Gizem Telci »Birinci Ağızdan Şehir Keşiflerigizemtelci@gmail.comTüm Yazıları

Bu bir davet yazısıdır. Fransa’nın başkenti Paris’e... Geçen kış doğumgünü kutlamak için gittiğimiz Paris’te neler yaptık, sizinle de paylaşmak üzere derledik. Ve tabi ki biz çok eğlendik, şimdi sıra sizde diye düşünerek bir rehber hazırladık.

şehirnotları-paris

Şimdi gelin Disneyland’da beraber eğlenelim, Eiffel Kulesi’nin romantizmine kendimize bırakalım, Louvre Müzesi’nin şahaneliği karşısında beraber etkilenelim. Sizi daha fazla sabırsızlandırmadan dört günlük Paris kaçamağımızda neler yaptığımızı, nereleri gezip gördüğümüzü paylaşalım.

Eyfel, Paris’ten Önce Gelir

şehirnotları-paris2 

Tabii ki Eyfel’i görmeden başlayamazdık gezimize. Oranın romantizminden nasiplenmeliydik. 128 yaşında olan Eyfel tamı tamına 324 metre. Kulenin zirvesine çıkmak istiyorsanız 1,665 basamak çıkmanız gerekiyor. Şaka şaka, asansör var artık. Kulenin içinde oldukça şık bir restoran var, Jules Verne Restaurant (Restaurant le Jules Verne). Eyfel Kulesi’nin romantizmle eşleşen duruşuna ek olarak bu restaurantta yemek yiyerek romantizmi doruklarına çıkarabilirsiniz. Hem akşamları ışıklandırması ile ayrı bir büyüleyici. Pek çok gezgin “demir yığını” olduğunu söylese de herkesin bir kere olsun Eyfel Kulesi’ne gitme isteği inkar edilemez.

 

Başlı Başına Bir Şaheser Louvre Müzesi

Şehir Notları Paris

Bir diğer olmazsa olmaz durağımız Louvre idi. Sadece Paris’in değil dünyanın en büyük müzelerinden olan Louvre Müzesi, hem dünyanın en değerli tarihi sanat koleksiyonuna sahip hem de Paris’in en büyük saraylarından biri. Müzenin ana girişi önündeki cam piramitten. İçinde Fransız tabloları ve heykelleri, İtalyan tablo ve heykelleri, Antik Mısır, Antik Yunan koleksiyonları bulunan müzede ilginizi en çok çekecek parça şüphesiz Mona Lisa tablosu. Mona Lisa’nın gizemli gülümsemesini yerinde görebilirsiniz. Fotoğraf çekmek de yasak değil.

Paris’in Cennet Köşesi Tuileries Bahçesi

şehirnotları-paris7

Bir başka durağımız, Paris’te bir cennet Tuileries Bahçesi. Huzuru bulacağınız, sizi bambaşka dünyaya götürecek adres. Parkın içindeki havuzun çevresini sarmalayan yeşil sandalyelere oturup huzuru doya doya içinize çekebilirsiniz. Kitap okuyan, uzanan, manzarayı seyreden, sohbet eden insanlar göreceksiniz bolca. Ortamdaki dinginlik sizi alıp götürecek. Hele de hava güzelse… Masmavi gökyüzünün altında, yemyeşil bir alanda, ağaçların arkasında beliren Paris’i dinlediğinizi hayal edin. Dinlerken bile başka coğrafyalara adım atmış olmalısınız. Ağaçlarla çevrili yürüyüş yolunda çok sayıda güzel kafeler var, bir şeyler atıştırmak için ideal. Burası Tuileries Sarayı’nın eski bahçesi. Ne yazık ki gerçek sahibi Paris Komünü sırasında yıkılmış. Hem bu yüzden hem de Louvre Sarayı’na yakın olduğundan Louvre Sarayı’nın bahçesi gibi algılayabilirsiniz. Bahçenin her yanın adım adım gezmenizi öneriyoruz. Binalardan ve kalabalıktan sonra bu ruhunuza çok iyi gelecek.

