Rojda’dan Kürt açılımı

Eklenme Tarihi23.05.2010 - 2:10-Güncellenme Tarihi23.05.2010 - 2:13




İSMAİL Cem TV Ödülleri’nde “en iyi yardımcı kadın oyuncu” seçilen Rojda Demirer’in babası vizyon sahibiymiş anlaşılan.
“Kürt açılımını” daha kızları doğduğunda öngörmüş.
Rojda, Kürtçede “güneşin doğuşu” anlamına geliyor.
Ablasının adı ise Ruken...
Bu isim de “gülen yüz” demek.
Her iki ismin de kulağa gelen müziği hoş.
Rojda ile birlikte Emre Altuğ ŞEFFAF ODA konuğu.
Çağla Şikel ile evli olan Emre’nin bir oğlu oldu.
Adı Kuzey...
Karanlık gecelerde “Kuzey Yıldızı” yol gösterir.
Kuzey Altuğ’un daha doğumundan itibaren küçücük omuzlarına yüklenen bir misyon.
Emre ve Rojda’nın ortak paydaları yürek aydınlığının gözlerine yansıması.
Emre sosyal sorumluluk projelerine destek veriyor.
Bir albümünün gelirini Milliyet’in “ÇYDD” ile birlikte yürüttüğü “Baba Beni Okula Gönder” kampanyasına bırakmıştı.
Müziğe başlayış öyküsü ilginç...
Okulda kızların dikkatini çekmek için gitar çalmayı öğrenmiş.
Sonra...
2000 aday arasından seçilen 13 gençten biri olarak konservatuvara girmiş.
Tiyatro, müzikal, sinema, dizi sürecinde gitarından hiç kopmamış.
Şimdi her şeyin önünde müzik.
Rojda ise daha 8 yaşında kariyerine başlamış.
Ankara Radyo Çocuk Kulübü’nün giriş sınavlarında 1000 çocuk arasından seçilenler arasındaymış.
14 yaşında ilk filmi...
Ve...
Hacettepe Üniversitesi Konservatuvarı...
İstanbul’da diziler ve sinemayla devam eden kariyer.
Ama...
Onun gönlünde olan başka bir yaşam...
Sevdiği adamla bir sahil kasabasına yerleşmek... Çocukları olsun... Tertemiz doğada mutlu yıllar aksın...
Ezoterik çalışmalara yakınlık duyuyor.
Düşüncenin gücüne inanıyor.
Evrene gönderilen düşünce mesajı yeterince güçlü ve yürektense mutlaka dönüşünün olacağı kanısında.
“Sahil kasabasında yaşam” mesajını evrene göndermiş.
Dönüşü bekliyor...


ÇİKOLATA... NİHAYET...



KİMSE kızmasın ama gerçek anlamda fabrikasyon olmayan “el yapımı” taze çikolata İstanbul’da yoktu.
Özellikle Fransa ve Belçika’da böyle çikolata butikleri vardır.
İçinde katkı maddesi ve yağ olmayan, doğal ürünlerin harmanlandığı el yapımı, taze ve fazla bekletmeden birkaç gün içinde yenmesi gereken çikolatalar bulunur.
İstanbul işte böyle bir çikolata butiğine nihayet kavuştu...
Nişantaşı’nda küçük fakat çok güzel tasarımlı bir butik.
Adı Marie Antoinette...
Hani o ünlü Fransa Kraliçesi’nin adı.
Tam bir lezzet durağı.
Ve de Fransa’da, Belçika’daki çikolata butiklerinin sundukları tat...
Bir rastlantıyla buldum orayı.
ŞEFFAF ODA konuğu sanatçı Rojda, bu butiğin ortağı olduğunu söyledi?
Ya diğer ortak?
Ablası Ruken...
O da genç ve güzel bir kadın.
Çok tutmuş bir sinema filmi vardı.
Adı “chocolat...”
Kasabaya kızıyla birlikte genç bir kadın gelir.
Çikolata dükkânı açar.
Ruken’i, o filmin başrolündeki Juliette Binoche gibi hayal edebilirsiniz.
Marie Antoinette’in kullandığı damgayı amblem olarak seçen Ruken’in çikolataları dönem kitap ciltleri tasarımında kutularda sunuluyor.
Benim kafamdaki sorun şu...
“Bir talep patlaması yaşanacağı kesin. O zaman -seri imalata geçilirse- bu butik kalitesi nasıl sürdürülecek?”


21. YÜZYIL İSTANBUL LEYDİLERİ


SEVİNÇ’İN son sergisinin adı “21st Century Ladies of İstanbul...” Kendi alanlarında başarılı 14 İstanbul kızının resimlerini yapmış.
“Bir ulusun gelişmişliğini kadınlarına bakarak anlamak mümkün” diyor. Çağdaşlığın simgesi olduğuna inandığım Atatürk’ten ve onun Türk kadınına kazandırdıklarından esinlenmiş.
14 İstanbul kızının seçimlerinde “simge” oluşları ortak ölçüt.
Fakat onları fırçasıyla yansıtan Sevinç’in üslubu tuvalin düz zemininde üç boyutlu gibi bir izlenim veriyor.
Kişiliklerini tuvalin önüne çıkarıyor. Serginin yeri de özel. Ortaköy’de House Cafe’nin üstünde Boğaz manzaralı bir kat. Mevsimin ruhunu yakalayan roze şarap eşliğinde ve Sevinç’in anlatımıyla keyifli akıyor zaman.

Etiketler