ABD Başkanı Trump’ın 1 saati aşkın süre Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi -içeriği bir yana- ayrılan zaman olarak bile “önem göstergesidir.”

Neredeyse Beyaz Saray’daki yüz yüze görüşmelerine yakın bir süre bu.

.....................

NATO müttefiki Türkiye’nin “Rusya-İran” yörüngesine doğru hareketlendiği algısı mı?

Hiç de ihmal edilebilir “ihtimal değil.”

Rus savaş jetinin Hatay üzerinde düşürülmesi sonrasında, Ankara-Moskova ilişkileri buzlanınca durum farklıydı.

Türkiye dış politikası ABD’ye karşı masada gösterebileceği “Rus kartından” yoksun kalmıştı.

ABD bu “seçeneksizliği” kullandı.

PYD/YPG’yi alenen desteklemenin ötesinde “korumasına” da aldı.

“YPG’nin Fırat’ın doğusuna çekileceği” sözünü adeta unuttu.

Tam tersine, Fırat’ın doğusundaki YPG alanın içinde ve etrafında ABD bayrağını gösterdi.

Bölgedeki TSK’ya adeta “Menbiç’e ilerlersen, benimle mi çatışacaksın?” mesajıydı bu.

.....................

Şimdi ise kartlar yeniden dağıtılmış bulunuyor.

Ankara-Moskova arasında ilişkiler eski düzeyinin de ötesinde...

“Suriye’de çözüm” için Ankara, Moskova, İran üçlüsü oluştu.

Ve...

Hem Rusya, hem İran kuvvetleri (Hizbullah), Suriye devletinin çağrısı nedeniyle alanda bulundukları için uluslararası hukuk çerçevesindeler.

Buna karşılık, ABD üsleri ve güçleri (koalisyon kuvvetleri) “hukuk korumasında” bu kadar net konumda değiller.

Beyaz Saray Türkiye faktörünü yitirme olasılığını “hassas tehlike” olarak görmüş olabilir.

Türkiye’nin en duyarlı sorunu olan “PKK/PYD/YPG”yi silahlandırmaya nokta koyduğunu “Trump’ın dile getirmesi böyle de okunabilir.”

Verilen sözün daha öncekiler gibi “havada asılı seda” olarak kalıp kalmayacağını göreceğiz.

.......................

Ama...

Rusya tarafından bakılırsa da ilginç bir gelişme var.

Moskova ve St. Petersburg kentlerinde PKK’nın bürolarının olduğu biliniyor.

Ayrıca...

Rusya’nın “Kuzey Suriye’deki Kürt oluşumunu ABD’ye büsbütün bırakmamak için orayı da kolladığı” bir diğer gerçek.

Soçi’deki zirvede bile “Suriye’de çözüm için bölgedeki bütün aktörlerin masada olmaları gerektiğini” söyleyen Putin’di.

Basın önündeki bu üçlü açıklamada, sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan “PYD’yle Türkiye’nin aynı masada oturmayacağının” altını kararlılıkla çizmişti.

Tam...

“3 ülkede PYD için tavırlar hiç değişmemiş” yorumları yapılıyordu ki Kremlin’den önemli bir açıklama yapıldı:

“Türkiye’nin hassasiyetini anlıyoruz...”

Bu, Moskova’nın sürdürdüğü “PYD politikasında bir U dönüşünün kanıtı” değil.

Ancak...

“PYD illa masada olacak” kesinliğindeki süregelen çizgide bir “soru işaretini” düşündürüyor.

Trump’ın “YPG’ye artık silah yok” açıklamasıyla Kremlin’in bu soru işaretini çizmesi, Ankara’nın “iki jokerli” elinin etkisini göstermekte.

Şu duyarlı süreçte Türkiye bu her iki seçeneği de elinde tutan diplomasiyle mesafe alabilir.