Anıt ve meşale

Eklenme Tarihi19.03.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi19.03.2019 - 8:15

DÜN Çanakkale şehitlerimizi, Atatürk’ümüzü “onur duyarak” andık.

Önce...

Demirören Medya Center’da Milliyet gazetesinin düzenlediği etkinlik... “Yeni Ağıtlar” başlığı altında “Çanakkale  Zaferi” için bestelenen eserlerin dünya prömiyeri yapıldı.

“Karanlıkdere Zeybeği” ve bir dizi eser... Çok değerli çalışmalar bunlar.

Alkışlıyorum.

Ayrıntılar gazetemizde.

Gazetemiz/gazeteniz Milliyet’in bu duygu yüklü ulusal günümüz için bir diğer “özel yerine” de işaret edeyim.

Anıtı bir anlamda Milliyet’in meşalesi de aydınlatıyor.

....................

Çanakkale Boğazı’nı geçerken ışıklandırılmış ulu bir simgedir “Çanakkale Şehitler Anıtı...”

Bu anıtın kazanılmasında Milliyet’in katkısını genç kuşaklar bilmez.

Kısaca anlatayım...

....................

Savaş bittikten sonra Çanakkale’de gemileri de karaya çıkardıkları askerleri de Mehmetçik tarafından durdurulan “İngilizler, Avustralyalılar, Yeni Zelandalılar, Fransızlar ve İtalyanlar” orada kaybettikleri askerler için düzenli mezarlıklar, anıtlar yaptılar.

Türkiye’nin yaptığı ise onlar arasında neredeyse kaybolan ölçütlerdeydi.

Atatürk bu durumu içine sindiremedi, “Ege’yle Marmara’nın birleştiği noktada 45 metre yükseklikte görkemli bir anıt yapılması” talimatını verdi.

“Çanakkale Boğazı’ndan geçenlerin görmesini, huşu duymasını” istemişti.

1944 yılında “proje yarışması” Milli Savunma Bakanlığı tarafından düzenlendi.

Hisar Burnu’nda karar verildi.

Temeli, aradan 10 yıl geçtikten sonra 1954’te atılabildi.

Ancak...

Ekonomi daralmaya başlamıştı.

Tahsisat yetersizliği gibi nedenlerle birkaç defa duraklayan inşaat çok yavaş ilerliyordu.

Aradan 4 yıl daha geçmiş 1958’e gelinmişti.

Sadece gövde kısmı yapılabilmişti.

........................

O tarihlerde Milliyet’i arka kapaktaki spor sayfasından başlayarak okuduğum çağlardaydım.

Abdi İpekçi’nin “DURUM” başyazılarını da artık kaçırmıyordum.

Ve Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı Abdi İpekçi’nin öncülüğünde Milliyet “Çanakkale Şehitler Anıtını tamamlamak” üzere bir kampanya başlattı.

Milletimiz bu işareti bekliyormuş meğer.

Yağmur değil sağanak, rüzgâr değil fırtına gibi bağış yağdı.

Ve...

Milliyet’in düzenlediği bu kampanyayla sağlanan kaynak Çanakkale’ye aktı.

Anıt tamamlandı.

20 Ağustos 1960’da açıldı.

Sütun sayısı 4 olan bu anıt uzaktan bakıldığında Mehmetçik’in “M” harfi algısını yaratıyor.

Anıtın tavanına da “mozaikten Türk bayrağı” işlenmiştir.

Basının köklü çınarı Milliyet, diliyorum ve inanmak istiyorum ki bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Türkiye’ye katkılarını sürdürecektir.

Bu bağlamda Çanakkale şehitlerimizi ve yüce Atatürk’ümüzü yürek dolusu sevgi ve rahmet anıyoruz.

KEMALYERİ

EM. General/Öğretim Üyesi Dr. Naim Babüroğlu’nun “KEMALYERİ” adlı “belgesel-anlatı” kitabını hafta sonu okudum.

Mustafa Kemal’in Çanakkale’de 9 ay 13 gününü akıcı bir üslupla belgelere dayalı olarak yansıtmış.

Mustafa Kemal’in Osmanlı İmparatorluğu’nda kendini “geleceğin umudu” olarak zihinlere işlediği süreçtir Çanakkale’deki pırıltısı.

Orada kendi adını alan bir de toprak parçası var.

Şöyle ki...

26 Nisan 1915...

Fahrettin Altay, sabah erken saatte 19. Tümen Karargâhı’na hareket eder.

Tümen’in Komutanı Yarbay Mustafa Kemal ile Kurmay Başkanı Binbaşı İzzettin (Çalışlar) Bey ayaklı bir dürbünle düşman hatlarını gözetliyorlardı.

Fahrettin Altay’ı görünce sevinirler, kucaklaşırlar.

Kolordu Kurmay Başkanı olarak Fahrettin Altay “muharebenin gidişi hakkında bilgi” alır.

Tam ayrılırken sorar: “Karargâhınız hep burada mı kalacak?”

Burasının adı nedir?

Mustafa Kemal gülümser, “Evet, burada kalacağız, ama sel yarıntılarının ismi mi olur?” cevabını verir.

Fahrettin Altay:

“Olur, olur... Mesela Kemalyeri olur.”

Ve, bundan böyle Mustafa Kemal’e gönderilen emirlere, mesajlara yer adı olarak “KEMALYERİ” yazılır.

Naim Babüroğlu şöyle yazmış:

“Mustafa Kemal’in doğum yeri KEMALYERİ’dir.”