Derin 12 Eylül

17 Eylül 2019

Araya başka bir güncel konu girince 12 Eylül’ün yıl dönümünde yazamadım.Araya başka bir güncel konu girince 12 Eylül’ün yıl dönümünde yazamadım.Özellikle de 12 Eylül’ün hemen ertesi gününden itibaren “sol” ve “sağ”dan örgütlü cinayetlerin bıçakla kesilmişçesine durmuş olması gazetelerde, TV ekranlarında tartışıldı.“Kim, ne söyledi?” gibi polemiklere girmeksizin, bu konudaki tanıklığımı yansıtayım.

....................

O tarihlerde çok satan bir gazetenin Genel Yayın Yönetmeni’ydim.Örgütlerin günde 20-30 can aldığı süreçti.Gazetelerde artık tek sütunluk haber haline gelmişti.Söz gelişi “Terörün dünkü bilançosu 23 can” gibi başlıklarla veriliyordu.Ancak...Büyük isimlerden biri öldürüldüğünde manşete çıkıyordu.Eski başbakanlardan Nihat Erim’in ya da DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in öldürülmesi gibi...

......................

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ile sık sık konuşuyordum.Bir keresinde, Güniz Sokak’taki evinin giriş katındaki çalışma salonundaydık.O gün MGK toplantısından çıkmıştı.Öfkeli ve üzgündü.Daha önce de yazdığım anımı -özetle- tekrarlayayım...

Koltuğunun önündeki çay masasına sarı renk ciltli dosyalar yığılıydı.

Onları rastgele açıyor, içindekileri gösteriyordu.Her sayfada bir ev ya da bir apartman fotoğrafı vardı.Apartman olanların bir dairesi üzerine “X” işareti konmuştu.O daire ya da ev MİT ve polis tarafından “örgüt hücre evi” olarak tespit edilmişti.Sayfanın başında hangi örgüte ait olduğu yazılıydı.O hücrede kalanların tek tek fotoğrafları, isimleri, kod isimleri de yer alıyordu. 

.....................

Yazının devamı...