Rüzgar “Rio”dan esti...

3 Aralık 2010

Turistik bir gezi yapmak isterseniz, arayabileceğiniz herşey burada; Dünya’nın yeni 7 harikasından biri seçilmiş olan Corvado Tepesi’nde, 710 m yükseklikten dünyaya kollarını açmış, tam kalbinin üzerinde sevgi (yürek) işareti taşıyan, Hz İsa heykeli burada, denizin içine akmış kara parçaları; kıyıların içine gömülmüş masmavi deniz, denizin içinde minik minik bir dolu adacıklar, kıyılarda ufak ufak tepecikler... Akıl almaz güzellikte bir doğa... Copacabana gibi, İpenema gibi, dünyaca ünlü plajlar, karnavallar, gösteriler, devamlı kahkahalar atan, gülümseyen, rahat, dünyaya kalender bakan insanlar diyarı; Brezilya ve özellikle Rio de Janerio... Hayal edebileceğiniz en güzel manzaraya sahip, Sugar Loaf (Akide Şekeri) Tepesi, teleferikle gezinti sevenler için biçilmiş kaftan.

En büyük stadyum
Futbolda Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmış olan Maracana Stadyumu ise 200.000 kişi kapasiteyle, dünyanın en büyük stadyumu unvanını halen elinde bulunduruyor. Rio’da ziyaret edilmesi gereken yerlerin başında gelen stadyum, şu dönem ciddi bir yenilenme sürecinde. Rio’yu ziyaretinizde, gideceğiniz restoranların çoğu et mönüsü ağırlıklı olacak. Fakat mutlaka görmeniz gereken bir yer var ki, burada yediğiniz yemeğin lezzeti kadar, servis ediliş şekli de sizi çok etkileyecek. Nasıl mı? Masanıza oturduğunuzda, size bir tarafı yeşil, diğer tarafı kırmızı kartlar dağıtıyorlar. Kırmızı istemiyorum demek. Kartın yeşil tarafını çevirdiğinizde ise size devamlı servis yapılıyor. Restoranda, elinde değişik et çeşitleriyle dolaşan garsonlar, devamlı gelip soruyorlar; ister misiniz? Kimisi tandır, kimisi bonfile, kimisi barbeque, kimisi oğlak eti teklif ediyor. Burada aklınıza gelebilecek her et çeşidini tadabiliyorsunuz. Restoranın adı Porcao.
Favellalar, Rio’nun gecekondu mahalleleri. Kaçak yapılaşmadan dolayı barındırdıkları onca nüfusa rağmen, yok sayılıyorlar ve Rio haritasında yer almıyorlar. Polisin yok saydığı, hiç uğramadığı Favellalardaki düzen ve adalet açığı ise uyuşturucu mafyası tarafından karşılanır olmuş. Her köşe başında otomatik tüfeklerle dolaşan çete üyelerini hayatımın sonuna kadar unutabileceğimi sanmıyorum. Yapılaşma köstebek yuvası gibi, yerin altına, hem de bayağı aşağılara kadar inmiş. Kalabalık ve motosikletli çetelerin cirit attığı, Favellaları gezerken birden sokağın karşısında 3-4 katlı, bahçe içinde, son derece lüks villalar görüyorsunuz. Hayrete düşmemek elde değil... Meğer o lüks villalarda çalışanlar eve dönüşte zamanını yolda harcamamak için, kendi evini de çalıştığı villanın yakınına kurmayı tercih etmiş. İşte Favellaların oluşumu da bu şekilde başlamış.
Bu bölgelerde turist olarak dolaşırken, içimize korku salan hiç bir davranışa şahit olmadım. Favellalarda yaşam standardı değilse bile, insanların yaşam görüşleri son derece medeni.

Yazının devamı...

Madonna’nın hocası geliyor

26 Kasım 2010

Madonna’nın spor eğitmeni Michael King, yoga ve pilates hocalarına konferans vermek üzere İzmir’e geliyor. 5-6-7 Aralık’ta gerçekleşecek eğitim seminerleri, Swissôtel Grand Efes bünyesindeki Amrita Spa&Wellness stüdyolarında yapılacak.
Dünyaca ünlü uzmanın, eğitim semineri vermek için Amrita Spa&Wellness merkezini seçmesi, elbetteki tesadüf değil. Burası, her anlamda arınabileceğiniz bir yer... Hem zihinsel, hem bedensel, hem de ruhsal... İçeride, ruhunuzu saran pürüzsüz bir huzur ortamıyla karşılaşacaksınız. Kapıdan çıkışta ise, bedeninizdeki toksinlerden arınmış, vücudunuz sıkılaşmış, kan dolaşımınız hızlanmış, cildiniz parlamış, kendinizi çok daha zinde, sağlıklı ve enerjik hissediyor olacaksınız. Ayurveda terapileri Hindistan’dan kalkmış, ayağınıza gelmiş. Çok uzaklara gitmenize gerek yok, işte burada, İzmir’de yanıbaşımızda, Swiss’te...


