GEN KODU BAŞARI...

Eklenme Tarihi14.04.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi14.04.2019 - 8:15

Sanki “başarmaya” kodlanarak gönderilmiş yeryüzüne... Türkiye ve dünya güzellik taçları, TV’de spikerlik, sunuculuk, editör/ancre person...

Ve şimdi de müzik... Aslında müzik hepsinden önce geliyor onun için.

Babası müzik tutkunu, bir asker (Amiral)... Müzik stüdyosu bile varmış. Kayıtlar yaparmış. Böyle bir aileye doğmuş. Ailede herkesin daha çocukken müzik alanında ondan beklentileri oluşmuş. Onu tanıdığım ilk yıllardan beri müziğe yakınlığını gözlemiştim. Artık profesyonel...

İstanbul’un gözde mekânlarından olan Alancha’da her cuma akşamı sahne alıyor.

Yerler günler öncesinden ayrılıyor. Boş masa, tek bir sandalye bulmak imkânsız. Defne sahneye çıkıyor ve 2.5 saati aşkın süre ara vermeden şarkı söylüyor. Repertuvarı çok zor şarkılardan oluşmakta. Ama Defne bu...

Seyir defterinde başaramamak yok... 

....................

Şeffaf Oda’da tüm orkestrasıyla birlikte bir mini konser verdi. Tam 6 şarkı...
Defne’nin sesi ve yorumu ötesinde beden dili, dansı, güzelliği, onun sahne artıları...

Şimdi hazırlamakta olduğu müzikalin yoğun çalışmasını sürdürüyor içinde... Bir de mayıs sonunda vereceği ilk biletli konserinin heyecanını yaşamakta. Biletler satışta.

Defne aşkta da şanslı. Cem Yılmaz’la güzel bir birliktelikleri var. Şeffaf Oda’da onu da konuşuyoruz.

ÇÖZÜM: YUMUŞAK GÜÇ!

sAKIP Sabancı “Uluslararası
Araştırma Ödülleri”
gecesi
Sabancı Center’da düzenlendi.

“Jüri Özel Ödülü” Prof. Joseph S.
Nye Jr.’a verildi.

Tüm dünyadan büyük ilgi gören ve
14 yıldır verilen ödüle 31 ülkeden 390 başvuru oldu.

Prof. Joseph S. Nye Jr. Foreing Policy tarafından 2011’de “Dünyanın en etkili
100 düşünüründen”
biri olarak gösterilmişti.

Prof. Joseph S. Nye Jr. Harvard Üniversitesi Kennedy Yönetim Fakültesi’nin eski dekanı ve “üstün hizmet emeritus öğretim üyesi”dir.

Önemli kitaplar yazmıştır.

Ödül töreninde bir konuşma yapan Prof. Nye “İstediğinizi zorla veya bedel ödeyerek değil, çekim yoluyla elde etmek anlamına gelen yumuşak gücü kullanmalıyız” dedi.

Prof. Nye bu yumuşak gücün “ülkenin kültüründen, ideallerinden veya politikalarından kaynaklanabileceğini” söyledi.

Yani...

Baskıyla sertlikle, silah zoruyla değil, kendi fikrimizi cazip kılarak bir çekim alanı yaratmak...

Bunda “üniversitelerin
çok önemli rolünün olacağına”
da işaret etti.

Prof. Nye’nin günümüz dünyasına bu söylemiyle çok önemli bir mesaj verdiğinin altını çiziyorum.

......................

törende Sakıp Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı konuşmasında “Sakıp Sabancı, yapılan her işin uluslararası boyutu ve etkisi olmasını ve bunu yaparken de en iyilerle
iş birliği içinde olunmasını isterdi”
dedi.

Bu bağlamda Amerika’nın Columbia Üniversitesi’nde “Sakıp Sabancı Türkiye Çalışmaları Merkezi’nin” kurulduğuna da işaret etmeliyim.

Gecede makale ödülleri ise “eşit ağırlıklı” olarak 3 makale için verildi.

- Minnesota Üniversitesi’nden Cosette
D. Creamer: “Dünya Ticaret Örgütünde Yargının Duyarlılığı”

- Bocconi Üniversitesi’nden Kerim Can Kavaklı: “Çin’in Yükselişi Küresel Yönetimi Zayıflatır mı? Kaçakçılıkla Mücadele Rejiminden Kanıtlar”

- Georgetown Üniversitesi’nden Moria Paz: “Duvarların Dünyası...”

.......................

Sakıp Sabancı’nın ruhu şad olsun.

MÜREKKEP KOKUSU

SUNA ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde bir ilginç sergi daha...

“Çin Güncel Sanatından Yorumlamalar MÜREKKEPTEN...”

Gazetecilik için “sadece girişi olan
bir yolculuk”
derler.

Mesleğe ilk başladığımız yıllarda bize “Mürekkep kokusunu alan bir daha ondan kopamaz” demişlerdi. Bu psikolojiyle de
gezdim sergiyi. 3 kat Çin güncel sanatından bu seçmeler arasındaydım. Çalışmalarını Çin’de sürdüren 13 sanatçının yapıtları.

Kadim ve güçlü kültür geleneği mürekkebin güncelle zenginleştirdiği, manzaralar, doğal formlar, kaligrafinin rolü... Mürekkebin ezoterik özelliği olan ruhunu yansıtmak... Uzakdoğu sanatının zarif işleyişi ve dokunuşları.

