›› Aslında tüm bunların hiç yaşanmaması gerekiyordu. Kötü bir kaderin kurbanı olmak değil olan biten. Terminolojik olarak, kader dediğiniz de neticede kimin ne yapacağının, hangi tercihleri kullanacağının bilinmesi...

›› Mahkemeler görevini yapsaydı zaten aramızda dolaşmıyor, halk otobüsünde şoförlük yapmıyor olacaktı. Suç işlemeyi alışkanlık haline getirmesine ve defalarca yargılanmasına rağmen cezalarının ertelenebilmesi, cezasında iyi hal indirimi yapılması zaten skandaldı. 
Aldığı cezaya rağmen ertelenmiş cezalarının 
infazı için zamanında harekete geçilmemesi ise
o büyük trajediye yol açtı...

Yargının işi zor!
Zaten devasa olan iş yükü katlandı.
Darbecilerle ilgili soruşturma ve davalar değil sadece iş yükünü artırıp, cezaevlerini tıka basa dolduran.
Slogan atandan tweet atana, fikirlerini yazandan broşür dağıtana kadar uzanan tutuklama ve soruşturma furyası, sahte ihbarları Başbakanlık genelgesine ve yasadaki açık hükümlere rağmen aşırı ciddiye alma hali yargıyı bu noktaya getiren.
Polisin durumu da farklı değil.
Öyle bir hal ki hırsızlık şubesi terör soruşturmasındaki gözaltı talimatını yerine getiriyor, aile hâkimi sorguya giriyor, açık cezaevlerinin kapıları ağır suçlulara açılıyor.
Bu tabloda doğal ki bazı “mühim olmayan” dosyalar da unutuluveriyor.
***
Ankara’da, yeni yılın ilk günlerinde Etimesgut’ta bindiği halk otobüsünde şoför İbrahim Tuncay tarafından öldürülmeye çalışılan, bilincini kaybedene kadar boğazı sıkılan ve tecavüze uğradıktan sonra gasp edilen kadının yaşadıklarını biliyorsunuz.
Olaydan hemen sonra, “Otobüsü karanlık bir yere çekmemi, cinsel ilişkiye girmemizi istedi. Sonra vazgeçti. Ancak sert sevdiği için tecavüz ettim” diyen, savcılıkta ise, “Daha önce de cinsel ilişkiye girmiştik. O akşam da ilişkiye girdik, sonra çıplak fotoğrafını çektim” diye ifade değiştiren sanık Tuncay hakkındaki davanın ilk duruşması yapıldı.
Benzer suçlardan hükümlülerin yattığı koğuşta tutuklu bulunan Tuncay, ifadesini yeniden değiştirdi duruşmada.
Bu kez, “Hiç cinsel ilişkiye girmedik, zaten regldi” şeklinde savunma yaptı. 
Hazırlıklıydı, mahkemede nasıl davranırsa, “indirim” alabileceği bile söylenmişti belli ki.
***
Aslında tüm bunların hiç yaşanmaması gerekiyordu.
Kötü bir kaderin kurbanı olmak değil olan biten.
Terminolojik olarak, kader dediğiniz de neticede kimin ne yapacağının, hangi tercihleri kullanacağının bilinmesi.
Ve Türkiye söz konusu olunca bilme kudreti, insanlar için bile mümkün.
Bunların yaşanmaması gerekiyordu çünkü mahkemeler görevini yapsaydı Tuncay zaten aramızda dolaşmıyor, halk otobüsünde şoförlük yapmıyor olacaktı.
H H H
2012’de yine Etimesgut’ta yaşayan H.A. adlı erkek, savcılığa Tuncay hakkında suç duyurusunda bulundu.
H.A., önceden tanıdığı Tuncay’ın kendisine tecavüz ettiğini, tecavüzü kayda aldığını ve hesabına para yatırmazsa görüntüleri yayacağını söylediğini aktardı.
Açılan davada, mahkeme, Tuncay aleyhinde hesabına para yatırılması dışında kanıt bulunmadığından beraat kararı verdi.
***
2015’te işlediği suç ise gizlenecek gibi değildi.
Tuncay, 3 Mayıs 2015 günü, saat 15.30’da Kızılay’da, yani öğlen saatlerinde Ankara’nın en kalabalık bölgesinde Kumrular Sokak’taki bir kafeye girdi.
Burada yemek yiyen bir kadını izlemeye başladı.
Kadın, lavaboya indiğinde arkasından gitti ve tuvaletten çıkmakta olan kadını ağzından tutarak bir kabine soktu.
Kadını tehdit ve darp eden Tuncay, yalvararak bakire olduğunu söylemesi üzerine, orada kendini tatmin etti ve çıkıp gitti.
Kamera kayıtları vb. deliller o kadar netti ki hemen yakalandı.
Savcılık ise sadece basit cinsel saldırı ve alıkoyma suçundan dava açtı.
Mahkeme, dava sonunda duruşmalardaki tutumu nedeniyle cezada indirim yaptı ve 8 yıllık cezayı 6 yıl 8 aya indirdi.
Ancak temyiz aşamasına kadar tutuklanmasına gerek görmedi.
***
Bu karar, 29 Kasım 2016’da verildi.
Tuncay, halk otobüsünde cinsel saldırıda bulunmadan sadece 35 gün önce.
Tutuklanmasa da olurdu zira Tuncay’ın aslında hükümlü olduğu dosyalardan cezaevine girmesi gerekiyordu.
Suç kaydına göre, 2009’dan bu yana dört kez ateşli silah taşıma, altı kez kasten yaralama, iki kez tehdit, iki kez cinsel saldırı, bir kez kamu görevlisine hakaret suçlarından yargılanmıştı.
Üç ayrı davada ceza almış, bir daha suç işlememesi kaydıyla cezaları ertelenmişti.
Mahkeme, cinsel saldırı suçundan suçlu bulununca, daha önce ertelenen cezalarının infaz edilmesi için ilgili mahkemelere yazı gönderilmesini de kararlaştırdı.
Bunu da 29 Kasım tarihli kararda açıkça belirtti.
Peki, gereği yapıldı mı?
Kayıtlara göre, hayır.
***
Tuncay, geçen 35 günlük sürede yazıların zamanında yazılmaması, mahkemelerin zamanında harekete geçmemesi nedeniyle cezaevine konulmadı.
35 gün sonra halk otobüsüne binen kadına saldırdı.
Suç işlemeyi alışkanlık haline getirmesine ve defalarca yargılanmasına rağmen cezalarının ertelenebilmesi, cezasında iyi hal indirimi yapılması zaten skandaldı.
Aldığı cezaya rağmen ertelenmiş cezalarının infazı için zamanında harekete geçilmemesi ise o büyük trajediye yol açtı.
***
“İşler yoğun, olur böyle şeyler” değil mi?
“Yazdık zamanında o yapmamış”, “Hayır, ben yaptım o yapmadı” ya da “Aslında hiçbiri olmadı” da denilebilir.
Öylece tarihe kaybolur, unutulur gider, “Büyük büyük meseleler varken bir kadının yaşadığı ne ki?”
Alışkınız, hepsi söylenebilir.
Söylenebilir de gerçek değildir hiçbiri.
Ve bir kadının özgür, güvenli, korkmadan, istediği biçimde gündelik hayatını yaşayabilmesiyle ölçülür ülkelerin standartları unutulmasın ki.
Etiketler