Madalyonun iç yüzü

Eklenme Tarihi16.05.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi16.05.2019 - 8:15

23 Haziran seçimleri için “sloganların çarpıştığını” yazmıştım.

Bu “madalyonun dış yüzü...”

Bir de “iç yüzü” var.

Anlatayım...

....................

İki taraf da bir yandan evin içini düzenliyor.

Kendi tabanını toparlıyor.

Şöyle ki...

CHP’nin İYİ Parti’yle ittifakı sürecek.

Belliydi.

Fakat “marjinal” oylar da önemli.

HDP rengini belli etti.

Oyları İmamoğlu’na...

DSP’nin son seçimde 30 bin oyu vardı.

DSP bu kez 23 Haziran’da aday göstermeyecek.

“30 bin oy ne ki” deyip geçmeyin.

İmamoğlu 13 bin küsur oy farkla mazbatayı aldı.

Ya SP?

Seçmenin nabzı tutuldu.

SP’nin aday göstermezse oylarının kuzen parti AK Parti’ye gideceği anlaşıldı.

SP, aday gösterecek bu da AK Parti’ye gitme potansiyeli olan oylarının önünü kesmek anlamına geliyor.

....................

AK Parti de önceliğini kendi evinin içini düzenlemeye vermekte.

“Hadi yallah Kürdistan’a” gibi söylemlerle kırgınlık duyan ama elleri de başka partiye oy vermeye gitmeyen, sandığa küsmüş “muhafazakâr Kürt” İstanbul seçmeni...

“Abdullah Öcalan’a avukatlarıyla konuşma” izniyle başlayan ve “beka” söyleminden tasarrufla devam eden yeni rota ve hemşehri markajı uygulamasıyla “muhafazakâr Kürt seçmendeki katılık” çözülemez değil.

Başka nedenlerle küskünler de öyle...

Ancak...

“Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve onların safında ilk nesil AK Partililerin etkisinde olanların” durumu hassas.

Özellikle “Abdullah Gül’ün gri bölgede kalarak destekleyeceği Ahmet Davutoğlu ya da Ali Babacan’ın parti kuracakları”  söylentileri diri tutulmakta oluşu duyarlı konu.

...................

Fatih Altaylı dün Habertürk’te “3 dönem milletvekilliği yapmış bir AK Partili” ile yaptığı konuşmayı yazmıştı.

Yansıtıyorum:

‘Sonrasında AK Parti içinden çıkacağı konuşulan yeni iki parti meselesini sordum.

Yanıtı çok net, çok açıktı:

“Ahmet Davutoğlu bir değil isterse iki parti birden kursun AK Parti’ye zarar veremez. AK Parti çevresinde Davutoğlu’nun entelektüel karşılığı var ama siyasi karşılığı yok. AK Parti’nin okumuş yazmış taifesi Davutoğlu’nu sever, saygı duyar ama asla siyaseten peşinden gitmez. Okumuş yazmışın bile peşinden gitmediği yerde, az okumuş ve okumamış hiç gitmez. Davutoğlu siyasi bir girişim yaparsa hüsran olur, hüsrandan beter olur.”

Peki ya Babacan ve onunla beraber hareket eden Gül?

“Bak orada sorun çıkar. Babacan’ın parti kurması, siyasi sahneye çıkması, AK Parti’yi bozar. Çünkü Babacan’ın hem siyasi hem de ekonomik karşılığı var. Üstelik hem içerde var hem dışarda var. Şöyle söyleyeyim, daha iyi anlarsın. Babacan’ın kuracağı siyasi hareket, içinde Abdullah Bey ile veya Abdullah Bey’siz iktidar adayı olamaz, ne var ki AK Parti’yi iktidardan düşürecek kadar zarar verir.”

Peki siyaset sahnesine çıkar mı?

“Onu ben bilemem. Şu anda kendisinin de bildiğini zannetmiyorum. Niyet başka bir şeydir icraat başka bir şey. Ama çok niyetli olduğunu duyuyoruz.”

....................

AK Parti iktidara geldiğinde 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, dönemin Başbakanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’a bir özel sohbette bakın ne demişti:

“Büyük bir meclis grubunu bir arada bütün halinde tutmak zordur çok dikkat ister.”

Demirel bunu yapamamıştı.

“Bir damdan düşendi...”

Siyaset hayatının en acı dersiydi.

Bu konuyu merhum Demirel’le konuşmuştuk.

Bir başka yazıda anlatırım.