Mercedes'in şoförü

Her biri mimari yarışmalarına katılabilecek otelleri ile seçkin turist kesiminin tercihidir.Doğal dokuyla bütünleşen mimari yapısı Kerim Ağahan'ın korumasında gerçekleşmiştir.Yolları, uçak pisti kalitesinde beton ve asfalttır. Tek farklı renk, tek yama görünmez. Yolların çevresi, botanik bahçe gibidir.Bütün taksiler beyaz Mercedes'tir.Dünyanın en gözde markalarının butikleri bu adadadır.Giysiden antikaya, tablo galerilerine kadar her alanda en iddialı ürünleri ve yapıtları bulmak, Sardunya'da olasıdır.O adaya para oluk oluk akar. Fert başına milli gelir Monako'yu yakalamıştır...................Amacım, turistik bir gezi panoraması çizmek değil.Böylesine zengin bir adada mutluluğun üzerine düşen gölgeyi paylaşmak istiyorum.Sardunya, siyasal ve coğrafi olarak İtalya'ya bağlı. Ancak... Sardunyalılar bunu içlerine sindiremiyorlar."Bağımsızlık" istiyorlar.İtalya'dan kopmuş, bağımsız bir devlet...Örneğin... Malta ya da Singapur gibi ada devleti...Adada İtalyanca konuşulur, İtalya ile sıkı bağlar vardır, fakat istekleri bağımsızlık...Bizi otele götüren beyaz Mercedes'in şoförüyle bunları konuşurken sordum: "Peki bağımsızlık için silaha sarılıp terör örgütleri kuruyor, terör eylemleri yapıyor musunuz?"Pırıl pırıl Mercedes'in beyaz deri koltuğuna yaslanıp arkaya "ne antika soru bu" dercesine baktı ve şu cevabı verdi:"Olur mu öyle şey? Ne terörü, ne eylemi? Terör eylemi yaparsak adaya bir tek turist gelmez. Yoksul oluruz..."....................Bu izlenimin ortaya koyduğu iki sonuç var:1- Ekonomik çıtanın Avrupa standartları zirvesine kadar yükselmesi bile ayrılıkçı zihniyeti değiştirmiyor. Ülke topraklarının bütünlüğünü sağlamak için "ekonomik gelişme" tek başına çözüm değil. Fert başına milli gelirin 30 bin dolara dayandığı Sardunya'da, son model, gıcır gıcır beyaz Mercedes'li şoför, hâlâ adanın bağımsızlığından söz edebiliyor.2- Ekonomi çıtasının çok yükseklerde olması, bağımsızlık rüzgârlarını kesmiyor ama terörün belini kırıyor. Terörün bacakları tutmuyor.Bütün tartışmalar, demokratik ortamda gerçekleşiyor.Kan kültürü kuruyor. Onun yerini yaşam sevinci alıyor.O halde...Terörü yenmenin önkoşulu, bireysel olarak insanların kaybedeceği şeyler olduğunu görmeleridir.Kolektif akıl ise, bireysel olarak kendisi terörün dışında kalsa bile, başkalarının terör eylemlerinden topluca zarar görüleceğinin bilincinde oluyor.....................Sardunya fantezilerinde uçmayalım da, bizim insanlarımızdan örnek vereyim...Yıllar önce Turgut Özal'la birlikte Hakkâri'ye gitmiştik.PKK terörünün en azgın olduğu yıllardı.Topluluğun arasına karışmış laflıyorduk. "Hakkârispor" futbol takımının artık lig maçlarına çıkamadığını öğrendik.Terör eylemleri nedeniyle olağanüstü hal, futbol maçlarını yasaklamıştı...Yaşlıca bir Hakkârili, "Bizim oğlan da Hakkârispor'da oynuyordu. Maçlar yasaklanınca maaşı kesildi. O da, PKK'ya asker yazıldı, dağa çıktı. Bizim oğlana birkaç kuruş aylık veriyorlar işte" diye anlattı.....................Sardunya adasının futbol takımında oynayan bir genç adam, aklından hiç dağa çıkıp silahlı eylem koymayı geçirir mi?Kafa kayışlarını sıyırıp da dağa çıkmaya kalkışsa, değil örgüt, kendisi gibi bir kişi daha bulabilir mi?....................Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan, hatta kaybedecek umudu bile bulunmayan gençler üretiyoruz.Toplumsal hiçbir sorumluluk hissetmeden onları vampirlere bırakıyoruz.Çok yazık ediyoruz.Onlar sadece birer katil olmuyorlar, daha sonraki yaşam durakları kendi ölümleri.......................Ne zaman iki yanında çiçek bantları uzanan kusursuz bir asfalt yolda, kendine ait Mercedes taksiyi kullanan Bingöllü, Hakkârili ya da Tuncelili bir şoför, "Terör eylemi mi dediniz? Bu coğrafyada... Hakkâri, Bingöl, Tunceli'de mi terör eylemi yapılacak? Biz aklımızı mı kaçırdık? Ekonomimiz durur. Olmaz burada böyle şeyler" diyebilecek? g.civaoglu@milliyet.com.tr Sardunya Adası bir Akdeniz cennetidir. "Zümrüt koyları" diye anılan turkuvaz rengi denizi...