Mavi Marmara oyları

Eklenme Tarihi10.06.2010 - 1:20-Güncellenme Tarihi10.06.2010 - 1:22

Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki “van minıt” çıkışı partisine 5 puan taşımıştı.
“Mavi Marmara” krizi ne getirdi, ne götürdü?
Adil Gür’ün seçim tahminleri, sandık sonuçlarıyla neredeyse örtüşür.
Ona sordum.
“Mavi Marmara” krizinden sonra sahaya inmemiş.
Ancak...
“Davos’tan sonra AKP’nin puanlarında yüzde 5 artış olmuştu. Kıyasla bu kez de 3-5 puan almış olabileceğini düşünüyorum” cevabını verdi.
Ya CHP?
Kılıçdaroğlu’yla birlikte CHP puanları da artmıştı.
Gerileme oldu mu?
Adil Gür’e göre durum şöyle:
“Türkiye iki büyük partili bir siyasal yapılanmaya gidiyor. AKP ve CHP... İkisine de barajı aşamayacak partilerin seçmelerinden kaymalar var. CHP’nin tırmanışı AKP’ye Saadet Partisi’nden oy getirisi yapabilir. CHP de AKP’ye karşı olan merkez partilerden oy çekebilir.”
Bir de MHP’nin elbette kemikleşmiş oy bloku var.
Bu tabloya ilk seçimde BDP’nin 40 dolaylarında milletvekilini ekleyiniz. Baraj ineceğe benzemiyor ama BDP’nin seçimlere bağımsız girecek adaylarından en az 40’ı milletvekili olur.
Bugünden önümüzdeki yıl yapılacak seçimler için olası Meclis aritmetiği böyle.

 

ERDOĞAN KATSAYISI
AKP’nin sandıktan tek başına iktidar olarak çıkması tehlikede.
Türkiye’de genellikle bir parti art arda 3 kez seçim kazanarak tek başına iktidar olamamıştır.
Sadece Menderes’in Demokrat Parti’si bir istisnadır.
1950-1954-1957 seçimlerini üst üste kazanmış ve 10 yıl tek başına iktidarda kalmıştır.
AKP bu rekorun adayı...
Kıl payıyla bile olsa 3. kez iktidarı alabilir.
Bunun başlıca nedeni tıpkı Menderes gibi Erdoğan’ın da lider olarak partisinin başında seçimlere gitmesidir.
Oysa...
Demirel’in Adalet Partisi gerçi 1965 ve 1969’da sandıklardan tek başına iktidar olarak çıkmıştı ama araya 12 Mart 1971 askeri müdahalesi girmişti.
Adalet Partisi arızalı hale getirilmişti.
Anavatan da 1983 ve 1987’de sandıktan tek başına iktidar olarak çıkmıştı.
Ne var ki Özal Cumhurbaşkanı olunca, Anavatan 1991 seçimlerine Mesut Yılmaz’ın başkanlığında girdi.
Demirel’in başında bulunduğu DYP’nin gerisine düştü.
Tekrarlıyorum...
AKP’nin avantajı kesintisiz aynı genel başkanla 3. kez iktidar partisi rüzgârıyla ve olanaklarıyla 2011 seçimlerine girecek olması.
Bir de “uzun süre iktidarın yıpranma katsayısı” dikkate alınmalı.

 

YARGIYA ÇİFTE STANDART
Anayasa Mahkemesi’nin 9’a 2 oyla “değişiklikleri iptal” başvurusunu kabul etmesi, yargılama sürecini başlatması üzerine fırtına kopardı.
Çatısında şimşekler çakıyor.
İktidar sözcüleri ve iktidara yakın medya bu kararı taşlıyor.
Bir tür “recm” olayı bu.
Anayasa Mahkemesi üzerinde bir baskı oluşturuldu.
“Yargıyı etkilemenin daniskası...”
Hani “yargıyı yargıya bırakmak” ilkesi nerede kaldı?
Buna karşılık “sindirme” davalarında, tutuklamanın ceza infazına dönüştüğü uygulamalarda “bağımsız yargıya saygı” söylemleri havada mı kaldı?
İktidarın meşrebine göre yargıyı etkilemek veya tam tersi olabiliyor.
Bunun da adı “çifte standart”tır.

MİLLİYET 60 YAŞINDA 
Abbas Güçlü’nün “GENÇ BAKIŞ” programı için İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’ndeyiz.
Hanzade Doğan Boyner, Tayfun Devecioğlu, Sami Kohen, Fikret Bila ve ben...
Öğrenciler soracak ve biz cevaplayacağız, anlatacağız.
Ama...
Birkaç kişi öyle soru falan değil doğrudan nutuk çekti.
“Olta” tabir edilen bazı kelimeler kullandıkça alkış aldı.
Sonra da cevabı beklemeden gitti.
Medya için önyargılı konuşmalar yaptı.
Özellikle olayları “bölgeci” zihniyetle görenler suçlamalara giriştiler.
Medya için “soru” değil “sorgulamak” gibi bir tavırdaydılar.
Hepimiz o sıralardan geçtiğimiz için onları anlamaya çalıştık.
Ayrıca Bilgi Üniversitesi’nde 6 yıldır ders verdiğim için gençlerden kopmuş sayılmam.
Fakat...
İstanbul Üniversitesi anfisinden kafamda şu soruyla ayrıldım.
“Acaba onlar bizi ne kadar anlıyor?”
İşte bu sorunun cevabı için hiç de olumlu izlenimlerim olmadı.
Programın sonunda Abbas Güçlü bana son sözü bıraktı.
“Teşekkür” makamında bir şeyler söyledim.
Aslında dilimin ucuna Lenin’in bir sözü gelmişti:
“Beni hayatta sadece karım anladı, o da yanlış anladı.”

EtiketlerARTAnayasa