İçindeki Çocuğu Serbest Bırak; Disneyland

şehirnotları-disneyland

Bir başka durağımız ise Disneyland. Çocuklar gibi şen olduğum 30 yaş kutlaması da oldu benim için. Daha girişte sizi karşılayan rengarenk bir şato bile içinizi kıpır kıpır etmeye yetiyor. İçerisi mi? Anlatılmaz yaşanır türünden ama biz yine de kısacık anlatalım. Böylesine büyülü bir atmosferde zaman geçirmenin bedeli olsa da kampanyaları takip ederseniz indirimli bilet alabilirsiniz. Doğum gününde ise ücretsiz giriş var. Ne güzel bir hediye! 5 bölümü olan parkın giriş bölümünde çok sayıda dükkan ve Uyuyan Güzel’in şatosu var. Ayrıca tüm parkı yürümek istemiyorsanız buradan kalkan trenle tüm parkı gezebilirsiniz. Diğer bölümler ise uzay temalı maceralar yaşayabileceğiniz Discoveryland, daha çok çocuklu misafirler için Fantasyland, Indiana Jones ve Karayip Korsanları gibi maceracı karakterlerin olduğu Adventureland ve vahşi batı rüzgarlarının estiği Frontierland.

Disneyland’e gittiğinizde muhakkak günü oradan bitirin ve her akşam Disneyland Kulesi’nin üzerine yansıtılan çizgi film şölenine ve havai fişek gösterisine tanıklık edin.

Antrikota Hardal Etkisi; Le Relais de l'Entrecôte

şehirnotları-le-relais-de-l-entrecote

Acıktık değil mi? O halde Paris’in meşhur antrikot restoranı Le Relais de l'Entrecôte’ye gidelim. Standart menüye sahio restoranda balzamik soslu cevizli marul salatası, tepeleme patates kızartması veee cafe de paris soslu antrikot. Yanına bir de şarap… Şüphesiz yiyeceğiniz en leziz et burada. İşin sırrının sosta olduğunu düşünüyoruz, fakat sosun tarifi bir sır gibi saklanıyor. Size anneniz gibi servis yapan garsonlardan aldığımız bilgi, içinde zeytinyağı ve hardal olduğu yönünde. Ama gerisini söylemediler tabi...

Dış Mimarisi İle Şaşırtan Pompidou Merkezi

şehirnotları-pompidou

Paris’in görülmesi gereken yerlerinden biri de Pompidou Merkezi. Görünce biraz şaşırabilirsiniz açıkçası. Alıştığımız müze binalarından çok daha farklı ve dinamik bir mimariye sahip burası. Ünlü mimarlar Richard Rogers ve Renzo Piano’nun tasarladığı Pompidou Merkezi içinde sergi alanları, kütüphane, sinema, restoran ve seyir bölümü bulunuyor. Önünde uzun bir kuyruk vardı biz gittiğimizde. Aileler çocuklarını alıp pazar günlerini burada geçiriyorlar. Çocuklar atölyede zaman geçirirken büyükler de müze geziyorlar. Ne kadar da dolu dolu bir hafta sonu!

 

Büyüleyici Olduğu Kadar Tüyleri de Ürperten Père Laichaise Mezarlığı

şehirnotları-paris6

Bir mezarlık gezmek hiç bu kadar ilginç ve büyüleyici olmamıştı. Paris’in Père Laichaise Mezarlığı’ndan bahsediyoruz. (Okunuşu Lö Per Şalez) Sanatıyla, müziğiyle, edebiyatıyla ölümsüzleşen isimler yatıyor bu mezarlıkta. 43 hektar genişliğindeki bu mezarlıkta her dinden ve ırktan isim yer alıyor. Mezarların kiminde hayranlarının ruj izleri kiminde şarkı sözleri yer alıyor. Sanat dolu, yaşanmışlıklarla dolu bir mezarlık. Burada yatanlar arasında kimler yok ki; sürgünde vefat eden Ahmet Kaya ve Yılmaz Güney, Sadık Hidayet, Jim Morrison, Balzac, Chopin, Édith Piaf, La Fontaine, Molière, Simone Signoret, Oscar Wilde.. Ayrıca Fransız Savaşı’nda ölen Ermeniler ve Auschwitz’de ölen Yahudiler anısına dikilen anıt mezarlar ve Paris Komünü’nde kurşuna dizilenlerin anısına yapılan Federeke Duvarları bulunuyor burada. Farklı farklı mezarların olması da sizi büyüleyecek ve şaşırtacak.

