Tadını çıkaralım

İstanbul “sancısı” sürüyor.

Şu satırlar yazılırken “ilçeler” sayım ve düzeltmeleri tamamlanmıştı.

3 çalışma yapıldı.

1- Kaydırmalar

2- Geçersiz oylar

3- Oyların tamamının sayılması

.......................

AK Parti sözcüleri bu çalışmalar sonucu “11 bin dolaylarında oyun Binali Yıldırım’a yazıldığını” söylediler.

Aradaki farkın “erimekte olduğu” yorumunu yaptılar.

“Daha taranacak çok sayıda oy var, fark kapanacak, Binali Yıldırım kazanacak” mesajını verdiler.

CHP’ye göre ise bu çalışmalar sırasında “Binali Yıldırım’a yazılanların yanı sıra Ekrem İmamoğlu’na da yazılmış. Aradaki fark 19 bin 552...”

CHP “Geçersiz oyların artık tamamı bile sayılsa fark kapanmaz” iddiasında.

........................

Resmi bir açıklama yapılmadığı için kesin durumu bilemiyoruz.

Bundan sonraki aşamalar önce İl Seçim Kurulu, sonrasında ise Yüksek Seçim Kurulu.

En geç 13 Nisan’a kadar her şey netleşmiş olur.

........................

Ancak...

Gündeme sızmaya başlayan bir ihtimal daha var; “İstanbul’da seçimin yenilenmesi...”

Elbette hukuk çerçevesinde bir zorunluluk varsa o yola da gidilebilir.

Ama...

Bunun için yasanın öngördüğü şartları şu aşamada tartışmakta fayda yok.

Ortamı gerebilir.

Hiç gerek yok.

Provokasyonlara açık bir psikoloji üretmekten kaçınmalıyız.

........................

Taraflar da özenli olmalı.

Seçim kampanyaları boyunca adayların sürdürdüğü demokratik olgunluğu yansıtan ılımlı dil, çatışmasız siyaset, 13 Nisan’a kadar birkaç gün daha bozulmamalı.

Burada gözlemler ve izlenimlerimden bazı notlar düşeyim.

Seçim gecesi, ihtiyatlı, hoşgörülü, ılımlı Binali Yıldırım’ın daha saatler 23.30’u gösterirken “Kazandım” açıklaması onun tabiatıyla uyumlu olmayan bir erken konuşmaydı.

Böyle -ertesi gün açıklanan rakamlarla doğrulanmayan- bir riski almamalıydı.

Aynı şekilde...

Ekrem İmamoğlu’nun Ankara’ya giderek Anıtkabir’e çelenk koyması ve şeref defterine yazdığı satırların altına “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı” sıfatını koyarak imza atması da bir başka “acelecilikti...”

Mazbatasını almadan bunu yapmak hem geleneklere aykırıydı, hem de Anıtkabir kurallarına...

İtirazlar nedeniyle oylar yeniden sayılırken olacak iş değildi.

Anıtkabir’e elbette gidebilir ama henüz kesinleşmemiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sıfatıyla değil.

Binali Yıldırım’ın “teşekkür” posterleri gerekli miydi?

Bir soru da İmamoğlu için?

Daha itirazlar nedeniyle oy sayımları yapılmaktayken “Mazbatamı verin” mesajları da gerekli mi?

...........................

Yıldırım da, İmamoğlu da 5’er milyona yakın oy aldılar.

Neredeyse eşite yakın.

Son aşamada hangisi kazanırsa “eşitler arasında birincilik” olacak.

İstanbullu her ikisine de güvenmiş, ikisini de sevmiş.

İkisi de “Seçilirsem, sadece bana oy verenlerin değil bütün İstanbulluların başkanı olacağım, hepsini kucaklıyorum” mesajını vermiş.

Yıldırım yıllar boyu önemli hizmetlere imza atmıştır.

İmamoğlu ise önemli hizmetler yapabileceğinin ışığını yansıtmakta.

Bu güzelliği tadını kaçırmadan, biri ya da diğerinin başkanlığıyla noktalayalım.

Toplumu bu bahaneyle karşı karşıya getirmek isteyen tezgâhlara kesinlikle şans vermeyelim.

Demokrasinin tadını çıkaralım.