Jacques Chirac Türk dostuydu

Fransa’nın önceki cumhur-başkanlarından Jacques Chirac dün toprağa verildi.Fransa’nın önceki cumhurbaşkanlarından Jacques Chirac dün toprağa verildi.

Paris Belediye Başkanlığı, bakanlık, başbakanlık ve cumhur-başkanlığı yapmış önemli isimdi.

Fransız televizyonundan devlet törenini izledim.

Çok dikkat çekici bulduğum bir not.Jacques Chirac’ın ailesi cenaze törenine Fransa’nın aşırı sağ lideri Marie le Pen’in katılmamasını istemişti.

Diğer bütün parti liderleri eski ve güncel politikacılar, cumhurbaşkanları, başbakanları arasında sadece ülkenin ikinci partisinin lideri Marie Le Pen yoktu.

...................

Jacques Chirac uzun boylu ve yakışıklıydı. Aristokrat bir görüntüsü vardı. 

“Bana bakan sağcı sanıyor ama görüntümü ben seçmedim, sağcı değilim... Solcu da değilim. Gaullistim dermiş.”

General De Gaulle Nazi Almanya’sının işgaline karşı Fransa’da direnişin simgesi ve komutanıydı.

Beşinci Cumhuriyet’in anayasasını yapma yetkisi ona verilmişti.

Fransa’nın simge değeridir.

Medyanın sadece kapital sahiplerinin elinde olmasını doğru bulmamış, birkaç bin küçük sermayenin bir araya getirilerek ve yönetiminin seçimli olması kuralını koyarak dünyaca saygın LE MONDE gazetesini kurdurmuştu.

Jacques Chirac da “Gaullist olmakla gurur duyan” bir liderdi.

Aristokrat görüntüsüne rağmen sevecen, mütevazı, neşeli bir kişilikti.

Putin’inden tutun Lübnan’ın politikacılar ailesi Haririlere kadar uzanan küresel dostluklar kurmuştu.

Benim de Jacques Chirac’la onun tevazuunu, sevecenliğini ve hoşgörüsünü yansıtan bir anım var.

22 Temmuz 2004 tarihli yazımdan yansıtayım:

....................

Chirac’ı bekleten 3’lüTurgut Özal, başbakanlık yıllarında EDU’nun “Avrupa Demokratlar Birliği” Berlin toplantısına katılmıştı.

Ertuğrul Özkök ve Yalçın Doğan’la birlikte bu geziyi izliyorduk.

Toplantılar bitmiş, yazılarımızı gazetelerimize geçmiştik.

Berlin yakınlarındaki, “Yahudilerin fırınlarda yakıldıkları toplama kampına” gidecektik.

Özal’ın danışmanı arkadaşımız Büyükelçi Cem Duna’ya pek de umutlu olmadan bir girişimde bulunduk; “Chirac’la görüşmemizi sağlamak için aracı olabilir miydi?”

Bizleri fırında yakmak

Sonra... İnsanlığın yüz karası o kampa yollandık.Dönüşümüzde bir baktık ki Duna alı al, moru mor bizi arıyor. Nerede olduğumuzu öğrenince, “bizleri de fırına atmak” istemişti belki.

“Neredesiniz yahu? İki saattir yoksunuz. Hadi Chirac’a gidiyorsunuz” dedi.

Meğer Chirac, daha önce Duna’nın ricası üzerine iki saat önce toplantıdan çıkmış, lobide ona “Nerede Türkler?” diye sormuş.Ama... Biz yokuz ki!

Chirac, olgunlukla, “Sorun değil, geldiklerinde de konuşurum” gibi -şaşırtıcı- laflar etmiş.

Bizi bir salonda kabul etti.

Gecikme için özür diledik. Durumu anlattık.

Gülümseyerek dinledi. “Türkiye için daima iyi duygular taşırım” dedi.Güzel bir mülakat oldu.

Türkiye-Fransa ilişkileri için onun “akılcı ve iyi yaklaşımları” gazetelerimizin manşetlerinde yer aldı.Chirac’ın Türkiye sempatisi, bazı Türklerle özel dostluk ilişkilerine dayanır.

Aralık sonlarında Türkiye’yle müzakerelerin başlaması kararı için Fransa’nın tavrını da tek başına o belirleyecektir. Merkez ve sağ partilerde, hatta sosyal demokrat kesimdeki olumsuz seslere karşın, Schröder’in de söylediği gibi, “Chirac kararlıdır. Bu kararlılığını tüm Türkiye karşıtlarının üstüne çıkarak FRANSA TAVRI’na dönüştürebilecek güçlü kişiliktir.”

Chirac, Türkiye’nin “vitrinde yer almaya meraklı olmayan” şansıdır.Chirac, Erdoğan’la konuşması bağlamında 3 mesaj verdi:1- Türkiye’ye... “

AB’ye tam üyeliğiniz için görüşmelerin başlamasına karşı değiliz. Ama...

Aceleci görünmeyin. Kamuoylarını dalgalandırmayın .” (2’nci ve 3’üncü mesaj “AB Komisyonu’na” ve “Fransa kamuoyunaydı...”  Geçiyorum...) Görülüyor ki, Chirac, bilinçli ve her boşluğu dolduran bir tavır dokusu ortaya koymuş bulunuyor.

...................

Yunanistan’ı Avrupa Birliği üyeliğine taşıyan lokomotif dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Valery Giscard d’Estaing olmuştu.

Türkiye’nin tam üyelik müzakerelerinin başlanmasında da Jacques Chirac’ın büyük katkısı vardı. Toprağı bol olsun.