Hiç romantik değil

Eklenme Tarihi06.09.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi05.09.2018 - 23:04

Türkiye kartı oynayacaksa durum daha “görülebilir” olur.
Riskler hesaplanır ve düğmeye basılır.
Kıbrıs’a 1974 Barış Harekâtı böyleydi.
Hatta...
Romantik anlatımlarla renklendirilmişti.
Yazılanları hatırlıyorum.
Kıbrıs Rum Yönetimi’ne darbe yapılmıştı.
Çeteci Samson iktidarı ele geçirmişti.
Ada Türkleri kıyım tehdidi altındaydı.
İngiltere ve Yunanistan’la birlikte üç garantör devletten biri olarak Türkiye’nin müdahale hakkı doğmuştu.
Gözler dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’teydi.
İşte o günlerde Bülent Ecevit karayolundadır.
Makam aracını durdurtur.
Eşi Rahşan Ecevit’le birlikte el ele yolun içinden geçmekte olduğu kırlara doğru yürürler.
Gazeteciler onların bu romantik yürüyüşlerini uzaktan izlemektedir.
Ecevit çifti bir süre konuşarak kırda gezinir.
Sonra gene el ele dönüp makam aracına binerler.
Yola devam edilir. 
Yazılanlara göre, Ecevit işte o romantik yürüyüşte “Kıbrıs’a harekât” kararını vermiştir. 

......................

Tarihe “Barış harekâtının ikinci aşaması” olarak geçen kritik kararı da hatırlayalım.
Harekâtın birinci bölümünde adaya çıkan kuvvetlerimiz Girne kıyılarında daracık bir şeritte sıkışmıştı.
Mutlaka ikinci aşamaya geçip güvenli coğrafya ele geçirilmeliydi.
Ve gene bir “romantik” anı.
Harekât “Ayşe tatile çıksın” parola mesajıyla başlatılmıştı.
Ayşe, dönemin Dışişleri Bakanı Turhan Güneş’in kızıydı.
Cenevre’deki Güneş’e de harekâtın başladığı “Ayşe tatile çıktı” diye bildirilmişti.

.....................

O tarihlerde dünyanın gözü Türkiye’deydi.
“Acaba Türkiye ne yapacaktı?” 
Risklerini hesaplayacak ve kararını verecek olan Türkiye’ydi.

......................

İdlib için ise “müdahale kararı Suriye’nin, daha doğrusu ipleri elinde tutan Rusya’nın...”
Türkiye ise kendi iradesi dışında başka bir karar merkezinin düğmeye basmasıyla karşı karşıya geleceği riskleri görmek, hesaplamak, bunları hafifletecek önlemleri almak durumunda.
İdlib’de sıkışmış 4 milyona yakın sivil Rusya ve Suriye savaş jetlerinin bomba sağanağı altında kalırsa, hiç kuşku yok büyük can kaybı yaşanır.
Hayatta kalan milyonlar ise dalga dalga Türkiye sınırına akacaktır.
Gerçi bu kez “TSK’nın kontrolü altındaki Afrin’de karşılanıp, kamplara almak” gibi planlar var ama göç dalgaları yüz binleri geçerse -çaresiz- sınırlar açılacaktır.
Bu görüntüde devreye bir de ABD destekli PKK/PYD’nin girmesi, Afrin’i hedef alması da bir ihtimaldir.
Zaten...
Suriye rejim güçleri İran’da milislerin yanı sıra PKK/PYD’den de destek alarak İdlib’i son büyük şehir olarak kendine katmak üzere gün sayıyor.
İşin içine ABD’nin de girmesinin mümkün olduğunu gösteren “Trump tweet’leri” ortada.
Yani...
Ne “bir kır gezintisinin” romantizmi ne de “Ayşe’nin yaz tatili” fantezisi...