Birlik zamanı

Eklenme Tarihi18.12.2018 - 8:15-Güncellenme Tarihi18.12.2018 - 8:15
ÖNCE şöyle bir Harvard olayı...

Bir lisansüstü öğrencisi bir yaz mevsimi süresince her gün üzerine siyah-beyaz çizgili tişört giyerek Harvard futbol sahasına gider. 15 dakika boyunca sahayı bir uçtan diğer uca yürüyerek yerlere kuş yemi serper.

Bu arada cebinden bir hakem düdüğü çıkartıp öttürür.

Yağmur çamur demeden her gün aynı saatte aynı hareketleri törensel bir ciddiyetle yapar.

Derken sonbahar gelir, futbol mevsimi başlar.

Harvard futbol takımının ilk maçı oynanacaktır.

Siyah-beyaz tişörtlü hakem başlama düdüğünü çalar ve o anda olanlar olur. Yüzlerce kuş sahaya hücum eder ve doğal olarak maç ertelenir.

Sonuç...

Öğrenci tezini vermiş ve mezun olmuştur. (*)

Bunu neden mi yazdım?

Cevabı yazının sonunda...

...................

Gazeteci yazar Necati Doğru, Emin Çölaşan ve Sözcü gazetesi yöneticileri hakkında “örgüt üyesi olmamakla beraber FETÖ’ye/ FETÖ’cülere yardım” iddiasıyla dava açılmış bulunuyor.

Hukukçu kimliğimle yargıya elbette saygılıyım.

Ancak... Gözlemlerimi de yazmak isterim.

...................

Güneş gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı’ydım.

Necati Doğru, Günaydın gazetesinde çalışıyordu.

Önce Günaydın’ın patronu Haldun Bey’den rica ettim.

“Peki” dedi, onu kırmadan Necati’yi transfer ettik.

Ekonomi servisinin başındaydı. İyi bir takım kurdu.

İlerleyen zamanda Haberler Müdürü oldu.

Çok başarılıydı.

Hiç manşet sıkıntısı çektirmezdi.

“Sol” görüşlüydü.

Fakat haberleri değerlendirişine, sunumuna bunu yansıtmazdı.

Daha sonraki yıllarda da haberlerini, köşe yazılarını okumayı sürdürdüm.

“FETÖ’ye, FETÖ’cülere yardım” gibi bir yazı, paragraf, satır, kelime hiç görmedim.

Zaten “biat” etmek ya da “biat ettirene” yardım Necati’nin “dikkafalı” denecek kadar “başına buyruk fıtratına” aykırıdır.

.....................

Emin Çölaşan’la aynı çatı altında çalışmadık.

Ama çocukluğundan beri bilirim.

Aynı mahalledeniz.

Ankara Kızılay Karanfil Sokak...

O daha yukarılardandı. Meşrutiyet Caddesi’nden sonra... Ben yaşça daha büyüğüm.

Yıllar geçti, gazeteciliğe başladı.

İlgiyle izlediğim kitaplar yazdı. Köşe yazarlığına geçti.

Uğur Mumcu ve Teoman Erel’le yakın arkadaştı.

Uğur’dan, Teoman’dan “FETÖ’ye yardım” olur mu?

Emin Çölaşan’dan da olmaz.

.....................

Necati Doğru’yu, Emin Çölaşan’ı, Sözcü’nün yöneticilerini FETÖ’den suçlamak, FETÖ’cülere fayda sağlar.

Olayı bulandırır.

Şöyle dedirtir:

“Necati Doğru’ya, Emin Çölaşan’a, Sözcü’nün sahibi Burak Akbay’a, yöneticilerine bile FETÖ’cü diyorlarsa, anlayın artık. “

Ergenekon’u da hatırlayın.

Bu ülkenin Genelkurmay Başkanı Orgeneral, pırıl pırıl İlker Başbuğ’u bile “terörist” iddiasıyla hapse attılar.

Nice suçsuz yıllar boyu hapiste kaldı.

Kimileri hapiste öldü, kimileri hastalandı, kimileri intihar etti.

Sonunda gerçekler ortaya çıktı.

Ama neler pahasına.

....................

Yazının başlarındaki olaya dönelim.

O zaman çizgili forma giyen biri her sabah kuşlara yem serpip, düdük çalarak kuşlarla hakemi etkisiz hale getirmiş.

Acaba ertesi gün de hakem düdüğünü çalsa kuşlar bir daha kanar mıydı?

Hiç sanmam...

...................

Türkiye, hassas bir süreçten geçiyor.

Böyle kuşların bile ikinci kez kanat çırpmayacağı davalar yerine, her görüşten insanlarımızı omuz omuza getirmek, tek yürek, tek yumruk yaparak kucaklayıcı olmak zamanıdır.

..................

(*) “Üzgün insandan Özgür İnsan’a...” Prof. Dr. Uğur Batı, Deniz Bayramoğlu “Gündem Özel” Kitaplığı I, Destek Yayınları, 2018

Etiketler