Dünyada yükselen trend “detoks...”
Bedeni “toksinlerden” arındırmak amaçlı 10 binlerce kuruluş hizmet veriyor.
Açlıktan kontrollü ve az kalorili organik beslenmeye, şifalı sulara, derin etkili ısı terapilerine bir sürü program uygulanıyor.

Bedenler, rektifiye edilmiş motorlar gibi sıfır kilometrede çıkıyor bu haftalık, 15 günlük programlardan.
Ayrıca...
“Ruhsal detoks” programları da var.
Tertemiz havayı soluyarak doğada nefes egzersizlerinden hormon dengeleyen, zenginleştiren otlara, yogadan başlayarak Uzakdoğu sağlık ritüellerine, felsefi derinliklere uzanan programlar.
Beyni ve ruhu arındıran bu programların yaşam boyu sürenleri de var.
“Zihinsel aydınlanmanın bedensel sağlığın düzenleyicisi olduğu” bir gerçek.
.......................
Bırakın bunlar gibi sofistike ve nispeten pahalı programları bir yana...
Tercihen her sabah temiz havada doğa yürüyüşleri, tempolu spor bile “beynimizde ve bedenimizde temizlenmenin” en kolay ve maliyetsiz yolu.
Hatta...
Birkaç saat “mutlak yalnızlık” dahi nasıl da iyi gelir.
Yaşadığımız ortamdan 1 günlük uzaklaşma, yeni yüzler, yeni mekânlar, yeni coğrafyalar “ilaç” gibidir.
.......................
Düşünüyorum da...
Şu yaşadığımız “kirlenmiş dünya” için de bir “detoks” imkânı olabilse keşke...
Dünyanın “çevre kirliliğine” karşı bir ölçüde mücadele edebiliyoruz.
Atmosferin bozulmasına, büyüyen ozon deliğine, yerkürede de çöplere, sanayi atıklarına, zehirli karbon gazlarına, naylon istilasına, nehirlere, göllere karışan kirlere -yeterince değil elbette- ama bir gayretimiz var.
Ama...
Ya “zihin” kirlenmesine?
Yönetimlerdeki ihtirasları akıllarının karış karış üstünde -Kuzey Kore Başkanı Kim Jong-un’dan... Ülkelerini felakete götüren Kaddafi, Saddam gibi diktatörlere... Kendilerinde keramet vehmeden şeyhlere, dünyaya özel misyonla gönderildiğine inanan krallara... Irkçılara... Dini şiddet için kullananlara... Daha çok silah satarak daha fazla kazanç peşindeki ölüm tacirlerine... Mafyalara... İnsanların kişiliklerini silerek sürüler haline dönüştüren bazı tarikatlara... Zehir baronlarına... Bilime, teknolojiye ve sanata karşı örümcek kafalılara... Bize özel de “Atatürk düşmanlarına” kadar uzanan hastalıklı zihinler.
.......................
DAEŞ de bunlardan biri.
Ve...
Zamanımızın -belki de- en tehlikelisi.
Suriye’de sıfırlanmaya doğru gerilerken, yerkürenin başka coğrafyalarında insanlık suçları işleyen cani bir örgüt.
Bu kez de Amerika’nın Las Vegas kentini kana buladı.
Bir konseri yaylım ateşine tutan cani onlarca masumun canını aldı.
Şu satırlar yazılırken açıklanan rakam “en az 50 ölüydü...”
Katil Amerikalı...
Ama...
DAEŞ bu insanlık cürmünü üstlenmiş bulunuyor.
Yerküreye bir kara leke daha.
Ne yazık ki “küresel zihin detoksu” mümkün değil.
Madem öyle...
Yazarın dediği gibi, zaman zaman “Durdurun dünyayı, inecek var” diye bir haykırış mı?