‘Sanal gerçeklik’ TERBİYECİ VE KAPLUMBAĞALARI CANLANDI!..

‘Sanal gerçeklik’ TERBİYECİ VE KAPLUMBAĞALARI CANLANDI..

PERA Müzesi’nin 4’üncü katındayız. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol “Güneri Cıvaoğlu’yla
başlayalım”
dedi.

Bir grup sanat tutkunu arasında, kendimi “deneyimin fedaisi” gibi hissettim.

Müzenin yeşil duvarları arasındaydım.

Önümde Osman Hamdi Bey’in ünlü “Kaplumbağa Terbiyecisi “ yapıtı ve yanında üstadı anlatan duvar yazıları.

Başıma koskocaman bir özgün gözlük donanımı taktılar. Elime de birer yeşil aparat. Bir anda kendimi geniş ve şık döşenmiş salonda buldum. Az ötemde “Kaplumbağa Terbiyecisi” ve ayağının altındaki “kaplumbağalar...”

Kaplumbağa Terbiyecisi
3 boyutlu ve canlı gibiydi.

Öyle ki üzerindeki giysinin kumaşı zaman zaman titreşiyordu. Gözüm kaplumbağalara kaydı. O ne!

Kaplumbağaların başları da oynuyordu.

.....................

Dış ses “Yanınızdaki masa Osman Hamdi Bey’in çalışma masasıdır. Onun salonundasınız. Her eşya, her obje Osman Hamdi Bey tarafından kullanılıyordu” dedi.

“- Elinizdeki yeşil aparatın tetiğine dokunun lütfen.”

Dokundum...

“- Önümde adeta havaya asılmış kavisli beyaz bir ışık” Kaplumbağa Terbiyecisi’ne doğru uzanıyordu.

“- Oku takip ederek yürüyün.”

Dediğini yaptım.

“- Yerde marullar var. Görüyorsunuz. Eğilip marulları almak üzere aparatın tetiğine dokunun.”

Gene dediğini yaptım.

Elimde beyaz eldivenler belirdi. Marullardan birini parmaklarımın arasına aldım.

“- Elinizdeki marulu kaplumbağaların önüne bırakın. Kaplumbağalar marulları yemeye başlayacaklar. Bitirecekler, seyredin.”

Gerçekten kaplumbağalar hareketlendi, marulu yemeye başladılar. Bitirdiler.

“Resimdeki kaplumbağalar nasıl hareketlenir, terbiyecinin elbisesi nasıl dalgalanır?” diye sordum.

Dış sesten “Ona göre program yazıldı” cevabını aldım. Deneyimi sürdürdüm.

“Şimdi, salonda dolaşın. Osman Hamdi Bey’in sobasına gidip dokunun. Kaplumbağa Terbiyecisi’nin etrafında dolaşın, çalışma masasının üstündeki kitaplardan resimlerine, gözlük ve fırçalardan fotoğraflarına kadar objeleri alabilirsiniz...”

......................

Çok güzel ve ilginç bir deneyimdi. Buna “sanal gerçeklik” deniyor. Müzecilikte de
yeni bir anlayış.

Müze deneyimini mekân ötesine taşıyan bir uygulama.

Sanal gerçeklik deneyimiyle müze deneyimi daha kişisel ve interaktif hale getiriliyor. Dünya öyle bir baş döndürücü teknoloji ivmesinde ki bir süre sonra gerçekle sanal gerçeği bazen ayıramaz hale gelecek miyiz diye düşünüyorum.

Ya bir de “Osman Hamdi Bey’le salonunda karşılaşsaydım, el sıkışsaydık!”

‘Sanal gerçeklik’ TERBİYECİ VE KAPLUMBAĞALARI CANLANDI..

‘Sanal gerçeklik’ TERBİYECİ VE KAPLUMBAĞALARI CANLANDI..

Müzik yolculuğu

Şeffaf
Oda konuklarım;
“Güzel Ayrılık” şarkısıyla
Ezo ve “İmalat Hatası” single’ı
ile Ivana Sert.

Azeri sanatçı Ezo’yu 18 yaşındayken tanıdım. Ortak bir dostun davetindeydik. Azeri iş adamı Mübariz Mansimov “Ezo’yu Şeffaf Oda’ya çıkarmamı” önermişti. Ben de “Bir başarı elde
etmeli ki konuk alalım”
demiştim.

Ezo o sıralar henüz 18 yaşında
ama müzikle ilgili...

Ezo anlatıyor: “O anda inat
yaptım. Kendime 1 yıl içinde Şeffaf Oda’ya çıkacağım diye zaman verdim. Tam da söz verdiğim gibi 1 yıl sonra Şeffaf Oda’dan davet aldım.”

Ezo tuttuğunu koparan biri. Resme olan yeteneğini de keşfetmiş ve bu konunun üzerinde çalışmalar yapmış.

Şimdi iyi bir ressam. Genellikle kadınları resmediyor. Yüzleri görünmeyen ve çıplak kadınlar... Şeffaf Oda’da resim örneklerinden yansıtıyoruz. Ezo Azerbaycan’da tıp okuyormuş. Ardından Türkiye ve müzik yolculuğu...

Son single’ı “Güzel Ayrılık”ı da Şeffaf Oda’da seslendiriyor. Ve programda mini bir konser de veriyor.

.........................

Ivana Sert’i de uzun zamandır
tanıyorum. Eski eşi arkadaşımdı. Ivana da çalışkan ve disiplinli. Kafasına koyduğunu yapar. Şeffaf Oda’ya bu üçüncü gelişi. Her geldiğinde ona bir şarkı söyletirdim. O zamanlar profesyonel müziğe geçiş sinyalini vermişti.