Organik ürünlerle bakım yapılıyor5.500 m2 alanda hizmet veren salonda, jakuziden buhar ve masaj odasına, hamamdan solaryuma, havuz jimnastiğinden thai masajına, hidroterapiden sıcak taş yatağa, açık ve kapalı havuzdan tenise kadar pek çok etkinliği bulabilmek mümkün. Bakımların tümü, uzman ve sertifikalı terapistler tarafından organik ve kimyasal koruyucu içermeyen ürünler kullanılarak, uluslararası spa standartları gözetilerek yapılıyor.
Amrita Spa’da faydalanabileceğiniz önemli bir terapi de Ayurveda Terapisi. MÖ 3000’li yıllara dayanan doğal iyileştirme sistemi, burada Hindistan’dan gelen uzmanlarca uygulanıyor.
Ayurveda anlayışına göre; sağlıklı bir bedene sahip olabilmek için, fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden aktif olabilmek gerekli. Ayurveda masajı, beden ve zihni bir bütün olarak ele alıyor. Masaj uygulaması sırasında bedenin kendini onarması, tazelemesi, yenilemesi, zihnin ise sakinleşip dinginleşmesi için, beden sistemlerine gerekli yaşam enerjisi sağlanıyor. Vücudunuzdaki birikmiş olan tüm olumsuz enerji temizlenip kaslar gevşetiliyor. Beden güçleniyor, böylece erken yaşlanma durduruluyor, kan dolaşımı hızlandırıldığı için ciltte kırışıklık oluşumu engelleniyor. Ayurvedik Masaj sırasında kullanılacak yağ karışımları kişiye özel hazırlanıyor. Vücudunuzda ağr›yan eklemleriniz varsa, bu bölgelere sizin istekleriniz doğrultusunda uygulama dikkate alınıyor. Ayurvedik Masaj’ın ayrıca uyku düzenleyici ve kas ağrılarını giderici özelliği de bulunuyor.

Yazının devamı...

Güzellik emek ister

19 Kasım 2010

Herkeste doğuştan lütfedilmiş bir güzellik olduğuna inanıyorum. Kaş, göz değil sadece, bazen bir duruş, bazen bir eda, bazen adını koyamadığınız başka birşeyler... Fakat illaki de her insanda kendine has bir güzellik bulunuyor. Kendimize bakım göstermezsek, cildimize ve formumuza gereken özen ve dikkati vermezsek, doğuştan sahip olduğumuz güzellikler, maalesef yıllar içinde kısa sürede yok olmaya mahkum. Yani bize tahsis edilmiş olan fiziksel varlığımızın, elimizden geldiğince kıymetini bilmemiz gerek. Kıymet bilmekse önce irade, hemen ardından emek istiyor... Yaşamdaki her başarıda olduğu gibi...
Formunuzu korumanızda, işinizi kolaylaştıracak yöntemleri çok yakınınıza getiren, yepyeni alet ve malzemelerle size yol gösterecek bir güzellik salonu bir süre önce hizmete açıldı. Este Clinic Alsancak Çamlı Sokak’ta çamlara nazır, asude bir köşesinde İzmir’imizin tertemiz, yepyeni bir bakım merkezi.



İşte, Este’nin uygulamaları
Este Clinic’te, aklınıza gelebilecek pek çok terapi mevcut. Hattâ daha önce hiç duymamış olduğunuz yeni inceltme ve cilt bakım yöntemlerini de uyguluyorlar.
İtalya ve New York’tan en kaliteli kozmetik cihazlarını getirten salonda aynı anda 15 departmanda hizmet alabiliyorsunuz. Dermatolog doktorlar, masaj uzmanları, fizyoterapistler, cilt bakım uzmanları, estetisyenler ve diyetisyenlerden oluşan 13 kişilik bir uzman kadroyla çalışan Este Clinic, solaryum ve selülit tedavisi gibi alanların yanısıra İzmir’de sadece kendilerinde bulunan fraksiyonel lazer ile gençleştirme tedavisi de yapıyor.

