Niye Mikonos gibi olmasın

Haremtan Tepesi, Bardakçı Koyu’ndan yukarıya tırmanınca ulaşılan, Bodrum’un en görkemli manzarasının bulunduğu, tüm kentin çok rahatlıkla görülebildiği bir nokta. Bu noktada 8 tane de yeldeğirmeni var. Hem de 200-250 yıllık tarihi olan değirmenler. Hani Mikonos’ta herkesin hatıra fotoğrafı çektirdiği, yamacında günbatımını izlemek için akın akın gelinen, kentin gururu olan ünlü değirmenler var ya! İşte onlardan. Sahip olduğu güzellikler, birilerinin gururu ve sembolü haline gelirken, birilerinin utancı haline gelebiliyor maalesef.

Niye Mikonos gibi olmasın

Bizim değirmenlerin pervanelerinin tamamı kırılmış, kapıları yerlerinden sökülmüş. Bir kısmının içi çöplüğe, bir kısmının içi ise tuvalete dönmüş. Öyle pis koku yayılıyor ki, değirmenin içine girmek mümkün değil. Düşünsenize, tur rehberleri değirmenlerin bu içler acısı hali sorulduğunda, utançlarından, turistlere durumu nasıl açıklayacaklarını, ne diyeceklerini bilemez hale gelmişler. Konuyu turizm yetkililerine defalarca ilettiklerini ancak yıllardır kalıcı bir çözüm getirilemediğini söylüyorlar.

Çevre bilinci gelişmeli

Bodrum Belediyesi, değirmenlerin dış cephelerini zaman zaman boyuyor, fakat içlerini temizlemiyor. Şimdi ben “temizlenmiyor” diyorum ama belki de temizleniyor, ancak temiz halini görmek çok az kişiye nasip oluyor. Dış cephelerinin de uzun süre bembeyaz kalma şansı çok düşük. Eline boyayı alan, yazıp çizmeye başlıyor. Sanırsın hatıra defteri.

- Temmuz 2019 Okan buradaydı!.. - Ali, Ayşe’yi seviyor!.. - Batsın bu dünya!..

Sevgili Okan, senin hangi Okan olduğunu senden başka kimse bilmiyor. Hangi Ali, hangi Ayşe’yi seviyor? Ve ayrıca Alicim, bu şahane hissini Ayşe’ye direkt söylesen. Herkes bilsin istiyorsan, hazır Bodrum semalarındayken var gücünle evrene haykırsan. Ve sen dertli arkadaşım, bulduğun yeri karalarsan dünya zaten batacak. Çevreyi kirletiyoruz! Doğayı katlediyoruz! Evet, bunları biz yapıyoruz!.. Kendimize, geçmişimize, bugünümüze ve geleceğimize ihanet ediyoruz!.. Nefes aldığımız, doğduğumuz, bizi doyuran, bizi içinde barındıran yaşam alanımız, en değerli varlığımız olması gerekirken biz bunu sağlayamıyoruz. Sağlayamıyoruz, çünkü gerekli olan “çevre bilinci” birçok insanda maalesef yok.

İşin özü: Çevre bilinci gelişir ve hepimizin katılacağı bir ortaklığa dönüşürse... Kalıcı temizlik alışkanlıklarının toplum bazında yayılmasına birey olarak katkıda bulunursak... İşte ancak o zaman dünyamız yeni nesillere miras olarak kalabilir.

Niye Mikonos gibi olmasın