Fransa’ya Ankara’dan uyarı(!)

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın iki tavrı...

Önce...

“Sarı yeleklilerin eylemlerinde polisin orantısız güç kullanmasını” eleştirir anlamdaki tavır.

İkincisi, “Fransa’ya ve özellikle Paris’e gidecek vatandaşlarımızı sarı yeleklilerin eylemlerine karşı uyaran ve bu tür olay yerlerinden uzak kalmaları” çağrısı...

....................

Fransa’nın bazı şehirlerindeki şiddet eylemlerinin, yakıp yıkmaların, güvenlik güçleriyle çatışmaların, halkı rahatsız etmenin tasvip edilmesi mümkün değil.

Bunlara elbette -hangi ülkede olursa olsun- karşı olmak gerekir.

“Demokratik toplu protesto” değildir bu vandallıklar.

Ama...

Fakat...

Öte yandan...

Bizim Dışişleri Bakanlığı’nın bu iki “sarkastik” hatta “silik” tavrı “kara mizah” olarak -doğrusu- hoşuma gitti.

“İnsan Hakları” ve “gösteri eylemlerine karşı orantısız güç” tavrı Fransa’ya, olayların sıçradığı Belçika ve Hollanda’ya da gösterilmiş oldu.

Ankara’daki bizim diplomatların bu tavırları ortaya koyan satırları yazarken hayli keyif aldıklarını düşünüyorum.

“İntikam” değil ki “soğuk yenen yemek” olsun.

Sadece Fransa’ya da ayna tutuldu.

.....................

Bu “Şiddete hepimiz karşı olmalıyız, hukuk ve insan hakları her ülke için lazım” mesajından sonra olaya odaklanalım.

Paris’te başlayan ve yer yer şiddete dönüşen toplu protesto eylemcilerine neden “sarı yelekliler” deniyor?

Çünkü...

Her motorlu araçta bir “sarı renkli fosforlu yelek” bulundurmak kanunen zorunlu.

Olaylar Fransız hükümetinin “son 12 yılda taksi yakıtlarında yaygın kullanılan mazota yüzde 23 zam yapması ve 1 Ocak 2019’da yeni zammın geleceği” açıklaması üzerine patladı.

Genellikle taksi şoförleri ve kamyon şoförleri internet üzerinden anlaştılar.

Onlara halinden memnun olmayan hak kesimleri ve sorun çıkartmaya odaklı örgütler de katıldı.

300 bin kişi üç hafta evvel cumartesi Paris sokaklarına, meydanlarına döküldü.

Pazar günü de eylem devam etti.

Şoförler hafta içi çalışıyorlar, hafta sonu eyleme çıkıyorlar.

İlk bakışta “sorumlu ve kontrollü” görülse bile, ikinci, üçüncü haftalarda başka şehirlere hatta Belçika’ya, Hollanda’ya da sıçradı.

Yakmaya yıkmaya, iş yerlerinin mağazaların kapanmasına, bazı yağmalara, polise karşı şiddete dönüştü.

......................

Huzuru kaçırmış, özellikle Paris’e turist turlarının iptaline neden olmuş, iş hayatını duraklatmış olsa da ekonomiye bir katkısı olmuş.

Bir kara mizah da benden:

“Fosforlu sarı yelek satışları patlama yapmış durumda. Bizim tekstil ihracatçıları mal yetiştirebiliriz önerisinde bulunabilirler(!)”

.....................

İlginç durumlar da var.

Örneğin...

Kimilerine göre bu hareketin lider takımı yok, bazı iddialara göre ise milyarder Soros’un açık toplum vakfının Fransa uzantıları bu işin arkasında.

Bir başka ilginç nokta...

Sarı yelekliler Başbakan’ı ve bazı bakanları istemediklerini hatta Genelkurmay Başkanı’nın değişmesi gerektiğini söylüyorlar.

Bazı havaalanlarının işgalini hedef gösteriyorlar.

Ve de “Avrupa Ordusu kurulmasın” gibi bir talepleri var ki bunun da ucunun Soros’a uzandığı yorumları var.

Mazot zammından bakın nerelere gidiyor iş...