Bodrum’da bahar

Bodrum’da bahar


       Güneş habersiz bir misafir gibi çalıyor kapımı. Ter içinde uyanıyorum kış ortasında.
       Daha yolda gelirken kar ve tipi nedeniyle yolunu şaşıran bir köylünün soğuktan donarak öldüğünü söylüyordu ajanslar; burada ise denize davet var...
       Selamsız ve sabahsız üstüme doğan misafire merhaba deyip atlıyorum bisikletime.
       Çiçek kokuyor dünya.
       Çetin Altan’a göre refah seviyeleri bizimkilerden 90 kat yukarıda olan bir iki sersem turist sırt çantalarıyla garajın yolunu tutmuşlar bile.
       Rıhtımda balıkçıların yolunu gözleyen uyanık kediler ve kendilerini kedilerle dalaşmak zorunda hisseden köpeklerin oynaşmasını seyrediyorum bir süre.
       Ters dönmüş restoran sandalyeleri ve paket kağıdı ile perdelenmiş vitrin camları sezonun bittiğinin habercisi aslında.
       Perhizde olduğum için fazla abartmadan Yunuslar pastanesinden biri patatesli, diğeri ıspanaklı iki küçük börek alıyorum.
       Sabahları en güzel güneş Denizciler Kahvesi’nde olur. Hani karakolun yanındaki...
       Gazetelerimi de alıyorum koltuğumun altına.
       Güneşten daha sıcak bir çay söylüyorum keyfimin orta yerine.
       Kokluyorum havayı, Bodrum geliyor burnumun ucuna.
       Karım duymasın ama kahvaltıya güzel bir bayanı misafir ediyorum.
       Daha doğrusu o benim çağırmama fırsat bile bırakmadan miyav diye bitiveriyor yanımda.
       Böreklerimin yere düşen kırıntılarını yediğini görüyorum minik hanımefendinin.
       Biraz döke saça yemek geliyor içimden börekleri. Karnı doyunca gidiyor nankör kedi.
       Güneş öyle ısıtıyor ki Bodrum’u, beyazlar kendine geliyor begonvillere sormadan.
       Tek tük açık dükkanlardan Boney M müziği eşliğinde kıyafetler çıkıyor kapının önüne dizilmelik.
       Yürürken “Lan bu Gani Müjde diil mi?" cümleleri duyuyorum arkamdan bana yetişmeye çalışan ve buna hala alışamamış olmama alışıyorum...
       Geldiği gibi gidiyor davetsiz misafirim sevgili güneşim.
       Akşam oluyor kalenin bedenlerinde. Eh balık yemenin tam vakti.
       Gümüşlük’te Akvaryum’da olmak lazım şimdi diyorum ve arabaya atlıyorum.
       Teypte Sibel Can’ın Türk Sanat Müziği kaseti alıp götürüyor beni uzak diyarlara...
       Hastayım yaşıyorum şarkısının bestecisi Dramalı Hasan takılıyor kafama.
       Drama Balkanlar’da bir yer olmalı. Eğer bizim bildiğimiz manada Drama ise orası.
       Dramalı Hasan’ın bu dram yüklü şarkısına şaşmamak gerek zaten.
       Çok uzakta Kalimnos ve Leros adalarının gözümüze emanet ışıkları var.
       Onlar adaları almış ama Dramalı Hasan da bize kalmış diyorum içimden ve seviniyorum...
       Yüksek sesle hep birlikte söylüyoruz şarkıyı... Sibel Can, ben ve Dramalı Hasan...
       Cengiz ve eşi İlknur, nefis bir masa ile karşılıyorlar beni Gümüşlük’te.
       Saragozları elimizle götürüyoruz etrafa aldırmadan.
       Yan masadan da orfoz çorbası geliyor bir yerimiz şişmesin diye.
       Mevsim sonu indirimli saatler çarçabuk geçiyor nedense ve hasırları toplanmış çardaklarda gece daha çabuk oluyor.
       Tekrar yola koyuluyorum...
       Yazdan kalma ışıklı bilboardlarda “Sen de mi antrenmandasın?" yazıyor...
       Hayır canım Bodrum’dayım.
       Hayatın kıyısında, cennetin ortasındayım.
       Sonbaharda Bodrum’dayım...

Kendime ait haber bülteni

       TÜRK Telekom evine telefon bağlamadığı halde 1907 Derneği’nde konuşacak olan Gani Bey’in yeni kitabı yeni çıktı...
       Bugün ne yumurtlayacak bakalım diye ısrarla okunan bu köşenin değerli yazarı, eşsiz insan, edebiyatçı ve minder hakemi Gani Bey’in yeni kitabı çıktı.
       “Ya benimsin, ya toprağın. Ya da arasını bulalım" adlı rest - modern kitap Cumhurbaşkanı’mız Remzi Kitabevi’ni ziyaret ettiğinde bir adet alırsa daha çok satar sanıyorum ve rica ediyorum.
       Kitapçılarınızdan, eğer bölgede kitapçı yoksa Aygaz bayilerinden ısrarla isteyiniz.
       O da yoksa oturduğunuz semti değiştiriniz.
       Bu arada 12 Kasım’da TÜYAP’ta “Türk mizahı Şampiyonlar Ligi’nde mi?" konulu bir söyleşi olacak. Parantez yayınlarının düzenlediği söyleşide Erdil Yaşaroğlu, Metin Üstündağ, Meral Onat, ben ve siz varsınız konuşmacı olarak...
       Aynı gün İstanbul’daki ilk ve son imza günümü de eda edicem hayırlısıyla.
       Bu arada Türk Telekom’u unutmadım. Bugün geçiştiriyorum.
       Bu kadar haber yeter şimdi de spor.
       Aslan Fenerbahçe’min gözbebeği anlı ve şanlı 1907 Derneği’nin (Genel Yayın Yönetmenim de bu derneğe üye olduğu için biraz abarttıysam kusura bakmayın. ekmek parası...) 13 Kasım gecesi yapılacak muhteşem gecesinde ben muhteşem konuşmacı olarak bulunuyorum.


Yazara E-Posta: g.mujde@milliyet.com.tr