Aslanların günü...

ASLANLARI ayakta alkışlayarak başlayayım yazıya...
Bu “harika” sonuç kalbimi ısıtıyor ama yaşadığımız “soğuğu” da yazmam gerek.
................
Önce Ali Sami Yen yağmura teslim olmuştu.
“Drenaj” çalışmamıştı.
Saha bir yapay göle dönüşmüştü.
Ne bahaneler dinlemedik ki!
Bu kez de Juventus karşısında Ali Sami Yen “beyaz kart” gördü, kara teslim oldu.
İkisinde de utandık.
Saha beyaza kesti.
Ama...
Yüzlerimiz kızardı.
En basitinden başlayayım.
Türk Telekom Arena ile Ali Sami Yen’in görünüşüne bakın.
Stadın tepesi olması gerekenden çok daha kalındır.
Stadın mimarı Mete Arat’la konuştuğumda şöyle demişti:
“Ben de çatıyı çok zarif yapabilirdim.
Ancak...
Stadın üstü -açılır kapanır- olacaktı.
Bu ağırlığı taşıması için çatıyı kalın yapmak zorunluktu.
Ne var ki son aşamada -açılır kapanır- kapalı stat projesi rafa kalktı.”
Neden?
O zaman bazı yöneticilerden bu -vazgeçişin- sebebini dinlemiştim.
“Varsın tepesi açık olsun.
Kapatmak için yapacağımız harcamayla Avrupa çapında iki oyuncu transfer ederiz!..”
................
Zihniyet böyle olunca şiddetli bir yağmurda yüzümüz kızardı.
Şimdi de...
Dolu ve kar yağınca gene utandık.
Türkiye’nin en son ve en yüksek teknoloji donanımlı stadı “o paraya iki süper oyuncu alırız” kafasıyla utanç mabedi olmuştu.
................
Hadi üstünü kapatmadın...
Ya altı?
Drenajı yaptılar ama bu kez alttan ısıtma 20 dakika dolu ve kar sonrası “S.O.S” verdi.
Karı eritmek için zeminin 18 cm altındaki “ısıtıcı” çalışmadı ya da yeterli olmadı.
Yüzeydeki beyaz tabakayı eritemedi.
................
Bir de ellerinde derme çatma tahta küreyicilerle sadece 11 çalışanın ilkel temizleme görüntüsü!
Golf arabası irisi elektrikli araçlarla modern kar küreme araçları diye bir şeyden hiç mi haberleri yoktu?
Meteoroloji bangır bangır bağırarak “akşama şiddetli kar” diye uyarıyor, kar temizleme ekibi bu kadar mı az kişiyle oluşturulur.
Anadolu ilçelerinde eskiden davul eşliğinde şöyle “maç duyuruları” yapılırmış.
“Güm güm güm...
Bu akşam saat 5’te...
Hüsmen ağanın top tarlasında futbol maçı va diyola...
Duyduk duymadık dimeyin...
Gelügelü verün...”
Aslanların Arena’sına “Hasan ağanın top tarlası” muamelesi yapılamaz.
Gerçi...
Bu zafer, Ali Samiyen’e gösterilen “beyaz kartı” aşmaktadır ama olayı unutturmamalı.
Ne Galatasaray, ne Türkiye bunu hak ediyor.
................
Birkaç satır da Aslanlar için...
Selçuk takımın maestrosuydu.
Alex’in “Türkiye’de en beğendiğiniz futbolcu kimdir?” sorusuna verdiği tek kelimelik cevap “Selçuk” olmuştu.
Selçuk Galatasaray’ın ve Türkiye’nin büyük kazancıdır.
Futboluna, onun, tevazuunu ve efendiliğini de ekleyin.
Bir de “büyük maçları, büyük oyuncular belirler” söylemini hatırlayalım.
Drogba gene sahanın lorduydu.
Sneijder’in golü ise tam bir üstat “başyapıtıydı.”
Önündekinin bacak arasından geçirerek uzak köşeye yerden vuruşta topa kavis çizdirmek, direğin dibinden filelerle buluşturmak, dünyanın en iyi iki kalecisinden biri olan Buffon’u çaresiz bırakmak...
Buna şapka çıkarılır.
Böyle bir heyecandan sonra siyasetin kapısını bugünlük kapatmama izin verin.