Gül Mutlu Eskihancılar

Gül Mutlu Eskihancılar

gulmutlu.eskihancilar@gmail.com

Tüm Yazıları

Bir ortamda herkes bağırıyorsa, aslında hiç kimse birbirine sesini duyuramaz ve ayrıca bir süre sonra kafanız karışmaya, canınız sıkılmaya kulaklarınız uğuldamaya ve hatta beyniniz yanmaya başlar.

(Şimdiki gençlerin çok sık kullandığı bir laf beyin yanması. Gerçekten de , bazen içinde bulunduğumuz ruh halini en iyi tanımlayan, son zamanların en vurgulu sözcükleri bunlar)

Hiçbir ölçü standartı olmayan rengarenk, boy boy, bazen dev harfler, bazen eğri büğrü olanlar ve bazen de kimi binaların neredeyse tüm yüzünü kaplayan çirkin tabelalar da, tabir caizse beyin yakıyor.

Bu tabelalar çirkinliklerinin yanısıra işyerlerini kimliksizleştiriyor ve tekdüze hale getiriyor.

İnsan algısı yürürken sürekli kayan bilgilerin tümünü almaya da açık olmadığından, sanki hepsi aynı dükkan gibi duruyor.

Yani, senin yanındaki dükkandan farklı olmana engel de oluyor.

İş sahiplerinin kendilerini, satış ya da reklamı desteklemek için, tabelanın ayırt edici önemli kriter olduğu fikrine fazlasıyla kaptırdıklarını düşünüyorum.
Bu fikre son derece sadık oldukları da asla küçülmeyen tabela ebatlarından belli.

Aynı binadakinden, yan binadakinden, karşı binadakinden daha büyüğü, sonra daha da büyüğü, sonra daha daha büyüğü ve bir gün geliyor bir bakıyorsunuz, bu tabela savaşları yüzünden sokaklar bile görünmez hale gelmiş.

Bence, aynı işi yapan çok sayıda insan olması nedeniyle oluşan rekabet şartları, bu tabela savaşlarını meşru kılmaz.

Kim bilir belki bir gün küçük tabelaların kısık sesleriyle de kendilerini yeterince ifade edebilecekleri bilincine varılır da, bu bağırıp çağırmalar bir son bulur.

Haberin Devamı

Sözün özüne uygun olmalı!

MarketIng denince, ilk olarak bu konunun üstadı Amerika geliyor insanın aklına.

Amerika denince New York. New York denince de Times square geliyor elbet.

Bulut delen gökdelenlerin bulunduğu Times Square’de başınızı döndüren koca koca reklam panoları, yanar döner dev ekranlar var. Yani, özü sözü bir!
Peki ama başka bir semti “Soho” da bu tabelalar neden yok.

Silueti bozmayacak, doğal ve tarihi çevrenin dokusuyla bütüncül, cephe ve tabela yönetmeliği uygulaması ve bu uygulamaya harfiyen uyan vatandaşlar var da ondan.

Ve yine özü sözü bir.

Suç, kapitalist dünya düzeninin mi?

Haberin Devamı

Bir zamanlar İstanbul’daki İstiklal Caddesi’nde de benzer bir uygulama vardı.

Her işyerinin tabelası kutu harf ve pirinç renginde olacak şekilde düzenleniyordu.

Firmalara kurumsal renklerini bir kenara bırakıp, İstiklal’in ruhuna uygun şekilde hareket etme zorunluluğu getirilmişti.

Ancak kapitalist dünya düzeni, İstiklal’in tabela kurallarını da yiyip yuttu.

Bilinç ve özen lazım

Bodrum Belediyesi’nin ilan, reklam ve afiş kullanımına ilişkin usul ve esaslar hakkındaki yönetmeliğinin bir maddesinde şunlar yazıyor:

2.2.10. Kentin siluetini bozacak doğal veya tarihi çevrenin algılanmasını engelleyecek şekilde tescilli arsa ve binaların önüne reklâm konulamaz. (Yüzde 5’lik kapsamda tabela koyabilir.)

Belediyenin bu yönetmeliğine neredeyse hiç kimse uymuyor.

Hatta birçok işyeri reklam panosu ile yetinmeyip, etrafa afiş de asıyor.

Dünyanın gelişmiş ülkelerinde vatandaşlar özellikle turistik bölgelerin görüntüsünün hem kendileri hem de turistler için ayrı bir önem taşıdığının farkında ve bu bilinçli özeni de gösteriyor.

Ama ne yazık ki, aynı özeni biz gösteremiyoruz.

Ve maalesef bu özensizlik, burada yaşayan insanların görsel kültürünün yeterince gelişmediği ve görüntü kirliliği üzerinde düşünmediği intibası da uyandırabiliyor!!!

Gelin gerek belediye, gerekse vatandaş olarak bu bilinçte olduğumuzu gösterelim de, eşsiz güzelliğiyle ‘Arz-ı Endam’ eden Bodrum, tabela savaşlarıyla olan sınavından yüksek not alsın.

Bodrum Belediyesi, 2019 Nisan ayında cadde ve sokak aralarındaki izinsiz asılmış reklam tabelaları, afiş ve buna benzer malzemeleri toparlama çalışmaları yaptı.

Kökünü kazıyamadı ayrı mevzu ama en azından iyi niyetli bir davranış sergiledi.

Geçenlerde Bodrum Belediyesi yetkilileri aynı çalışmanın ilçe genelinde devam edeceğinin bilgisini verdi.

Bir konum atsana!

Günümüzde hemen hemen herkesin elinde, tabeladan çok daha akıllı telefonlar var.

Haberin Devamı

Ve biz de aradığımız yerin lokasyonunu, bu akıllı telefonlardaki navigasyon uygulamasıyla buluyoruz.

Herkes birbirine ‘bir konum atsana’ diyerek bu işi rahatça çözüyor.

Kocaman tabelalar yaptırıp da boşuna çok para harcamayın artık.