Kadının özel halleri...

Kadının özel halleri...
İlayda Babacan, Nurdan Likos’un
“Dizimin dibinden ayrılma” tablosunun yanında.

ÜNLÜ bir fotoğrafçı Türk kadınının küresel gösteri arenasında gerektiği kadar yansımadığı görüşünde.
Ona göre “sebep genellikle estetik müdahaleyle birbirlerine benzemeleri...”
“Küresel vitrinde farklı olana şans vardır” mesajını veriyor.Kadının özel halleri...
Bunun sanat prizmasından geçen başka renkler içinde geçerli olduğunu söyleyebiliriz.
Geride kalan hafta bir sergide bunu düşündüm.
Serginin teması “kadının halleri...”
Aşkta, erkeğini bulduğunda, ayrıldığında, hamile kaldığında, kürtaj sonrasında, psikolojik yıkımıyla kendini Karaköy’de yolun üzerine, Haliç’te köprünün kenarında yere bıraktığında...
Nurdan Likos, kadınların bu saydığım hallerinde fotoğraflarını çekiyor.
Sonra büyük ebatlarda çalışarak siyah beyaz çiziyor.
Ardından akredik geçerek tuval üzerine stilize siyah beyaz fotoğraf lezzetinde bir tablo ortaya koyuyor.
Ve... Sadece çalışmanın süjesi olan kadını renklendiriyor.
Bazen göğe de uçuk bir renk verdiği oluyor.
Nurdan Likos bir Karadeniz kızı.
Resimlerine “aklımdakiler” adını vermiş.
Ben çalışmalarından en çok “dizimin dibinden ayrılma” adlı olanını sevdim.
Hepimiz için birlikte mutlu olmayı bilmek çağrısı yapıyor .
“İlayda Sanat Galerisi... Hüsrev Gerede Cad. No.37 Teşvikiye... 0212 227 92 92”


Kadının özel halleri...
Çalışma odamdaki Atatürk fotoğrafı...

İZMİR’DEN SEVGİLERLE
ÇALIŞMA odamın duvarında bir Atatürk fotoğrafı asılıdır. Mesleğimle ilgili bir fotoğraf.
Pek bilinmez.
Atatürk’ü baskı makinesinin yanında objektife bakarken yansıtıyor.
Basın özgürlüğüne dair, geçerliğini hiç kaybetmeyen tam tersine değerini daha da uygulayan söylemini hatırlamak yaşamını yazıyla kazananlar için güçtür.
Atatürk ayrıca imzasız veya başka isimlerle köşe yazıları, başyazılar da kaleme almıştır.
Özellikle Hatay sorunu sürecinde...
Kafamda Atatürk’ün duvarımdaki bu fotoğrafını 10 Kasım vesilesiyle yayımlamayı kurmuştum. Bunu yapıyorum.
Ayrıca...
Çalışma odamın duvarında bir Atatürk fotoğrafı daha olacak bundan böyle; “İzmirlilerin Cumhuriyet Meydanı’nda bedenleriyle çizdikleri Atatürk portresi...”
Saçının teline kadar mükemmel bir görüntü...
Fakat...
Bunun ötesinde asıl mesaja dikkat.
“Canlı bedenlerle çizilen bu portreden daha güçlü bir ATATÜRK YAŞIYOR mesajı verilemez.”

Kadının özel halleri...
İtalya Başkonsolosu Gianluca ve eşi Elena Alberini...

TÜRKİYE’DEN DİPLOMALI KONSOLOS
İtalyanlar bizim düdük makarnasının şişmanına “Rigatoni” derler.
İstanbul Asmalı’da bir restoranın da adıdır. İtalya’nın İstanbul Başkonsolosu Gianluca ve eşi Elena Alberini dostlarını Rigatoni’de ağırladılar.
Başkonsolos Gianluca Alberini Ankara’da Charles de Gaulle okulundan mezun. Oradan çok sayıda Türk sınıf arkadaşları var.
Türkçeyi iyi konuşuyor.
Babası Ankara’da ataşeymiş. (İtalyan Silahlı Kuvvetleri’nin bir tür diplomat subayı) İtalya’da üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Dışişleri’ne girmiş.
Diplomat olmuş.
O gece “Giarluca bir başka yere büyükelçi olarak gidebilecekken İstanbul’a başkonsolos olarak gelmeyi tercih etti” gibi konuşmalara tanık oldum. Genç ve sevilen diplomat Alberini’nin eşi Elena da Türkçede hayli yol almış. İstanbul’da İtalyan Türkiye dostları kolonisinin varlığından söz edebiliriz.
Örneğin o gece konuklar arasında olan Carlo Vivaldi Yapı Kredi Bankası’nın üst düzey yöneticisi ve yıllardır İstanbul’da.
Büyük bir İtalyan enerji grubunun Türkiye temsilcisi Giuseppe Farina’nın bu bağlamda özel yeri var.
Avea’nın (o zamanki adıyla Aria) kurucu genel müdürüydü.
Yıllardır Türkiye’de.
Burada evlendi. Akademisyen İpek Farina ile dost çemberinin içindeler.
Farina Türkçeyi hayli söktü.
Türkiye’den ve Türklerden bahsederken “biz” diyecek kadar bizden.
Gördüklerimiz böyle... Yediğimiz içtiğimize gelince önce Venedik’ten dünyaya yayılan şeftalili şampanya Bellini... Yemekte ev yapımı spagettiler, pizzalar, İtalyan usulü balık, İtalyan şarapları... Tiramisu-Limonçello...
Bay Hırant’ın gitarıyla İtalyan şarkıları eşliğinde gece güzel aktı