Ortak yürek paydası

Eklenme Tarihi22.05.2019 - 1:30-Güncellenme Tarihi22.05.2019 - 8:32

19 Mayıs Samsun görüntüleri...

Ortada Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, sağında “Cumhur İttifakı”ndaki ortakları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Desteci ve DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, solunda ise “Millet İttifakı”nın lider partisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DP Genel Başkanı Gültekin Uysal ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek...

Tüm siyaset farklı yapılar bir arada.

Hele seçmenin ortadan bölündüğü “Cumhur İttifakı” ve -bir eksiğiyle- “Millet İttifakı”nın yan yana  gelişleri...

Şöyle düşündüm...

Ey yüce Atatürk...

Türkiye’yi gene yattığın yerden bile omuz omuza getirdin.

Belki “bir günlüğüne...”

Ama bu bile güzel ve simgesel anlamlı.

Ayrıca...

Türkiye’nin gerçekten ihtiyacı olduğu her zorlu durumda “Atatürk’ün gene birleştirici olacağına” inanıyorum.

....................

Dünya tarihinde hiçbir liderin böyle bir kalıcı etkiye sahip olduğu söylenemez.

Tarihte nice büyük komutanlar, nice büyük milli kahramanlar, liderler yer aldı.

Çağımızda Stalin, Mao, de Gaulle, Nehru, Franco...

Hiçbiri ülkelerinin hala “en sevileni” ve “ortak yürek paydası” değil.

...................

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu hiç sönmeyen, zayıflamayarak asrın ötesine uzanan “ışık formülü” nedir?

Elbette genetik kalıntılarından tutunuz da hocalarına, dostlarına, sağlam arkadaşlarına kadar birçok özellik sayılabilir.

Ama onu çağının diğer liderlerinden ayıran baskın özelliği “entelektüel donanımıdır.”

Pazar günkü yazımda da değindiğim, yıllar önce bir 10 Kasım’da, Atatürk’ü anlatmak üzere Fransa Senatosunda konuşma yapmaya davet edilmiştim. (Genel Kurul Salonu değil elbette, Senato’nun Jardin de Luxenbourg Parkı’na bakan toplantı salonlarında birinde.)

“Atatürk’ün, askeri dehası, siyaset kimliği, liderliği, devrimleri bilinen gerçekler.

Ben entelektüel Atatürk’ü anlatmak isterim” cevabını vermiştim.

İşte o konuşmadan sadece birkaç satır:

Atatürk için kitap okumak nefes almak gibi bir ihtiyaçtı.

Resmi kayıtlara göre 3 bin 397 kitap okumuştu.

Bunların sadece 261’i askerlik üzerineydi.

879’u tarih...

535’i edebiyat...

397’si dilbilim...

195’i güzel sanatlar...

193’ü coğrafya...

169’u hukuk...

139’u ekonomi...

109’u felsefe ve psikoloji...

104’ü fen bilimi, matematik...

75’i sosyoloji...

Yaşamına en büyük etki yapan iki kitaba işaret edeyim.

Birincisi...

“Beyaz Zambaklar Ülkesi’nde” adlı kitaptır.

“İşgal altındaki Finlandiya’nın bağımsızlığını nasıl kazandığını anlatır.”

Mustafa Kemal bu kitabı askeri okullarda okutulması talimatını vermiştir.

İkincisi...

“Jean Jacques Rousseau”nun “Toplum Sözleşmesi” kitabıdır.

“Demokrasi kavramının gelişmesi ve anayasal hukuk devleti konuları” işlenmiştir. 1924 Anayasası bu kitaptan esinlenmiştir.

Ayrıca...

Yüreğindeki özgürlük ateşini ise Namık yakmıştır.

“Ne Mutlu Türküm Diyene” söyleminin arkasında Ziya Gökalp’in fikirleri vardır.

Ve...

“X,Y,Z kuşakları” denilen bugünün Atatürk tarafından öngörüldüğünün kanıtı olan bir anı.

Nuri Ulusu Atatürk’ün kütüphanecisiydi.

Anlatıyor:

“İstanbul seyahatine gidiyorduk, istediği kitaplar o kadar fazlaydı ki karton kutular almıyordu.

‘Dur bekle biraz’ dedi, odasına gitti iki cephane sandığını taşıyan muhafız alayı erleriyle döndü.

Sonra şöyle dedi:

‘Nuri oğlum savaşta bunlarla cephane taşıdık. Şimdi o savaş bitti, yeni bir savaşımız başlıyor, o da kültür sanat savaşımızdır ve okumakla, kitapla olur. Bu sandıklarda cephanenin yerini kitaplar alsın.’

Ve ‘Geleceğimiz BİLGİ TOPLUMU’dur diye ekledi.”

......................

Atatürk’ün entelektüel donanımı için yazacak daha çok şey var.

Artık başka yazılara.