Hukukçu olarak, “Yargıya saygımla” diye başlayayım.

Bir mahkeme gözlemimi yansıtıyorum.

Sözcü gazetesi sahibi Burak Akbay için “tutuklama kararının devamı” ve muhabir Gökmen Ulu’un “tahliyesi…”

………………

Önce birincisi:

Sözcü muhabiri Gökmen Ulu 174 gündür özgürlüğünden yoksundu.

İddianameye göre Gökmen Ulu “15 Temmuz darbecilerine -Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otelin adını yazarak-  yardımcı olmuş (!!)”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başyaveri FETÖ darbesine kalkışan subaylar arasında ve tutuklu…

Yani…

Darbeciler sanki başyaverinden, Erdoğan’ın Ege’de kaldığı otelin adını ve yerini öğrenemeyecekler de, Sözcü muhabiri Gökmen Ulu’nun haberine bakarak  “Hah… demek buradaymış” diyecekler (!!)

Neresinden baksanız, gazetecinin yazdığı bir “Cumhurbaşkanı’nın tatil haberidir” bu.

Bir habere darbecilere “hedef yerini göstermek” gibi bir anlam ve suç yüklemek anlaşılır şey değildi.

Sonunda bu gerçek nihayet görüldü. Gökmen Ulu artık serbest.

…………………

Ama…

Yurt dışında olan Sözcü’nün sahibi Burak Akbay için “gıyabi tutuklama kararı” bu son duruşmada gene kaldırılmadı.

Hem de savcı tarafından Burak Akbay’ın FETÖ’cü olduğuna(!!) - tanık gösterilen gazetecilerin “Böyle bir bilgim, izlenimim, gözlemim yok” söylemlerine rağmen…

İfadelerinde bakın, neler söylemişler:

- Fuat Uğur: “İddianamede somut kanıt göremedim. Bu dava bence bitirilmelidir.”

- Ersoy Dede: “Sözcü hakkında ortaya atılan FETÖ’cü iddiası deli saçmasıdır.”

- Cem Küçük: “Sanıklara FETÖ’cü demek komik. Sözcü’ye FETÖ’cü denemez.”

- Hüseyin Gülenci “Sözcü hakkındaki FETÖ iddialarıyla ilgili elimde bir bilgi yok….

Savcılığın iddianameyi dayandırdığı tanıklar, şu ifadeleriyle davayı Basın Konseyi Başkan’ı Pınar Türenç’in söylediği gibi “çökertmiş” olmuyor mu?

İddianamede gazeteci Fehmi Koru’nun 2010’da yayımlanmış yazısı da dayanak gösterilmişti. Fehmi Koru, duruşmaya bir numaralı tanık olmasına ve “zorla getirtilme kararına” rağmen gelmedi.

Ama Koru, üç gün önce şöyle yazmıştı:

İsmimin konuya sanki ihbarcı imişim gibi karıştırılmasından rahatsızım; ben kimseyi hiçbir yere ihbar hatta itham bile- etmedim.

Benim konuya ilişkin müstakil bir yazım yok; yaptığım, basınla ilgili bir yazıda Sözcü’ye yönelik iki üç cümlelik bir değiniydi.

Ertuğrul Akbay’ın bana yurt dışında öğrenci olan oğlu ile ilgili vaktiyle sarf ettiği bir cümleden hareketle. Alıntı yapılan yazım 2010 yılına, aktardığım konuşma ise 1993 öncesine ait.

Yazımın yıllar sonra, bambaşka bir havanın hakim olduğu “Darbe girişimi” sonrası dönemde gazeteyle ilgili bir davada “kanıtlar” arasına alınmasından rahatsızım.

Peki…

Akbay’ın ne dediğini yazmıştı Koru?

“Oğlum yurt dışında FETÖ okullarından birinden.”

Akbay’ları tanıyan herkes bilir ki hali vakti yerinde, Atatürkçü, laik bir ailedir.               

Oğul Burak’ı bir FETÖ okulunda okutmak ya da FETÖ evlerinden birine bırakmak zorunluğunu gerektirecek maddi ihtiyaç içinde olmamışlardır.

Ayrıca Atatürkçü, çağdaş, laik aile zihniyet olarak da bu iddiaya konu olamaz. Dava artık nasıl sürebilir ki?