‘Düzen değişmesin’ diyenlerin direnci sürdükçe, ‘cari açık’ sorunu çözülemez

Eklenme Tarihi30.07.2008 - 23:52-Güncellenme Tarihi30.07.2008 - 23:53

Yüksek faiz ve düşük kurun zararlarının anlaşılmaya başladığını sanarak ve de ”cari açığın/döviz açığının” kapatılması için formül arayanların sözlerine kanarak “cari açığın kapatılması için formül” açıklayınca gördük ki, piyasanın büyük oyuncuları, yüksek faizden de, ucuz dövizden de, cari açıktan da şikâyetçi değil.
Gördük ki, piyasanın büyük oyuncuları “düzen”den memnunlar. “Düzen değişmesin” istiyorlar.
Bu durumda cari açığı kapatmak için formül açıklamanın, bu formülün nasıl işleyeceğini anlatmanın “abesle iştigal” olduğu açık ve seçik anlaşılıyor.
Cari açığın sürdürülemez olduğunu, sorunu çözmek için öncelikle faiz indirerek, döviz fiyatının gerçek değerine doğru yükselmesinin yolunun açılmasını önerirken biliyorduk ki, bu tür bir uygulama kurulu dengelerin bozulmasına yol açacak. Döviz fiyatının yükselmesinden döviz borcu olanlar zarar görecek. Enflasyon bir süre tırmanışa geçecek. Talep bir süre daralacak...
Çünkü, belli bir kötüleşmeyi göze almadan iyileştirme sağlanamaz.

Aman düzen değişmesin
Düzene alışanlar diyor ki,
-  Cari açık (döviz açığı) önemli değildir. Önemli olan, cari açığı kapatacak ölçüde yurda dövizin girmesidir. Bunu sağlayacak olan da yüksek faizdir. O nedenle yüksek faiz politikası devam ederse, döviz girişi aksamaz ve de sorunla karşılaşılmaz.
-  Yüksek faizden vazgeçilemez. Yüksek faiz sayesinde piyasada bu kadar bol döviz var. Döviz fiyatı yükselmiyor.
-  Ucuz döviz iyidir. Ucuz dövizle ucuz ithalat yapılıyor. Yerli üretici ucuz ithalat karşısında fiyatını yükseltemiyor. Fiyatlar artmıyor. Döviz fiyatı artar ve ithalat pahalanırsa enflasyon da yükselir.
-  Döviz fiyatı artarsa özel sektör firmaları ve bazı bankalar güç duruma düşer. Çünkü özel sektörün ve bazı bankaların büyük döviz borcu var. Döviz fiyatının yüzde 20 artması, özel sektöre en az 25 milyar dolar kur riski getirir.
-  Küresel piyasalarda fırtına eserken, yıllardır uygulanan politikalarda değişiklik yaparak Türk ekonomisini de sonu bilinmeyen maceraya sürüklemenin ne gereği var?
-  Yüksek faiz ve ucuz döviz politikasıyla bugüne kadar geldik. Cari açık büyüyor ama, gene de döviz buluyoruz. Döviz fiyatı sabitlendi. Dolar 1.20 YTL’nin altında dolanıyor. Daha ne isteniyor?
Bugüne kadar bu böyle geldi. Bundan sonra da bu böyle gider. Dert etmeye gerek yok.

Piyasalar memnun
-  Cari açık sayesinde kalkınma hızı yüksek olarak gerçekleşiyor. Cari açık kapanır ise kalkınma hızımız düşer. Hızlı büyümek için cari açığı göze almak zorundayız. 
-  Bu düzenden piyasalar memnun. Piyasalardaki yerli ve yabancı oyuncular memnun. Önemli olan, onların şikâyetçi olmaması ve memnuniyetidir. Düzen devam etmelidir.
-  Şimdi herkes yaz tatilinde. Anayasa Mahkemesi AKP’nin kapatılma isteğini görüşüyor. Ergenekon davasının ne sonuç vereceği belli değil. Yakında seçim olasılığı var. Bu karışıklıkta “dere geçerken, at değiştirmeye”, yepyeni politikaları denemeye kimse cesaret edemez. Bugünkü yüksek faiz, düşük kur uygulaması devam edecektir.
İşte bütün bu nedenle cari açığın nasıl kapatılacağı konusunda formül aramak, formülleri tartışmak boş yere vakit harcamaktır.
İşte bu “ahval ve şerait” altında “komisyon kurarak bu işi komisyona havale etmek”ten başka yapılabilecek bir şey yoktur. Komisyon sayısı ne kadar çok, komisyona katılacaklar ne kadar fazla olursa o kadar iyi olur... Çözüm yerine laf üretilir. Bizler çözümden değil, laftan hoşlanırız.

 

Etiketler