Single’ı “İmalat Hatası” çok eğlenceli, hareketli... Klibi de güzel. Ivana çok da iyi dans ediyor. Şeffaf Oda’da şarkısını söylerken dansıyla da çekici. Şarkısı bu yaz çok dinlenir. Ivana sık sık üniversitelere söyleşilere gidiyordu, şimdi konserlere başlayacak. Güzel bir repertuvar hazırlamış bile...

Yolu açık olsun.

AYŞE’YLE HAYATA SARILMAK...

‘Sanal gerçeklik’ TERBİYECİ VE KAPLUMBAĞALARI CANLANDI..

Eren Demirci, Ebru Erberdi, Ayşe Tükrükçü, Yavuz Yiğit ve Yeşim Doğukan
ile “Hayata Sarıl Lokantası”na gelir sağlamak üzere mutfak hatırası.

AYŞE Tükrükçü bir “mucize kadın.” Daha küçük yaşlarda
amcasının tecavüzüyle hayatın
ilk tokadını yemiş.

Ailesinden dışlanmış, koparılmış, şiddet görmüş, yetiştirme yurduna verilmiş, vücudunda 72 darp iziyle yaşamış. Bir dönem eşi tarafından geneleve satılmış. Seks işçiliği yapmak zorunda bırakılmış.

Sonra sokaklarda yaşamış.

Hastanelerin acil servislerine sığınmış. Ancak hep mücadele etmiş.

Kadınların sesini duyurmaya çalışmış. Bağımsız milletvekili adaylığının yanı sıra en etkin sivil toplum gönüllülerinden biri. Yaşamı “Hayatsız Kadın AYŞE” kitabında.

.....................

Sonra bir gün konuşmacı olarak davet edildiği bir konferansta “Evsizlere yemek verecek, onları ve genelevden çıkmak isteyenleri çalıştıracak bir lokanta açacağım. Var mısınız desteğe?” diye sordu. Desteklendi...

“Hayata Sarıl Lokantası” açıldı.

Her hafta bir ünlü şef bu lokantada mutfağa giriyor. İlk şef Mehmet Gürs’tü.

Öğle yemeğinde müşterilerden sağlanan gelirle akşamları kimsesizlere ücretsiz yemek veriliyor.

......................

Geçtiğimiz perşembe gurme yazar Ebru Erberdi’nin eşlik ettiği Radisson Blu Hotel İstanbul
Asia Executive Chef Eren Demirci mutfağa girdi. “Yeni başlangıçlar
için yemek pişirdi.”

Radisson grup otellerinden her ay iki otelin şefi bir gün boyunca Hayata Sarıl Lokantası’nda özel bir menü pişiriyor ve servis ediyor. 8 aylık bir program bu. Elde edilen gelir “Hayata Sarıl Lokantası”nın bütçesine destek oluyor. Alkış...

YENİ NESİL OTELCİLİK...

STÜDYO 54 New York’ta yıllar önce en seçkin, en tutulan mekândı. Dünya ünlülerinin göründükleri bir kesişme noktasıydı. Kurucusu Ian Schrager, Mariott oteller zinciri ile birlikte EDITION “özgün lüks” markasını yarattı.

Dünyada “Bo-Bo” rüzgârı esiyor. “Bourgeois Bohem (Burjuva Bohem)” kelimelerinin ilk ikişer harflerinden oluşan bir deyim.

Entelektüel ve lüks kavramlarının harmanı bir kültür.

Yazarlar, çizerler, heykeltıraşlar, sinema yönetmenleri, tiyatro rejisörleri, oyuncuları, ünlü fotoğrafçıları odağına koyan ve onun etrafında müşteri yumağı oluşturan, lüksün, ince dokunuşların, seçkin lezzetlerin sunulduğu bir otelcilik akımı.

Kelimelerle tanımını yapmak kolay ama bu projeyi özentisiz, abartısız, gösteriş meraklılarının istilasına açık vermeden uygulamak ve sürdürmek zor.

.....................

“EdItIon” oteller zinciri bu zoru başarabilmiş hatta öncülüğünü yapmakta olan özgün örnek.

‘Sanal gerçeklik’ TERBİYECİ VE KAPLUMBAĞALARI CANLANDI..

Şimdi de Bodrum’da...

Yalıkavak Tilkicik koyunda mimarisi, lezzetleri, denizi, sunduğu yaşam kalitesiyle “Aman”, “Mandarin” gibi iddialı markalar arasında Bodrum’un
yeni kazancı.

Türkiye’nin en büyük iş adamlarından Erman Ilıcalı girişimler paletinin turizm rengi.

Danışmanı ise yeme-içme-eğlence sektörünün referans
ismi Emre Ergani...

Geçtiğimiz hafta Edition’ların gurusu Ian Schrager’in sağ kolu Ben Pundole için orada bir
doğum günü partisi vardı.

Ben Pundole vejeteryan
olduğu için Perulu Şef Diego bir vejeterjan menüsü sundu.

Nefisti.

Bütün Edition’lardan sanatçılar, mankenler ile çok kültürlü bir davetli topluluğu vardı.

Türkiye turizmine böyle
“Bo-Bo” yeni nesil otelcilik vitrinleri katma değeri yüksek önemli bir katkı.

‘Sanal gerçeklik’ TERBİYECİ VE KAPLUMBAĞALARI CANLANDI..