100. yıl ve Atatürk

İKİNCİ Dünya Savaşı’nın nedeni halkın içinden çıkmış, demokratik yolları kullanarak zirveye gelmiş ve birer diktatöre dönüşmüş olan Almanya’nın Nazi lideri Hitler ile İtalya’nın faşist lideri Mussolini adlı psikopatlardır.

Onların insanlığı yakan ihtiraslarıdır.

Sona erişinin 100. yıl dönümü bağlamında dünya liderlerinin Paris’te bir araya geldikleri Birinci Dünya Savaşı ise aristokrasinin saray kibri nedeniyle patlamıştı.

Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand’ın Bosna’da bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesini Avusturya İmparatoru bağışlamadı.

Saraylı asiller yüzyıllardır halktan öylesine farklı bir yüksekliğe konulmuşlardı ki halk gibi “kırmızı kanlı” olamazlardı...

Onlara “mavi kanlılar” deniyordu.

Avusturya İmparatoru da kendi kanından Arşidük’ün öldürülmesini savaş sebebi saydı.

Zincirleme savaş ilanlarıyla Avrupa karıştı.

İngiltere, Fransa, İtalya bir yanda... Sonraları Amerika da bu grubun yanında yer aldı.

Almanya ve Avusturya ise diğer tarafta.

Osmanlı’yı da Almanya’nın yanına çeken Birinci Dünya Savaşı’nda 17 milyon asker ve sivil öldü.

Haritalar değişti.

Milyonlarca insan yüzyıllar boyu yaşadıkları coğrafyalardan başka yerlere göç etmek zorunda kaldılar.

Köklerinden kopup yeni bir hayat kurmaya yönelirken büyük dramlar yaşandı.

.....................

Ama...

Kayıpların en büyüğünü Osmanlı Devleti yaşadı.

Avrupa’daki topraklarının tamamını, kutsal Mekke, Medine dâhil bütün Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki egemenlik coğrafyasını yitirmenin ötesinde anayurdumuz Anadolu ve üç tarafını çeviren denizleri de aldılar.

İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve Yunanlılar.

İstanbul işgalci galip devletlerin elinde kalacaktı.

Halife Sultan ise onlara “rehin...”

Sevr Anlaşması’yla
-ki Allah’tan Meclis’te onaylanabilmiş değildir.-

Türklere orta Anadolu’da “sırtüstü yatmış bir kaz” gibi harita görüntüsünde Ankara dâhil 3-5 il bırakılmıştı.

Yunan orduları İzmir’i işgal etmişti.

Ege’ye el koymuştu.

Düşünün, Muğla’dan İzmir’e gitmek için Yunanlı subayın mührünü taşıyan vize alması gerekiyordu bir Türk’ün.

İstanbul’dan İzmir’e vapurla gelen ünlü gazeteci/yazar Falih Rıfkı Atay da işgal komutanlığının mührünü taşıyan vizeyle seyahat edebilmişti.

Sonuç...

Almanya çok az bir toprak kaybına karşılık sınırlarını hemen hemen koruyabilmişti.

Oysa...

Osmanlı -bir anlamda- haritadan silinmiş gibiydi.

Ermenistan başta olmak üzere o ters çevrilmiş kaz görüntülü üç beş ilin etrafını saran Anadolu toprakları farklı etnisitelerin kuracakları devletlere bırakılıyordu.

.....................

Yani...

Asıl ve en fazla Birinci Dünya Savaşı’nın anılması, genç nesillere bütün ayrıntılarıyla anlatılması gereken ülke Türkiye’dir.

Ve...

O “makûs” talihi değiştiren, o karanlıkların içinden Kurtuluş Savaşı zaferiyle bağımsız, güçlü, dipdiri Türkiye Cumhuriyeti’ni çıkarabilen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bütün bunların eksenine koyarak görmeli ve göstermeliyiz.

Atatürk’e laf etmeye kalkışan “çukurdakilere” gelince...

“Alçaklar” diyemiyorum çünkü “alçaklık” bile gene bir seviyedir. O nedenle çukurdurlar.

Bunlara “adam” da denemez, “çukurdaki pisliklerdir.”