 

Fazlasıyla Anlam Yüklü Sacré-Cœur Bazilikası

şehirnotları -paris4

Paris’in en ünlü kilisesi Sacré-Cœur Bazilikası’na da uğramasak olmazdı. Savaşta ölen 58,000 askerin anısını taşıyan bu kilise Monmartre Tepesi’nde yer alan bembeyaz bir kilise. Eyfel Kulesi’nden sonra şehirdeki en yüksek yer olduğundan kilisenin kubbesine çıkıp Paris manzarasına bakıp büyülenebilirsiniz. Sana bugün bir tepeden baktım Aziz Paris. Bazilikanın içinde İsa heykeli, İsa mozaiği, Son Akşam Yemeği gibi sahnelerin tasvir edildiği bronz heykeller, Jeanne d’Arc ve Aziz Louis’i simgeleyen atlı heykeller yer alıyor. Fotoğrak çekmek yasak bu arada. Fotoğraf çektiğinizi görürlerse önce uyarıyorlar, ısrarla fotoğraf çekiyorsanız kapıya kadar eşlik ediyorlar.

Aşık Olunası Bir Kitabevi: Shakespeare and Company


şehirnotları-paris9 

Bu dükkanı sevmek için kitap kurdu olmanıza gerek yok. Kendisi başlı başına fazlasıyla sempatik bir yapı. Kitabevi zamanında Ernest Hemingway, Ezra Pound, F. Scott Fitzgerald, Gertrude Stein ve James Joyce gibi birçok yazar sıklıkla ziyaret edermiş. James Joyce'un ilk zamanlar ABD ve Birleşik Krallık'ta yasaklı olan Ulysses romanı ilk olarak da bu kitabevinde basılmış. Buradan kitap satın alabilir, ödünç alabilir ve hemen yanındaki kafe bölümünde okuyabilirsiniz.

 

Alışverişin Görkemli Merkezi: Galeries Lafayette

şehirnotları-le fayette

İlk defa “bir çöp alamadan” çıktığım bir alışveriş merkezi oldu yurtdışında, o da burası. Abartmıyorum burada insan kendini fakir hissediyor. Çünkü markaların hepsi fazla lüks. Üzerine bir de Euro - TL farkı eklenince, eller pek cebe atılamıyor haliyle. Burası alışveriş yapmak için değil ama tarihi, etkileyici binasını mutlaka görmek için uğramak gereken bir yer. Bir de en alt katındaki ismini bir türlü hatırlayamadığımız makaroncunun, passion fruit’li makaranonunu yiyin mutlaka.

 

Kalbimizi Bıraktığımız Pastane: Boulanger Patissier

şehirnotları-paris3

Bu pastaneyi görürseniz çıkmayın içinden. Eklerini yiyin, pastalarını yiyin, envai çeşit tatlıları var, onları tadın.

Ve Tabi ki Champ Elysees (Şanzelize Caddesi)

şehirnotları-champ elysees

Fransızların kendi aralarında dünyanın en güzel bulvarı olarak adlandırdığı cadde burası. Dünyanın en güzeli demek biraz fazla iddialı bizce, ama gitmişken görmeden olmaz. Cadde ünlü Concorde Meydanı’ndan başlıyor ve Arc de Triomphe anıtının bulunduğu Charles de Gaulle Meydanı’nda bitiyor. Sağda solda güzel kafeler, mağazalar, restoranlar bulunuyor.

Caddenin Sonunda Devasa Arc de Triomphe Sizi Bekliyor

şehirnotları-paris5

Arc de Triomphe yani Zafer Takı, Napolyon Bonapart zamanında ypılmış. Bonapart, Austerlitz savaşında galip gelen fransız askerlerine seslenmiş ve "Evinize zafer taklarının altından geçerek döneceksiniz." demiş. Bunun üzerine de 18 Şubat 1806 tarihinde Zafer Takı'nın inşa edilmesini istemiş. 15 Aralık 1840 tarihinde, Napolyon Bonapart'ın cenazesi Zafer Takı'nın altından geçmiş. Altında I. Dünya Savaşı'nda ölen Fransız askerler için meçhul asker mezarı (Tombe Du Soldat Inconnu) bulunuyor. Mezarın üstünde bulunan alev ise 1923 senesinden beri hiç sönmemiş. Her akşam 18.30’da alev, askerler tarafından bir merasimle tazeleniyor. Denk gelirseniz izleyebilirsiniz.

Dört günlük Paris gezimizdeki duraklarımız böyleydi... Bir de ara sokakları arşınladık bolca. Tabii gezilecek daha çok yer var Paris’te. Dört günümüzde doya doya gezmeye, çokça anı biriktirmeye ve tüm klişeleri de yerine getirmeye çalıştık. Ve tüm bunları sizlere de aktarmak istedik. Umarız Paris hakkında fikir sahibi olmanıza ve içinizdeki Paris aşkını alevlendirmişizdir. Bol gezmeli tozmalı günleriniz olsun.

 

Etiketler