Trump bu...

DÜNKÜ yazımı bitirmiş, eve gelmiştim.DÜNKÜ yazımı bitirmiş, eve gelmiştim.

TV’yi açtığımda Trump’ın kaba ve çirkin tehdidiyle karşılaştım.

Trump “Türkiye’nin Suriye’ye tek taraflı müdahalesi halinde Türkiye ekonomisini çökerteceğini, yok edeceğini” yazmıştı.

Oysa...

Daha birkaç saat önce “ABD askerlerinin Kuzey Suriye’den çekileceği, Türkiye’nin operasyonu sırasında ABD’nin taraf olmayacağı” açıklanmıştı.

Hatta PKK/YPG/SDG’nin sözcüsü Amerika’ya ateş püskürmüştü.

Kısaca “ABD bizi sattı, Türkiye’ye karşı yalnız bıraktı” diyordu.

Ben de artık Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna harekâtının “eli kulağında” diye yazmıştım.

Ama...

İşte Trump şimdi Trump’lığını yapıyor, “Çökertirim, yok ederim” tehdidini savuruyordu.

Bunun üzerine telefonla yazının altına şu notu koydurdum:“

Bu yazıyı ABD Başkanı Trump’ın asla kabul edilemez tehditlerinden önce yazmıştım. Trump bu... Yarın da tam tersini söyleyebilir. Önemli olan, Türkiye’nin sağlam duruşudur.”

....................

Ama gene de ihtiyatlıydım.

Bakın yazıyı “Trump bu...

Yarın da tam tersini söyleyebilir. Önemli olan, Türkiye’nin sağlam duruşudur” kelimeleriyle noktalamışım.

Öyle de oldu.Trump 1 gün sonra (dün) Türkiye’nin sırtını sıvazladı:

Birçokları Türkiye’nin ABD’nin büyük bir ticari ortağı olduğunu unutuyor.

Türkiye F-35’lerin çelik gövdesini yapıyor.Aynı zamanda, İdlib’de çok sayıda hayatın kurtarılmasında bana yardım etti.

....(kişisel ricası üzerine ABD’li rahip Andrew Craig Brunson’ın evine sağ salim döndüğünü belirtiyor.)

....Aynı zamanda hatırlayın, daha da önemlisi Türkiye, NATO’nun, itibarı olan, önemli bir üyesi.

O (Erdoğan) 13 Kasım’da konuğum olarak ABD’ye geliyor...

...................

Görüyorsunuz ki dünkü yazımın sonuna “Trump bu, yarın tam tersini de de söyleyebilir” ihtiyat notunu koymakta haklıyım.1 gece önce TV tartışma programlarında Trump’ın “Çökertirim, yok ederim” tehditleri üzerine “artık, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’la randevusunun iptal edilebileceği, ABD’ye gidemeyeceği” yorumları ağırlıklıydı.

Şimdi...

Trump “13 Kasım randevusunu” vurguluyor.

..................

Bu güzel bir gelişme.

Öyle görünüyor ki ABD Türkiye’yi kaybetmek ve “Rusya’nın yanına gitmek” yanlışını gördü.

“Türkiye karşıtları” çoğunlukta olmakla beraber, Washington’da hâlâ sağduyulu, akılcı bürokratlar var, etkili olabiliyorlar.

..................

Ayrıca...

Türkiye için de bu gelişme önemli.

Hem Rusya, hem ABD kartlarını elinde bulundurmak olanağını yitirmemeli.

Fırat’ın doğusunda ABD’yle, batısında Rusya’yla dirsek temasını sürdürebilmeli.

Daha önce de yazmıştım. 

Dünyada “kesin, katı değişmez ittifakların” yerini “zamana, farklı coğrafyalara, farklı oyunlara ve menfaatlere” göre değişen ittifaklar almakta.

Fırat’ın batısında Rusya, doğusunda Amerika bu değişken ve oynak yakınlaşmaların örnek dosyasıdır.

...................

Türkiye’nin tehditler karşısında eğilip bükülmeyişi ve kararlılığı da Trump’ın söylem değişikliğinde etkili olmuştur. Çünkü...

“Stratejik” zemin üzerinde “taktikler” inşa edilebilir. 

Karşı tarafında değişen taktikleri de eğer bizim tarafın stratejisi tutarlı ise duvara çarpan dalgalar gibi kırılır.

...................

Gene aynı ihtiyat kaydıyla noktayı koyayım.“

Trump bu... Yarın ne der, ne yapar bilinmez...”