Kerkük’ten Barzani peşmergeleri çekildi.
Hem de hiç savaşmadan.
Kuzey Irak Kürt Özerk Yönetimi sınırlarına kadar gerilemekte.
Ya sonra?..
.....................

Çarşamba günkü yazımın son paragrafı şöyleydi.
‘Bundan sonraki sorun şudur:
“Domino teorisine göre taşlar devrilmeyi sürdürür ve Barzani’nin bastığı zemin de kayarsa” Türkiye politikası ne olmalı?
Barzani’nin bırakacağı boşlukta Kuzey Irak karışır, kaosa girerse hangi güçler oraya üşüşecektir?
Bunlardan hangileri Türkiye’ye daha ciddi bir tehdit oluşturur?
Örneğin...
PKK, doğrudan Suriye Kürtleri, dolaylı olarak Amerika’dan desteklenerek Kuzey Irak’ta “başat” aktöre dönüşebilir mi?
Yoksa...
ABD’nin Birinci Körfez Savaşı sonrasında Saddam’a yaptığı gibi “Barzani tırnakları ve dişleri sökülmüş güçsüz halde kalsın bir süre” formülü mü?’
......................
Barzani peşmergelerinden sonra Kerkük ve Barzani’nin boşalttığı coğrafya üzerinde şimdi hangi güçler var?
Cevap:
“İpleri İran ‘da olan Bağdat yönetimi ve İran’ın Şii milislerinden oluşan Haşdi Şabi...”
Gerçi “Haşdi Şabi’nin Kuzey’den ayrılacağı” söylemleri uçuşmakta ama gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini çok geçmeden görürüz.
Haşdi Şabi Kerkük’ü bıraksa bile civar coğrafyada kalacaktır.
Yani...
Kazanan, İran oldu.
Barzani hem aklından bir karış yüksekte ihtirasıyla Kerkük macerasından süklüm püklüm geri döndü, hem de Haşdi Şabi’nin nüfus coğrafyasını genişletti.
O kadar da değil.
Puslu havaları seven PKK da kendine fırsat gibi göreceği bu alanlarda yer tutma çabasında olacaktır.
Özellikle de Türkiye’nin güneyinde uzanan PKK türevi PYD ile dirsek teması kuracağı “coğrafya şansı” peşindedir.
.......................
Öte yandan “Tornistan” yapmak zorunda kalmış bir Barzani’nin karizmasını, gücünü, caydırıcılığını epeyce kaybetmiş olduğu apaçık ortada.
Talabani kanadı da desteğini çekti.
Yıldızı yükselmekte olan “Goran” tehdidi de Barzani için artık daha ciddi.
Kuzey Irak Kürt Bölgesi daha da karışırsa PKK oradaki bulanık sularda da -kimsi kuşku duymasın- balık avlamaya çalışacaktır.
Ne İsrail bayrakları dalgalandırmanın, ne “bağımsızlık referandumuna” ABD’nin yasak savma kabininden “hafif tonda kalan” itirazının aslında destek sayılmasının artık Barzani yönetimine “can kurtaran simidi olmadığı” anlaşılıyor.
.......................
Peki...
Bu durumda Türkiye için hangisi daha “az kötü”?
Yani...
Eski kuşakların söylemiyle hangisi “ehven-i şer” ?
Kuzey Irak Kürt bölgesinde “kaos” mu?
Barzani’nin Goran tehdidine İran tarafından proteinlenen Talabani’cilere karşı PKK’yla omuz omuza vermesi mi?
Son hezimetin devamında İran, Irak ve Türkiye’den ekonomik yaptırımlarla memurlarına maaş bile ödeyemeyecek hale gelecek Barzani’nin iyice sallantıya girmesi, “gün” değilse bile “hafta” ya da “ay” sayması, ipleri İran elinde olan bir yönetiminin gelmesi mi?
........................
Son ihtimal, yazının başında. “Yönetmek, öngörmektir” siyaset kuralının hatırlanmasında yarar var.