Küresel algı

Eklenme Tarihi26.12.2017 - 0:16-Güncellenme Tarihi26.12.2017 - 0:16
CUMHU- RİYET davasında meslektaşlarımız için gene “tahliye” kararı çıkmadı.
Oysa...
Hiç değilse 2018’e aileleriyle birlikte, sıcacık yuvalarında girebilmeleri umudu vardı.

Gene taş duvarlar arasında kalacaklar.
Bundan sonraki duruşma 9 Mart’ta...
Ve artık dava Silivri’de sürecek...
......................
Hapisteki gazeteciler, politikacılar Türkiye’nin küresel algısında Türkiye için hiç de olumlu değil.
Sadece Cumhuriyet’çiler değil.
70’li yaşlardaki “en son akla gelebilecek darbeci” Nazlı Ilıcak ve diğer gazeteciler için de durum aynı.
Bir hukukçu olarak elbette yargıya saygı esastır ama “tutukluluk” halinin “cezaya dönüşmesi” konusunda soru işaretlerini çizmekte de fayda var.
Dış politikada Türkiye çok zorlu bir süreçten geçmekte.
Bunun ekonomiye ve özellikle yabancı sermaye yatırımlarına olumsuz etkisi de ayan beyan ortada.
Küresel destekler için bütün gözlem raporları Türkiye’deki demokrasiye, yapısal düzenlemeler gereğine işaret etmekte.
Bunlardan en önemlisi “hukuk devleti...”
Hapiste -gazeteci kimliğini kullanan kriptolar değil ama- gerçek gazetecilerin -en azından- serbest bırakılarak tutuksuz yargılanmaları Türkiye algısında ciddi onarımlar yapabilir.

İMPARATOR’UN DÖNÜŞÜ

FATİH Terim’in Galatasaray’a dönüşü güzel başladı.
Kimilerine göre “Takımda fazla değişiklik yapmadı. 2 günde ne yapabilirdi zaten... Galatasaray zaten 2’nci durumdaydı.”
Bunlar “Terim faktörünü” bilmeyenler ya da bilmek istemeyenlerdir.
Fatih Terim -sevmeyenleri olsa da- Galatasaraylılık ruhunun simgesidir.
Onun katkısını bırakın bizden olanları bir yana, pazar günkü Göztepe maçından sonra Brezilyalı Mayco’nun söylemiyle yansıtalım:
“İmparator döndü. Devre arası bize öyle bir konuşma yaptı ki ikinci devre çok farklı bir Galatasaray vardı sahada.”
......................
20 gün önce bu köşede şöyle yazmıştım:
 Bir diğer sorun, takımın neredeyse tamamının yabancılardan oluşması.
Türk futbolcuların da çoğunun “lejyoner” diye anılan, Avrupa’dan “derlenenler” olması “kolektif ruh” eksikliğinin bir ayağı.
Diğer ayak ise “hocanın” da “yabancı” olması.
Bildiğimiz “Geleneksel Galatasaraylı ruhu var” kim diyebilir?
“Derbi maçı” Galatasaraylı için “çok özeldir.”
Ne var ki bu takımda o geleneği bilen de yok, anlatabilen de yok.
Bu saatten sonra yeni bir takım kurulamayacağına göre, tek yapılacak şey “hocayı değiştirmektir.”
Hem de hiç gecikmeden.
Üstelik...
Galatasaray’ın şansı Fatih Hoca’nın müsait konumu...
Her şeyini bu takıma, bu kulübe vermiş Türkiye futbol tarihinin en büyük başarılarını yaşatmış böyle bir hoca şanstır.
Fatih Hoca öylesine “damardan” Cimbomludur ki bütün fedakârlığı yapar.
Yeter ki...
“Galatasaray’ın ona ihtiyacı olduğuna, Galatasaraylıların yürekten istediğine” inansın.
Galatasaray yönetiminin “zamanı zamana bırakmadan” operasyonu yapması zamanıdır. 
4 maçlık galibiyet serisi yakalamış taş gibi Göztepe karşısında alınan 3-1’lik sonuç bir “kanıt” olmanın ötesinde geleceğin Galatasaray’ından yeniden yükselişe geçiş işaretidir.