Nur topu gibi kriz

Dünyanın nur topu gibi bir “krizi” daha oldu.

“Venezuela’-nın başkanı kim?”

Sandıktan çıkmış olan Maduro mu?

Yoksa kendini “geçici başkan” ilan eden Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido mu?

.....................

ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Portekiz, İspanya ve AB ile Kolombiya, Peru, Ekvador, Paraguay, Brezilya, Şili, Panama, Arjantin, Kosta Rika, Guatemala “kendini geçici başkan ilan eden” Ulusal Meclis Başkanı Guaido’yu tanıdığını ilan etti.

Buna karşılık...

Türkiye, Rusya, İran, Çin, Küba, Uruguay, Nikaragua, Bolivya ise “seçilmiş başkan” Maduro’yu destekliyor.

.....................

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Maduro’yı telefonla arayarak “desteğini” vurgulamış bulunuyor.

Ve...

Mesajın sonunda bir de etiket “WeAreMADURO...”

Yani...

“Hepimiz Maduro’yuz...”

Demokrasinin “olmazsa olmazı” sandıktan çıkmaktır. Seçilmiş olmaktır.

Maduro’ya karşı önce küçük rütbeli subaylarla kıytırık bir “darbe” girişimi yapıldı.

Bastırıldı.

Ardından “Maduro’yu gayrimeşru” olarak tanımlayan ve o nedenle Anayasa gereği kendisini seçimler yapılıp yeni başkan seçilinceye kadar “geçici başkan” ilan eden Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido ile “hukuk darbesi...”

.....................

Maduro yönetiminde Venezuela büyük sıkıntılar içinde.

Petrol zengini olmasına karşın halk kara yoksulluk çekiyor.

İnsanlar meydanlara, sokaklara inmiş durumda.

Yani...

Maduro’nun zemini sallanıyor.

Ama...

Devletler Hukuku sadece seçilmişleri “meşru” kabul etmeyi düzenlemiştir.

Maduro seçilmişse, onu indirecek olan, gene seçimlerde kullanacağı oylarla halktır.

Bu bakımdan Türkiye’nin tavrının Anayasa ve Devletler Hukuku’na uygun olduğu doğrudur.

Tutarlıdır da.

......................

Ancak...

Dünyanın çoğunluğu Maduro’nun karşısında.

Gitmesinden yana.

Bu da doğru bir tavır olabilir.

“Maduro’nun gitmesi gerektiğine inanmak ve bu görüşte olmak” bir şeydir, anlaşılabilir. Fakat “seçilmiş Başkan’ı tanımamak” başka şeydir, anlaşılır gibi değildir.

Burada ABD ve onunla birlikte Juan Guaido’yu başkan olarak kabul eden devletler demokrasinin temeli olan “seçilmiş olmak/sandıktan çıkmak” ilkesiyle ters düşmekteler.

Öte yandan, bir ilginç durum da şu...

Türkiye’yi bu ayrışmanın dışında tutarak diğer iki blok dikkate alınırsa bir çelişki daha.

Maduro’yu destekleyen Rusya, Çin, İran gibi ülkelerin demokratik ülkeler skalasında alt sıralarda yer aldıkları bir gerçek.

Buna karşılık...

Maduro’yu “tanımayan” devletler dünya demokrasi skalasının üst sıralarındalar.

Tezat değil mi?

......................

Sonuç...

Maduro’nun işi bundan sonra çok zor.

Dünyanın demokrasi standartlarında net gözlemler yapabilmek de böyle tezatlarla zorlaşıyor.