Ayrıca... Videolarda kadim Çin’den, efsanelerden insan öğesinin evrilişinden modern zamanlara yolculuklar.

Suna Kıraç için babası merhum Vehbi Koç “Bana en çok benzeyen evladım” derdi. Gerçekten mert, zeki, gerçek dost, sağlam bir yürek... Çalışmaya ve başarıya odaklı, kesin disiplin diye tanımlanabilir Suna Kıraç.

Bu sergileri sevgili Suna Kıraç ile birlikte de gezmek ne güzel olurdu.

Bütün zamanların Sultan'ı

İKSV 38. Film Festivali... Ve... “İstanbul’un her yeri sinema...”
Soho House İstanbul’da Türk sinemasında bütün zamanların tek Diva’sı Türkan Şoray Sultan’la, İKSV yemek davetinde yan yana olmak büyük şansım... Hele onunla böyle el ele objektif karşısına geçmek. Türkan Sultan’ın elini 10 milyonlarca Türk erkeği ve bütün sevenleri adına sevgi ve saygıyla avuçlarım içine aldım.

Sonrasında film festivali bağlamında Türkan Sultan’ın 10 ayrı karakteri oynadığı Şerif Gören’in “10 Kadın” filmini izledik.

Yıpranmış, bozulmuş bu filmi onararak pırıl pırıl yaptırtan sponsor Zürich Sigorta’ya teşekkür. Festivalde gene çok güzel filimler var.

İstanbul’a İKSV’yi kurarak büyük katkı yapan merhum Nejat Eczacıbaşı’yı sevgi ve saygıyla bir kez daha anıyorum.

Ertuğrul Özkök doğum günü pastasındaki mumları üflerken eşi Tansu ve kızı Gülümsün yanındaydı. Fotoğraftaki genç ise Özköklerin ilk gençlik yıllarından yakın arkadaşları Enis (Batur) ve Figen’in oğlu Sarp.

Ertuğrul Özkök’ün ikinci hayatı

ERTUĞRUL Özkök doğum günü kutlamaları istemezmiş. Her defasında bir yolunu bulup seyahate çıkarak sıyırırmış. Haftanın başında
pazartesi bunu Ahmet Güneştekin Sanat Merkezi’nde itiraf etti.

Çünkü... Bu kez yakalandı. Kaçamadı. En yakın arkadaşlarından sanatçı Ahmet Güneştekin Haliç’e bakan “galeri, atölye ve salonlardan oluşan sanat merkezinde” Ertuğrul için bir kutlama daveti düzenledi.

30 dolaylarında, herkesin birbirini iyi tanıdığı, yıllardır dost olan bir çember içindeydi Ertuğrul. Kimsenin kimseden beklentisi olmayan, yaşamı paylaşmayı sevenlerle oluşan bu çember içinde dostluk terapisi. Ortasında eşi Tansu ve kızı Gülümsün...

Gece bitmeden Ertuğrul veda etti.

Az sonra Fazıl Say’ın konseri için Tokyo’ya uçmak üzere havalimanının yolunu tuttu. Genel Yayın Yönetmenliği Ertuğrul’un gazetecilikteki ilk başarı dönemiydi.

Şimdi gazete yazarı Ertuğrul Özkök olarak ikinci döneminde de yenilikleri, farklı bakış açıları, dünyaya açılışıyla ikinci pırıltılı dönemi. Yani...

Gazetecilikte reenkarnasyonun.

SÜMEYYE BOYACI’YA BURSA KEBAP EVİ DESTEĞİ

DOĞDUĞUNDA iki kolu da yoktu.
Küçük yaşta gittiği akvaryum gezisinde “Balıkların da kolu yok, onlar yüzebiliyor” düşüncesiyle kendi felsefesini yarattı. Azmi ve kararlılığıyla girdiği tüm yarışlarda derece elde ederek çok sayıda altın, gümüş ve bronz madalya kazandı. Bu güzel genç kızımız Sümeyye Boyacı... Onunla gurur duyuyoruz.

..................

Daha alacağı çok madalya vardı ama henüz bir sponsoru yoktu. Dev firmaların arasından sıyrılan Bursa Kebap Evi onu yalnız bırakmadı. Bursa Kebap Evi Yönetim Kurulu Başkanı Cem Helvacı, “Sümeyye’ye maddi manevi her tür desteği vermek üzere güzel bir yola çıktık. Marka olarak en önemli duruşumuz gücümüzün yettiği kadar bu ülke topraklarındaki değerlere destek vermek” diyor.

Geçtiğimiz günlerde Sümeyye Boyacı Amerika’dan altın madalyayla döndü. Türkiye’yi Amerika’da temsil eden tek sporcu oldu. Indianapolis Dünya Paralimpik Yüzme Serisi’ne katılan ilk paralimpik sporcu da olan Sümeyye Boyacı, 5 müsabakaya girdi. 

Boyacı, kendi engel gruplarında 200 metre serbest yüzmede birinci, 100 metre serbest yüzmede ikinci, 50 metre kelebek yüzmede ikinci, 50 metre serbest yüzmede birinci, tüm engel gruplarında ise 200 metre serbest yüzmede dördüncü oldu. Sümeyye, asıl branşı “50 metre sırtüstü yüzme kategorisinde ise 19 ülkeden 160 sporcu ile mücadele ederek altın madalyanın sahibi oldu.”

Ona destek veren ve örnek olan
Bursa Kebap Evi’ne de alkış...