Parçalı bulutlu

İBB (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) için iyi haber.

Küresel finans sisteminde “kredi bulmak” hayli kolay.

İstanbul Belediyesi’nin özellikle metro inşaatlarının sürmesi ve yeni projeleri gerçekleştirmek üzere “kredi şansı” yüksek.

Ekrem İmamoğlu’nun çalacağı kapılardan eli dolu çıkması için kanallar tıkalı değil.

...................

Piyasalar için “enteresan” bir durum.

Avrupa’da bankalar “negatif faiz “ uyguluyor.

Yani...

Mevduat hesapları açanlardan yıl sonunda yatırdığı paranın yüzde eksi 1 ya da eksi 0.75, eksi 0.50 oranında kesinti yapıyorlar.

Kısacası, mevduat sahibi bankaya bir de üstüne para ödüyor.

Monaco bankaları “euro” mevduat kabul etmiyor, “Dolara çevir öyle gel, üstüne de paranın yüzde eksi 1’i kadar ödeme yap” diyor.

...................

Küresel fonlar ve elinde büyük para tutanlar Türkiye’nin çıkardığı yüzde 3-4-5 faizli kâğıtları anında tüketiyor.

Finansman işleriyle uğraşanlardan dinlediğime göre, “İBB borçlanmak için piyasaya çıkarsa, değerli kâğıtlarını hiç zorlanmadan satabilir.”

Bir hamlede 2-3 milyar dolar sağlaması, -bu işi bilenlerle- sorun olmaz.

Ekrem İmamoğlu’nun önümüzdeki yıllara kalıcı imza atması önünde “finansman zorluğu” aşılmayacak engel gibi görünmüyor.

İmamoğlu’nun özel sektörden “değerli, başarısını kanıtlamış yöneticiler olarak, belediyede ve bağlı şirketlerde tepe noktalara atamakta olduğu” yolunda duyumlar aldım.

Sağlam bir “beyin stoku” ile takım kurması, hayal kırıklığı yaratmaması için önemli.

Geleceğe dönük yol haritası için de öyle.

..................

Genelde Türkiye ekonomisi açısından bakarak da küresel piyasalardaki bu para bolluğu nefes almamızı sağlıyor.

Türkiye’nin daha önce yazılan kara senaryolara karşın bir “döviz sorunu olduğu” söylenemez.

Zaten dolar değeri yükseliş bir yana, şu satırlar yazılırken 5.70’in de altına düşmüştü.

Oysa...

Yakın zamana kadar “Türkiye’nin döviz borçlarını çevirmekte çok zorlanacağı” yolunda kehanetler uçuşuyordu havada.

Hatta...

“Çeviremeyecek, IMF’nin kapısını çalmak zorunda kalacak” iddiaları bile vardı.

Özel sektörde de dış piyasalardan borçlanma eğilimi -yeniden- hissediliyor.

..................

Bankaların müşterileri için de ilginç şeyler dinliyorum.

Kredi alacak müşteri kıymete binmiş.

“Borcunu -daha vadesi gelmeden- ödemek isteyen müşteriye” şöyle önerileri oluyormuş.

“Ödemeyin. Vadesinde ödersiniz. Hatta isterseniz faizinizi birkaç puan indirelim.”

...................

Bunlar iyi haber.

Ancak...

Madalyonun “gölgeli” yüzüne de bakılırsa bazı soru işaretleri beliriyor.

Alışveriş hararetli değil.

Tüketim trendi yükseliş göstermiyor.

Krediye -fazla- ihtiyaç duyulmayışının bir nedeni de bu -nispeten- heyecanı düşük harcamalar nedeniyle mi?

Faizlerin düşmesi ile inşaat sektöründe hareketlenme hızlandı.

İnşaat lokomotiftir.

İlişkili pek çok sektörde talebi yükseltir.

Genel bir piyasa tetiklemesi yapar. Bu da “pozitif beklenti” işareti.

...................

Dış politikada çok önemli ve ani krizler yaşanmazsa makroekonomide karamsar bulutlar azalışta.

Ama...

İşsizlik, yeni vergiler, yükselen vergi oranlarının hangi etkiyi yapacağını da gözlemek gerek.