26. Genel-kurmay Başkanı Em. Org. İlker Başbuğ, Ahmet Hakan’ın programında tavrını net koydu:
“Chicago’da Türk-Amerikan ilişkileriyle ilgili bir toplantıya davetli olduğunu, buna ‘evet’ dediğini, ancak son vize kararı üzerine o toplantıya gitmeyeceğini” söyledi.

İlker Paşa’nın “ABD vizesinin olduğunu yani bir vize sorununun bulunmadığını da” ilave edeyim. 
Başbuğ “ABD’nin vize kararı orantısız tavırdır” dedi.
............
Burada “Türkiye-ABD ilişkileri” için bir İlker Başbuğ anısına parantez açmak isterim.
İlker Başbuğ -yanılmıyorsam- Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı’yken bir konuşma yapar.
“Bölgede belki oyun kurucu olamayabiliriz ama -kesinlikle- oyun kurucuların oyunlarını engelleyebiliriz” diye özetlediğim bir söylem. (İlker Paşa’nın belki “Oyun bozucu olabiliriz” söylemini kullanmış olması da mümkün.)
Gerçekçi ve günümüzün dış politika koşullarıyla örtüşen akılcı bir tespittir bu. 
Yanlış hatırlamıyorsam, ABD’li diplomatlar o zaman İlker Paşa’ya “bu söylemle ne demek istediği” anlamına gelebilecek ince ayarlı sorular da yöneltmişler.
............
Bir önceki Başbakan Davutoğlu döneminde en çok karşılaştığımız iddialı söylemler “Türkiye’nin bölgede büyük abi olduğuydu”, bu nedenle Türkiye artık “oyun kurucuydu...”
Ama...
Rusya’nın ve ABD’nin Suriye’de “oyun kuruculuğa” oynamaları üzerine bu “fazla kabartılmış hevesin pek de gerçekçi olmadığı” görüldü.
Kuzey sınırımız boyunca uzanan PKK-PYD koridoru -sanki- kendi kendine mi oluştu?
Petrolü ve doğal gazı da olan, en ileri teknolojide silahlar ve zırhlılarla donatılan PKK-PYD şimdi -kendisine vaat edilen- “Akdeniz’e ulaşma senaryosunun” peşinde.
Türkiye’nin “İran ve Rusya’yla anlaşarak ve Rusya üzerinden Suriye’nin de -örtülü- onayıyla” başlattığı İdlib harekâtı tam da “oyun kurucuların oyununu engellemek hatta bozmak” hedeflidir.
PYD/PKK’nın Afrin’e ulaşmasının önü kesilmektedir. 
“Fırat Kalkanı” harekâtıyla zaten Menbiç ile Afrin arasındaki toprak güvenceye alınmıştı.
Şimdi hedef, PKK/PYD’nin güneyde İdlib üzerinden “U” harfi çizerek Afrin’e ulaşmasını da engellemek.
Yani bir kez daha “oyunu engellemek, oyunu bozmak...”
...........
ABD ile “vize krizi” şöyle veya böyle çözülür. Ama...
ABD-Türkiye ilişkileri zaten hastalıklı.
Çünkü...
Kâğıt üzerinde “stratejik ortak ve müttefik” olsalar da iki ülke arasında “çıkar çatışması (conflict of interest)” var.
ABD “bölgede İsrail’e destek olacak, İran’ın önünü kesecek ve Ortadoğu petrolleri için kara kuvveti görevini üstlenecek bir Kürt devleti” istiyor.
“Barzani’nin bağımsızlık referandumu” ve “Türkiye’nin güney sınırı boyunca uzanan PKK/PYD koridoru” ilk iki adım.
Bu iki domino taşının üçüncü ve dördüncülerinin Türkiye ve İran olarak tasarlandığına dair kuşkular duymak “paranoya” sayılmasın.
O halde oyun kurucunun oyunu eğer buysa Türkiye de bunu milli çıkarları ve beka hukuku gereği elbette engellemek/bozmak çabasında olacaktır.
Ve bu sürekli hastalıklı ilişkide vize krizi aşılsa bile hastalık ateşi düşmez.
...........
Not: Bir yurt dışı seyahati nedeniyle 2 gün ara... Teşekkürler.