Vize tamam, ya ötesi?..

Eklenme Tarihi29.12.2017 - 0:23-Güncellenme Tarihi29.12.2017 - 0:23

ABD ile “vize krizi çözülmüş” görünüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre “Türkiye’de alınan güvenlik tedbirleri yeterli düzeye gelmiş...”

Madalyonun diğer yüzünde ise Türkiye’deki “ABD büyükelçilik ve diğer diplomatik misyonlarda çalışanların tutuklanmak” sorununda “güvenceler almış olmak” da var mı?

.......................

Bu “karşı kefeye ağırlık koyarak denge” durumu var ya da yok gene de “olumlu” bir adımdır.

Trump’ın “Kudüs’ü İsrail başkenti olarak tanımak” imzasından sonra Türkiye’nin aldığı inisiyatiflerle, iki ülke arasında makas her aşamada daha da açılmıştı.

Türkiye’nin Yemen’le birlikte BM Genel Kurulu’ndan çıkarttığı karar Trump’ın Kudüs imzasıyla başlattığı süreci tökezletmiştir.

Genel beklenti ABD’nin rövanş hamlesi yapacağıydı.

Makasın büsbütün açılabileceğiydi.

O nedenle “vize krizini noktalayan” ABD bir sürpriz yapmış olmakta.

......................

Amaç?

Bu olumlu adımın bir yeni “başlangıçla” Türkiye’nin de bir “jestle” karşılık vermesini sağlamak mı?

Tansiyonu karşılıklı olarak basamak basamak düşürmek mi?

Keşke...

......................

Ancak...

Ankara ile Washington arasında sorunlar böyle birkaç jestle çözülecek gibi değil.

Türkiye’nin “varlığını sürdürmek” gibi diğer bütün kaygıların önüne geçen “stratejik tavrı” ABD’nin çizgisi ve pratiğiyle kesinlikle zıt.

Ortada diplomat diliyle “conflict of interest (yarar çatışması)” var.

ABD’nin her türlü desteğiyle Suriye’nin üçte biri PKK’nın da uzantısı Suriye’deki Kürt yönetimine geçmiş bulunmakta.

ABD, bu yönetimin silahlı unsurlarını kendisinin kara gücü olarak eğitmiş, donatmış ve sahaya sürmüştür.

Suriye’deki PKK uzantısı Kürt yönetimi enerji kaynaklarının da bulunduğu topraklarla parasal güç sağlamıştır.

Güney sınırımız boyunca uzanan -ki artık koridor değil çok daha fazlası- bu yapılanma Akdeniz’e ulaşmayı hedefliyor.

ABD de planın arkasında.

.......................

Ve...

Strateji arkeolojisi yapıldığında, daha derin bir “varlığını sürdürme” kaygısıyla karşılaşıyoruz.

İsrail’in etrafını kuşatan Müslüman Arap ülkeler için de “var olmak ve varlığını sürdürebilmek, genişleyebilmek” kırmızı kitabında “Arap olmayan Müslüman ülkelerle kendi etrafını çeviren Müslüman Arap ülkeleri kuşatmak” yazılıdır.

Bunu önceleri Türkiye ve Şah döneminin İran’ı ile yapmıştı.

Mollaların İran’ı artık hedefine “İsrail’in bitirilmesini” koymuş bulunmakta.

Türkiye’nin ise artık o eski Türkiye olmadığı açık.

İşte PKK’nın uzantısı olarak güney sınırımız boyunca oluşan Kürt yapılanması bir zamanların Türkiye ve İran’ının yerini almak misyonuyla haritada artık.

..........................

İsrail’in 51’inci ABD eyaleti diye tanımlandığı dikkate alınırsa, iki “var olmak ve varlığını sürdürmek” stratejisinin çatıştığı apaçık ortada.

Türkiye güney sınırı boyunca uzanan ve Suriye’nin üçte birine hakim olan bu PKK uzantısı yapılanmayı kendisi için ne kadar büyük tehlike görüyorsa, İsrail de ABD üzerinden bu yapılanmayı o kadar kendisi için yararlı bulmakta.