Yeni Türkiye’nin zayıf eğitim ve hukuk karnesi

Yeni Türkiye, AK Parti ve Gülen Hizmet Hareketi arasında, dershaneler üzerinden yapılan iktidar savaşını izlerken, OECD, eğitim alanında yaptığı PISA 2012 Eğitim Endeksi’ni açıkladı.
Türkiye, notunu biraz artırmakla birlikte, yine, çok kötü bir sıralamayla, 64 ülke içinde 42. oldu.
PISA Endeksi, 64 ülkede 15 yaş öğrenci grubuna yaptırılan testlerle belirleniyor.
Türkiye, Matematik’te 44., Okuma-Anlamada 42., Fen’de 43. sırada yer aldı.
Üzücü bir sonuç.
Okul açmak, okul kitaplarını dağıtmak, eğitim altyapısını ülke genelinde güçlendirmek çok önemli, ama yetmiyor.
PISA Endeksi’nin ilk sıralarında Çin, Hong Kong, Kore, Malezya ve Japonya yer alıyor. Bundan ders almalıyız: Ancak, vizyon ve bilimsel temelde eğitime eğilince başarı geliyor.
Ekonomi alanında, Türkiye, Kore’yle karşılaştırılır. Kore, ekonomik gelişme ve marka yaratmada Türkiye’nin çok önünde. Niye? PISA Endeksi net gösteriyor: Eğitim Reformu.
Gerek ekonomi kurmayları Ali Babacan, Mehmet Şimşek, Erdem Başçı, gerek ciddi ekonomistler, yaptıkları her açıklamada, bugün ekonomide yaşadığımız ve yapısallaşmaya başlayan Cari Açık Sorunu’ndan ve Orta Gelir Tuzağı’ndan kurtulmanın anahtarının, teknoloji ve yaratıcılık temelli eğitim reformu olduğunu vurguluyorlar.
Çin, Hong Kong, Kore, Malezya, eğitime yatırım yapıyorlar. Aldıkları sonuçları, PISA Eğitim Endeksi’nde de görüyoruz. Bizdeyse, eğitim reformu yerine, dershaneler üzerinden iktidar kavgaları yapılıyor.
Yeni Türkiye’nin, dershaneler üzerinden iktidar mücadelesine değil, eğitim reformuna gereksinimi var. Medya bu sene PISA sonuçlarına ilgi gösterdi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, “PISA sonuçlarını önemsediklerini ve ciddiye aldıklarını” açıkladı. Umarız, öyle olur.
* * *
Anayasa Mahkemesi’nin, tutuklu milletvekili Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’ın bireysel başvurusu üzerine, uzun tutukluluk süresini “hak ihlali” sayması ve bu kararı, altını çizelim, “oy birliği”yle alması, çok önemli bir gelişmeydi.
Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın vurguladığı gibi, bu karar, diğer tutuklu milletvekilleri için de “emsal” niteliğinde olacaktır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de kararı, uzun tutukluluk sorununun çözümü ve hukukun üstünlüğü için “güvence olarak” gördü.
Peki tüm bu olumlu gelişmelerden sonra, Anayasa Mahkemesi kararıyla, başta Mustafa Balbay olmak üzere, tutuklu yargılanan seçilmiş milletvekilleri tahliye edilecekler mi?
Adalet ve vicdan, “Evet” diyor. Var olan hukuk anlayışıysa, “Zor” düşüncesini güçlendiriyor.
Zor görüyorum. Tahliye kararı beni sevindirir ve olması gerekendir. Tutukluluk halinin devamı kararıysa sürpriz olmaz, beni şaşırtmaz. Ama, bu durumda, Anayasa Mahkemesi verdiği kararı uygulamamış yüksek mahkeme olma gibi garip bir duruma düşmüş olacaktır. Göreceğiz. Ama, hukuk alanında garip durumlara alışığız.
Örneğin; Gezi Parkı protestoları sırasında öldürülen Ethem Sarısülük’ün davasında, Hakim Cevdet Bak ve Savcı Mustafa Şahin uyuyorlar. Uyurken görüntüleri basına yansıyor.
Kabul edilemez bir durum. Daha kabul edilmeziyse, özür dilenmesi beklenirken, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Cumhuriyet Başsavcılığı’na, görüntü alanlar hakkında suç duyurusunda bulunması. Yeni Türkiye’nin hukuk karnesi de çok zayık. Yapılan onca reforma karşın, hala hukuk alanını iflas noktasına götüren, “özgürlük, adalet, vicdan yerine, devlet güvenliği ve iktidar temelinde hukuka yaklaşan bir zihniyet sorunu” var.
Hukuk da eğitim gibi, dün olduğu gibi, Yeni Türkiye’de de iktidar savaşlarına alet edilmiş gözüküyor.