Netameli kartlar

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ABD’ye, Rusya’ya (o dönemdeki adıyla Sovyetler Birliği) ve Türkiye ile birlikte Kıbrıs Cumhuriyeti’nin diğer garantör devleti İngiltere’ye rağmen yapılmıştı.

Çok romantik anıları vardır.

İşte birkaçı.

.....................

TSK’nın bütün baskılara karşın Kıbrıs’a harekâtı için gözler dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’tedir.

Kararı o verecektir.

Gazetecilerle birlikte bir gezidedir.

Otobüsü durdurtur.

Bülent Ecevit eşi Rahşan Hanım’la birlikte inerler.

El ele, kırlara doğru yürürler.

Bir süre doğada baş başa dolaşır, konuşurlar. Zaman zaman Ecevit bir taşın üzerine oturur, ufka bakarak düşünür.

Dönüşte gazetecilere “kararını vermek üzere olduğunu” söyler.

Çok pastoral bir fondur bu.

Dünya medyasına da olası “savaş kararına” böyle “doğada romantizm” rayihası verilmişti.         

....................

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Dışişleri Bakanı Turan Güneş arasında harekâtın başlama parolası ise “Ayşe’nin tatile çıkmasıydı.”

Ayşe, Bakan Güneş’in kızının adıydı.

Harekâtın ilk günü dünya medyasına bu da servis edilmişti.

Harekâtla birlikte “Ayşe’nin tatili” de sayfalarda ve ekranlardaydı.

Bir romantik katkı daha...

Şair Ecevit, silahlı bir harekâtı “Barış” kelimesiyle adlandırarak, “bir kız çocuğunun tatile çıkması” gibi hoşluk katarak, pastoral gezilerle süsleyerek olayı yumuşatacak psikoloji üretiyordu.

Algılarla oynuyordu.

.......................

Algı önemlidir.

Kamuoyu bu algılarla belirlenir ve ülkeleri yöneten siyasetçileri etkiler.

Türkiye’nin “Fetih duaları” okutmasının bu mercekten de bakarak yorumlanmasında fayda var.

“Barış Pınarı Harekâtı” güzel bulunmuş bir isim.

Bölgenin “pınarlarıyla” tanınmasıyla örtüşüyor. (Ceylanpınar adı da bölgenin bu özelliğini yansıtmakta.)

Türkiye, harekâtta, barışçıl amacını, insani dokunuşlarını dünya kamuoyuna hissettirebilmeli.

Algı mühendisliği yapaylığına gerek de yok.

Amacı ve harekâtın sivillere gösterdiği özen yeterince yansıtılabilsin yeter...

......................

Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasıyla günümüz arasında bir paralel daha.

Şimdi...

ABD Başkanı Trump’tan “Ağır yaptırımlar geliyor” gibi tehdit tweet’leri dolaşımda.

AB ülkeleri “karşı tavır” açıkladılar.

Almanya, Fransa ve bazı Kuzey ülkeleri “Türkiye’ye silah satışını dondurma kararı” aldılar.

1970’li yıllarda da bunları yaşadık.

Şöyle ki:

- 1975’te ABD Türkiye’ye silah ambargosu koydu.

Ambargo üç yıl sürdü. 1978’te Ecevit yeniden Başbakan olduğunda Washington’a gitti.

Ambargo kalktı.

- 1976’da Süleyman Demirel Başbakan’dı.

ABD’nin ambargo kararına karşılık Türkiye’deki 21 ortak üssü kapattı.

Bununla yetinmedi.

ABD’nin İncirlik Üssü’nü kullanmasını da yasakladı.

Bu yasaklar ve kapatma kararı, ABD’nin 1978’de “ambargoyu kaldırmasından” sonra da sürdü.

Ancak...

12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra, askeri yönetim tarafından ABD’ye açıldı.            

......................

Bu kartlar hâlâ Türkiye’nin elinde.

Ama...

Asıl daha güçlü kart, Türkiye’nin Rusya’yla daha fazla yakınlaşması, NATO Güneydoğu kanadında fay kırılmasıdır.

Elbette...

“ABD’nin bir ekonomik saldırısı 1975 silah ambargosundan çok daha sarsıcı” olabilir.

Buna karşılık, Türkiye-Rusya yakınlaşmasının ABD ve Batı dünyasına çıkaracağı fatura da “21 üssün bir süre kapatılmasından” çok daha ağır olur.

Dileğimiz, ABD’nin akıl tutulmasına düşmemesi ve bu savrulmaların yaşanmamasıdır.