İki kerteriz

YSK kararı beklenirken ufuk turuna devam.
AK Parti ve MHP’nin “sandıklarda sorun” iddiası “kriminal” alana mı taşınıyor?
3 ilçede 32 “soruşturma” bunu düşündürmekte.
Suç duyuruları üzerine savcılık tarafından 10 kişinin ifadesi alındı.
“Kriminal” boyut YSK kararını etkiler mi?
Ya da...
YSK’dan İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanı seçiminin yenilenmesi gibi bir karara “kamuoyu” oluşturur mu?
Konuyla ilgili AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz’un basın toplantısında bir soru üzerine yaptığı açıklama dikkat çekiciydi:
Özetle...
“Soruşturmalar açılmasının sürpriz teşkil etmediği, AK Parti’nin de bu yolda suç duyurusu için araştırmalarının olduğu, daha başka gelişmelerin beklenebileceği” mesajını verdi.
Yani...
“Kriminal” boyutun “genişlemesi ve derinleşmesi” algısı için bu mesaj “işaret” gibi de yorumlara kapı aralıyor.
Bu son gelişmelere de bakarak, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçiminin yenilenmesi ihtimali ağır basıyor” denebilir mi?
Hukukçu kimliğimle böyle ya da tersine bir tahmini satırlarıma yansıtmamın doğru olmadığını düşünüyorum.
Fakat...
Tartışmaların “seçim yasası” çerçevesinden “ceza hukuku” alanına da sirayetiyle daha da ciddiyet kazanacağı görünmekte.

......................

Venezuela’da “darbe girişimi” Başkan Maduro tarafından bastırıldı gibi...
Ama...
ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun bu konuda “yumurtladığı cevherler (!!)” siyaset literatüründe “hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku” tezinde “örnek bölüm” olabilir.
Apaçık “ABD darbe girişimini destekliyor, gerektiğinde silahlı güçlerle müdahale edebiliriz” dedi.
Böyle kelimeleri kullanmam ama bu seferlik bağışlayın.
“Yuhhh...”
Bir ülkenin seçilmiş meşru başkanına karşı “darbe girişimi” oluyor.
Meşru devlet güçleri tarafından bastırılıyor.
İsyancıların siyasi aktörlerinden biri kayıplara karışıyor, diğeri bir büyükelçiliğe sığınıyor.
Ve...
Demokrasinin simgesi ülkelerden biri sayılan ABD’nin Dışişleri Bakanı “devletinin darbeye destek verdiğini ve bu desteği silahlı müdahaleyle de devam ettireceğini” söyleyebiliyor.
Maduro’nun bir “matah” olduğu için değil.
5 yıl içinde milletini perişan etti.
4 milyon insanı iş bulmak için ülkesini terk etti.
Ekonomi berbat.
Enflasyon yüzde 1000’in üzerinde.
Marketler yağmalanıyor.
İnsanlar aç.
Dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olan ülkede akaryakıt sıkıntısı var.
Kısacası...
Maduro, “düşmek üzere olan bir sallanan diş” gibi...
Seçim sandıkları kurulduğu an koltuğunu kaybedecek.
Durum bu.
Benim Pompeo’nun söylemine ve onun arkasındaki ABD’ye tepkim, demokrasinin normal ve makul işleyişine çomak (silah namlusu) sokması.
Zaten...
Darbe girişimi de başlı başına bir trajedi, bir siyaset barbarlığı.

......................

Çağdaş demokrasi “makulün normalde arandığı ve bulunduğu” rejimdir.

......................

(*) “Kerteriz, herhangi bir cismin yönü ile esas alınan yön arasındaki açı.”