Soruya karşı soru

İstanbul’da hâlâ bazı oylar sayılırken...

İtalya’da yasama meclisi “Osmanlı döneminde Ermenilere soykırım yapıldığı” kararını aldı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarafından “Ermenilere soykırımın anma günü” kararnamesi imzalandı.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo “Ya Rusya’dan S-400 ya NATO” diyerek Türkiye’nin NATO’dan dışlanma tehdidini savurdu.

Amerikalı senatörlerin imzasıyla NYT’de (New York Times) Türkiye’yi hedef alan bir makale yayımlandı.

Senato’ya verilen bir öneriyle “F-35’lerin teslim edilmemesi” istendi.

Washington’da “Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye silahlı müdahalesinin -yıkıcı- sonuçları olabileceği” yolunda tehdit yüklü ifadeler uçuşmakta.

İran’la ticarette “bağışıklık” süresi dolmakta.

Türkiye’nin İran’la başta enerji olmak üzere ticaretinin sürmesi halinde “ekonomik yaptırımlar sopasının” ucu gösterilmekte.

Hatta...

İlgili kişilerin de “yaptırım listelerine alınabileceği” söylemleri artık satır aralarında saklı değil.

......................

Bütün bunlar arasında “başat sorun” Rusya’dan yaz aylarında teslimi programlanan S-400 füze savunma sistemleri...

Bu durumda Türkiye için üretilmekte olan F-35’lerde frene basılacağı artık apaçık ortada.

Bir ayrıntıya da parantez açayım.

İmalatı sürmekte olan kısa pistli uçak gemisi eğer F-35’lerin dikey havalanan ve dikey iniş yapabilen türleri alınmazsa işlevsiz kalacak.

Ayrıca...

F-35’lerin imalat sürecinde Türkiye’nin ürettiği parçaların başka bir ülkeden tedariki için ABD’nin araştırmalara başladığı yolundaki açıklama ötesinde bir ciddi sorun daha var.

ABD, Yunan Hava Kuvvetleri’ne F-35’ler verebileceğini de “meteoroloji raporu uçurur gibi” fısıldadı.

Türkiye’nin “tepki iklimini” ölçüyor.

Bunun amacı “Doğu Akdeniz’de enerji tansiyonu yükselirken, Ege ve Akdeniz’de hava kuvvetleri üstünlüğü Yunanistan’a geçebilir” mesajını vererek “Ankara’ya şu S-400’leri bir daha düşünün” demek.

......................

Türkiye ise bu “aba altından sopa gösterme” tehditlerine karşı yeni hamleler yaptı.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun sözleri şöyle:

“S-400’lerin yanı sıra Amerika’dan Patriot füze savunma sistemlerini de alabiliriz. Vermezlerse başka kaynaklara yöneliriz. Gerekiyorsa yeni S-400 sistemleri de alabiliriz. Öte yandan, ABD F-35’leri vermek zorunda çünkü anlaşma imzaladık. Projenin ortağıyız ama vermezseniz başka seçeneklerimiz var. Rusya’dan SU-57’leri alabiliriz.”

Gerçekten SU-57’ler Amerika’nın F-35’leriyle aynı performansta, aynı skalada anılmakta.

Rusya’nın SU-57’lerin ihracına izin vermiş olması da bu seçeneğin hayata geçirilmesini kolaylaştırıyor.

......................

Ancak...

Konu sadece “ticaret” olsa, sorun değil. Ama...

Rus üretimi S-400’ler...

Yetmedi yeni bir seri S-400 daha. Hatta...

Daha gelişmişi S-500’ler...

Bir de üstüne F-35’ler yerine Rusya üretimi -radara yakalanmayan hayalet- SU-57’ler.

Burada zorlu bir soru:

Türkiye’nin NATO kulübü üyelik kartına “tedbir” gelebilir mi?

Daha zorlu bir karşı soru:

“Tedbir” tehdidi karşısında egemen ve bağımsız Türkiye’nin “kimlik kartından vazgeçmesi” hiç mümkün mü?