Dolar ve ‘vadi’

Eklenme Tarihi26.03.2019 - 1:30-Güncellenme Tarihi26.03.2019 - 8:16

Şu satırlara başlarken dolar 5.60 TL dolaylarındaydı.

Nedenlerden birincisi şöyle...

...................

İsrail’e göre “Hamas’ın ateşlediği füze Tel Aviv’e düştü... 7 yaralı var.”

Bunun anlamı “İsrail-Suriye-İran” üçgeninde gerilimin daha da tırmanacağıdır.

Trump “Golan Tepeleri’nde İsrail işgali altında bulunan coğrafyanın artık İsrail’e ait olduğunun tanınma zamanı geldiği” söylemiyle gerilimin işaret fişeğini fırlatmıştı.

Öyle görünüyor ki...

Suriye’de savaşın sonlarına yaklaşılmış ve yeni anayasa için tarafların masaya oturma hazırlıkları başlamışken, “pastadan kocaman bir Golan dilimi kapmak” için harekete geçmiş olmalı.

Elbette arkasını ABD’yi de alarak.

Bir diğer hesap da “İsrail’de seçim öncesi bu pasta dilimiyle Başbakan Netanyahu’ya bir kıyak yapmak...”

Böyle bir “kocaman Golan dilimini yutmak” tarihi kazanç olur.

Netanyahu’nun sandıklara doğru yolculuğunda yelkenlerini dolduracak güçlü rüzgâr estirir.

Ankara’nın bu rüzgâra karşı tavır koyacağı ve ABD-Türkiye ilişkilerinde yeniden sarsıntılar yaşanabileceği algısı, dolara yönelişin psikolojik “iklim değişikliği...”

....................

Diğer nedenlerden biri, ABD’nin en büyük bankalarından JP Morgan’ın müşterilerini yönlendirmesi mi?

JP Morgan bir rapor yazmış.

“Dolar /TL” beklentisi için bir rakam açıklamış. (Bu rakamı yazmakta fayda görmüyorum ama kimse “Yazmadığına göre çok yüksek olmalı” diye düşünmesin 6 TL bile değil.)

Ankara’ya göre bu rapor “yanıltıcı, ve spekülatif... Müşterilerini TL satıp dolar almaya yöneltmiş.”

Bu “özelde” bir yorumdur, “genelde” ise...

Bankalar müşterileri için ekonomik raporlar hazırlar ve bunları sunar.

“Yanıltıcı” raporlar, müşteriyi zarara sokarsa cezası “bankanın müşteri kaybetmesidir.”

Ne var ki...

Bir süre sonra “kendisi, müşteri kaybederek zarar görecek olsa” bile “isteyerek ya da istemeyerek” raporda belirtilen ülkenin parasına ve ekonomisine de zarar vermiş olur.

Ne yazık ki bu durumu denetleyecek uluslararası bir kurum yok.

Sistem böyle işliyor.

“Bir bankanın raporuyla paran ciddi değer kaybedebiliyorsa, kendi ekonomine bak” deyip geçilebiliyor.

Oysa...

Zarar gören -son tahlilde- sadece ulusal para, ulusal ekonomi ve ülkedeki iktidar değil on milyonlarca vatandaştır.

.....................

Burada bir de “kaynak” konusuna işaret edeyim.

Raporun dayanağı son haftalarda Merkez Bankası döviz rezervlerinden satışlardan...

Öyle abartılı satışlar değil.

Merkez Bankası’nın dünkü açıklamasında belirtildiği gibi, ekonomik hayatın akışıyla uyumlu müdahaleler yapılmış.

.....................

Önümüzdeki süreçte ABD ile ilişkilerimizde kırılmalar üretmek ve sürdürmek potansiyeli yüksek bir dizi gündem maddesi daha var.

Türkiye’nin, temel ilkeleri ve ulusal yararları doğrultusunda, bu duyarlı gündem maddelerinde tavır koyması gereklidir. Doğru olanı budur elbette.

Ancak...

Halkaların ucu vatandaşa kadar uzanan ekonomik yankıları dikkate alarak ve “uygun desibelde” ses vermeye özen göstererek bu vadiyi geçeceğiz.

Yüksek ses yankılanarak çığ oluşturur.

Merkez Bankası’nın dünkü açıklamaları makul ve ekonomi normallerindeydi.