Yazının devamı...

HAYAT, herkese eşit davranmıyor, öyleyse...

12 Kasım 2010




Hepimizin bildiği gibi, hayat herkese eşit davranmıyor. Bazen başa gelen şanssızlıklar daha da güçlendirebilir insanı. Azminizi, kazanma arzunuzu bileyebilir. Ancak bazı talihsizlikler vardır ki, onlar karşısında sabırlı davranmak, kabullenmek ve mevcut koşulları en iyi haliyle değerlendirmek, yapılabilecek en akıllıca davranıştır. Yaşamınıza omurilik felçlisi olarak devam etmek de işte bu seçimi zorunlu kılan bir durum. Güçlü, sabırlı olmayı, pes etmemeyi, herkesten daha dayanıklı olmayı, hayatı daha çok aklı ve duygularıyla yaşamayı gerektiren bir durum.
İstanbul’un prestijli alışveriş merkezi Ataköy Plus, bir ilke imza atıyor. İMSG’nin (İstanbul Modern Sanatlar Galerisi) işbirliğiyle gerçekleşen ve geliri Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’ne bağışlanacak olan “Oturmaya da Bekleriz Projesi”nin açılışı 4 Kasım’da ünlü isimlerin katkılarıyla gerçekleşti. Kokteyl akşamı tanıştığım Dernek Başkanı Ramazan Baş, Yönetim Kurulu Üyesi Semra Çetinkaya ve diğer dernek üyelerinden hiçbirisi bana hayata küsmüş gibi gelmedi. Aksine içlerinde bazıları öyle neşeli, öyle coşkulu, hayata öyle sıkı sarılmış ki, etkilenmemek, hayran kalmamak mümkün değil.

Ruhlar teslim alınamıyorDemek ki, talihsizlikler, kazalar insan bedeninde tahribat yaratsa bile, ruhunu teslim alamıyor... Bilirsiniz böyle insanları, onlar denizlerde sörf yapamasalar da, kendi içlerindeki denizlerde sörf yaparlar, Alp’lere, Himalaya’lara tırmanamasalar da, iç doruklarının peşine düşerler. Onlar, kendi doğrularının rüzgarlarında eserler...

Yazının devamı...

Bir İzmir masalı: Her adres Sevinç Pastanesi’ne çıkar

5 Kasım 2010

Bu haftaki mekanımız, bir İzmir masalı olacak... Kemeraltı gibi, Saat Kulesi gibi, İzmir’in sembolü haline gelmiş bir “tat”, bir mutluluk mekanı... Adı gibi, kendinize minik sevinçler yükleyeceğiniz bir yer burası. Minik tatlar, minik anılar... Şekerleme, çikolata, pasta, börek, kurabiye...
Rize’de Balkaymak işletmelerinde başlayan pastacılık geçmişinin ardından, Sevinç adıyla üretime geçilişi 1953 yılına dayanıyor. Mesleğinin en iyisini yapma sevdasında Kenan ve Şaban Pelit Kardeşlerin hayali, günümüz kuşaklarınca devam ettirilmekte...
Akademik olarak çok başarılı bir aile. Yeni kuşak aile üyeleri Metin Pelit doktor, Ömer Pelit diş hekimi, Hurşit Pelit mimar ve Sevinç Pelit gıda mühendisi. Sevinç Pastanesi’nin geleneksel lezzetlerden, çağdaş ve modern tatlara uzanan yolculuğunda çağı yakalayan bu genç neslin etkisi çok önemli.

Sağlıklı gıda öncelik
Ailedeki doktorların mevcudiyetinden olsa gerek, Sevinç’te insan sağlığına hassasiyetle özen gösteriliyor. Katkı malzemesi ve yapay koruyucular mutfağın yanından bile geçemiyor. Kullanılan tüm ürünler günlük olmak zorunda. Ticari açıdan bakıldığında, pek de kârlı sayılamayacak bu yaklaşım için Ömer Pelit, elit insanlara seslenen bir firma işlettiğini, müşterinin kendisinden kalite beklentisi olduğunu vurguluyor. Ulaşmış oldukları standardı asla düşürmeyeceklerini söylerken “Benim müşterim, misafirimdir ve iyi şeyleri hakeder” diyor.


