumsal istek ve talep, siyasi alanda karşılığını bulamadı.
Siyasi partiler, toplumun gerisine düştü: Türkiye’nin ihtiyacı olan yeni Anayasa’yı yapamadılar.
Komisyon Başkanı Çiçek, komisyon çalışmalarının bittiğini açıkladı.
Siyasi partiler sözlerini tutmadılar.
Yeni Anayasa, başka bir bahara bırakıldı.
Bir yıl evvelki yazımı şöyle bitirmiştim:
“Ve, bu süreç gösterdi ki;
Türkiye’de toplum siyasetin önünde,
Sivil toplum siyasi partilerin önünde,
İnsanlarımız siyasi parti liderlerinin önünde.
Toplum siyasi partilerden daha vizyon sahibi.
İnsanlarımız siyasi parti liderlerinden daha vizyon sahibi.
Ve, toplum işini ciddiye alıyor.
Toplum, sivil toplum, düşünce kuruluşları, meslek kuruluşları, üniversiteler ve en önemlisi sıradan insanlar; yeni Anayasa sürecini ciddiye aldılar, sürece destek verdiler, çalıştılar, öneriler hazırladılar, önerilerini sundular.
Şimdi, destekledikleri ve üzerlerinde çalıştıkları yeni anayasa süreci bitiriliyor.
Bu olamaz; olmamalı.
Cemil Çiçek; yeni Anayasa yapımını destekledi, başından beri bunun için çok çalıştı, çok çabaladı. İdeolojik ve siyasi görüşlerini bir tarafa bırakarak, yeni Anayasa için elinden geleni yaptı. Her görüşme talebimize evet dedi. Yeterli süreyi bizlere verdi. Kendisine müteşekkirim. Keşke, Çicek’in gösterdiği irade ve çabayı, siyasi partilerimiz gösterebilseydi.”
Hiç istemediğim halde, bir yıl sonra, haklı çıktım.
Türkiye’nin siyasi partileri, söz verdikleri yeni anayasayı yapamadılar.
Bu parti ya da şu parti değil; dört parti de verdikleri sözü tutmadı.
Dört parti de, kendi parti çıkarlarını ve ideolojilerini, Türkiye için iyi ve yararlı olanın önüne koydular.
Toplumun talebine ve desteğine yanıt vermediler.
Bir anlamda, sonuç olarak, Türkiye’nin 1982 Darbe Anayasası ile yönetilmesini tercih ettiler.
Bu olabilir mi?
Bizler, yeni anayasa talebimize devam edeceğiz.
Siyasi partilerimizi de sözlerini tutmaya davet ediyoruz.
Lütfen...