Barzani’nin “bağım-sızlık referandumu” bağlamında “domino taşları” teorisini güncelleyelim.
....................
1- Kuzey Irak’ta bağımsız Kürt devleti aşaması.

2- Suriye’nin kuzeyinde Kürt devleti.
3- Sıranın Türkiye’ye ve -belki de- İran’a gelmesi(!!)
4- Bu 4 ülkeden kopan Kürt devletlerinin bir “Kürt Devletleri Federasyonu (ya da konfederasyonu)” olarak aynı çatı altında birleşmesi.
....................
Domino taşlarının birincisi devrildiğinde, ikincisini, o da üçüncüsünü devirecek(!!)
Ve dördüncüsü.
....................
Plan bu.
Arkasında İsrail var.
1950’den itibaren İsrail’in “kutsal güvenlik strateji belgesi” gereği, dost olmayan Arap ülkelerini tepeden kafa kola alacak ve başka dost olmayan ülkelerle arasına “tampon” oluşturacak “stratejik ortaklar” üretmek.
Barzani’nin düğmeye bastığı Kuzey Irak’taki bağımsız Kürt devleti projesi ve domino taşları ile son hedef olan “Kürt Devletleri Federasyonu” düşman oluşumlarının üzerine çökebilir, tehdit oluşturabilir.
Ayrıca...
“İsrail’i haritadan silmeyi ulusal hedef ilan eden düşman İran” ile arasında ciddi bir tampon devlet işlevini yüklenebilir.
“İsrail’in güvenliğinin Ortadoğu’daki politikalarında önceliği olduğunu” ilan etmiş bulunan ABD’nin de bu planın destekçisi olduğu her adımından, her tavrından tartışmasız bellidir.
ABD, Barzani’ye “Referandum yapma” demiyor da karşıymış gibi yaparak “Zamanı değil” söylemiyle yetiniyor.
“Caydırıcı” tek kelimesi yok.
Türkiye’ye karşı da kullanılacağını çok iyi bildiği halde Kuzey Irak’taki PYD / PKK oluşumunu silaha boğması da bu hesaplardaki parmak izleridir.
Türkiye, Suriye’de yanlış oynadığı gibi, İsrail’i de “orantısız tavırlarla” karşısına alarak “sakarlık” yapmıştır.
İsrail yakın zamanlara kadar uçaklarını, tanklarını yenilediği, kendi savaş uçağı eğitimlerini Konya semalarında yaptığı Türkiye’yi artık kaybettiğine teşhis koyarak “alternatif güvenlik planı” sayfalarını açmış bulunuyor.
Bir zamanlar düşman Araplara karşı Türkiye ve Şah İran’ını stratejik -Arap olmayan- dost/ortak görürken, artık Ortadoğu “cast”ında bu rolü -geleceğin- “Kürt devletlerine” vermiş bulunuyor.
ABD de bu oyunun sermayedarı, yani yapımcısı. 
.......................
Her şey elbette kâğıt üzerinde göründüğü gibi kolay değil.
Barzani -bir yerlere- güvenerek, hadi daha açıkçası ABD ve İsrail’e güvenerek düğmeye bastı.
Ama...
Bu “Pandora’nın kutusunun açılmasına” da dönüşebilir.
Zeus Prometheus’la evlenen güzel Pandora’ya düğün hediyesi olarak bir kutu vermiş ve “asla açmamasını” sıkı sıkı tembihlemiştir.
Çünkü aslında “kutuyu, intikam almak istediği Prometheus’un açmasını” istemiştir.
Kutunun içi “kötülük” doludur.
Merakına yenik düşen Pandora verdiği söze rağmen kutunun kapağını açar ve “kötülük” dışarı çıkar ve bütün coğrafyaya yayılır, bulaşır.
Kürt’ün Kürt’le, Kürt’ün Arap’la, Türkmen’le, İran örgütleriyle, Şii’nin Sünni’yle kapışacağı işin içine bir de Kerkük enerji hazinesinin peşindeki büyük şirketlerin girmesiyle bölge kumunun kanla batağa dönüşeceği bir “kötülük” gerçekten kaygı verici.