Yazının devamı...

Agora ‘da eğlenceli moda akşamı

29 Ekim 2010



İzmir’imizin önde gelen alışveriş merkezi Agora, kuruluş yılı 2003’ten bu yana öncülüğünü üstlendiği yenilikçi projelerden birine daha ev sahipliği yaptı. Moda ve eğlencenin buluştuğu “Agora Fashion Fest” ziyaretçilerine cıvıl cıvıl, renkli, hareketli, eğlence, neşe dolu bir gece yaşattı... Çeşitli orkestraların, değişik müzik türlerini sunduğu gecede DJ-Party, Perküsyon, Saksafon Show, Mini Defile, Kokteyller, İkramlar ve Dans Gösterileri yapıldı.
Saat 17.00’de başlayan etkinlik 24.00’e kadar, hızını hiç düşürmeden ziyaretçileri eğlencenin tüm renkleriyle buluşturdu. Avrupa ve Amerika’da moda ve perakende dünyasında, markalararası güçbirliği yaparak, sektöre hareketlilik kazandırmak için uygulanan “Fashion Fest”lerin İzmir’deki öncüsü Agora oldu.

Özel indirimlerBir ay gibi kısa sürede hazırlıkları tamamlanan bu özel gecenin ekim ayına yetiştirilmesi çabasında, mağazaların içinde bulunduğumuz sezon süresince bu festivali gerçekleştirmek istemeleri etken olmuş. Agora; bünyesindeki ulusal ve uluslararası markalarıyla, bu özel organizasyonda ziyaretçilerine yeni sezon ürünlerini, çok özel indirimlerle satın alabilme fırsatı da verdi.
Aileleriyle bu festivale katılan çocuklar da büyükleri gibi çok eğlenceli vakit geçirdiler. 15 hostes tarafından gece boyu devamlı ikram edilen pop-corn’lar en çok çocukları sevindirdi. Food-Court’taki çocuk mönüleriyle dilediklerince karınlarını doyuran çocuklardan bir kısmı, soluğu Agora’nın büyük oyun parkında alırken, diğer kısmı da B&G Store’daki yüz boyama alanına katıldı. Palyaço gösterisi ise her zaman olduğu gibi yine çocukların gözdesiydi.

Yazının devamı...

Körfezde keyfinize göre yemek - müzik Lamia’da

15 Ekim 2010




Tasarımını dünyanın ünlü mimarlarından Guisseppe De Jorio’nun yaptığı ve Vittoria Shipyard tarafından inşa edilmiş bir gemi Lamia.
2008’den bu yana İzmir sularında, ışıl ışıl körfez gecelerinde, unutulmaz akşamlara ev sahipliği yapıyor. İç ve dış güvertelerinde toplam 400 kişi ağırlayabilme kapasitesine sahip olan Lamia gece organizasyonları bazında, İzmir’de bir başka gezi ve eğlence gemisi olmaması açısından da benzersiz bir örnek teşkil ediyor.
Genelde Türk Mutfağı örneklerinin ağırlıkta olduğu mönüsü ve Türk müziği ile Türk folklörü ögelerinin bulunduğu, Türk gecesi konseptini sunan işletme, misafir grupların özel isteklerine göre mönü ve müzikte değişiklikler yapabiliyor.
Lamia’nın önemli bir özelliği, şu andaki kullanım amacına uygun olarak sipariş edilip, gezi ve restoran gemisi şeklinde inşa edilmiş olması. Teknik olarak, uluslararası bir yolcu gemisinde bulunması gereken tüm donanıma sahip. Pratikte bu ne anlama geliyor? Öncelikle motor sesi duymuyorsunuz. Lamia ile aynı boyuttaki diğer gemilerde hissettiğiniz titreşimi burada hissetmiyorsunuz. Hatta denize açıldığınızı, seyir halinde olduğunuzu farketmeniz bile belli bir zaman alabilir... O kadar sessiz ilerliyor ki denizde... Gemi, deniz, körfez turu deyince Lamia gezileri, aklınıza sadece sıcak havalarda ve yaz mevsimine özel bir alternatif gibi gelmesin. Tüm güvertelerinde açıkhava ısıtma sistemi bulunan Lamia, kış aylarında da sizleri üşütmeden faaliyetlerine devam ediyor.

Yazının devamı...