Ajda'nın "altılık paket"i 900 bin lira

Ajda'nın "altılık paket"i 900 bin lira

       AJDA'nın fiyatı bir yıldır artmadı. Bir yıldır Ajda'nın "altılık paket"i 900 bin liradan satılıyor. İnce belli, cam çay bardaklarının irisine halkımız "Ajda" adını takmış. Paşabahçe Cam Fabrikası'nın satış mağazalarında Ajda tipi çay bardağı bulmanın "mümkünatı yok"... Halbuki "Ajda" ile çay içmenin zevki bir başka oluyor.
       İstanbul'da Mısırçarşısı'nın arkasındaki Ketenciler Kapısı'nın sağında, duvar dibindeki sergisinde Adıyaman'ın Gerger köyünden Mustafa Karatekin "Ajda" tipi çay bardağı satar. Mustafa'da "Ajda"nın yanında, kırmızı damarlı, yaldız süslü, kahvehane tipi porselen çay tabağı da bulunur. Bu tabakların 6 tanesinin fiyatı 1 milyon 200 bin liradır.
       "Piyasa nasıl, halkımız ne alıyor, ne satıyor?" sorularını cevaplamak ve de merakımı gidermek için, arada sırada, cuma namazı sonu, Kürkçü Mustafa Pakoğlu ile birlikte, Mısırçarşısı, Tahtakale ve Mahmutpaşa'da dolanırım.
       Bir bilen bana demişti ki, "İstanbul'da orta sınıf ne durumda diye merak ederseniz, Eminönü'ne uzanacaksınız. Mısırçarşısı'nın arkasındaki Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları'nın dükkanı ile biraz ilerideki Namlı Pastırmacı'nın dükkanına bakacaksınız. Bu iki dükkanın önünde kuyruk varsa piyasanın durumu iyidir. Orta sınıfın durumu iyidir."
       Belki Ramazan alışverişi, belki yılbaşı alışverişi içindir, ama iki dükkanın önünde de kuyruk vardı. Namlı Pastırmacı'nın pastırma tezgahına yaklaşıp halkımız ne alıyor diye görmek istedim. Kalabalıktan yaklaşamadım. Etiketlerden pastırmanın kilosunun 8 milyon 750 bin lira dolayında satıldığını anladım.
       Namlı Pastırmacı'nın yanındaki baharatçı dükkanının önüne dizili çuvallarda satılanlar dikkatimi çekti. Kilosu 1 milyon liraya satılan "kırk kilit otu"nun taş döktüğü, mide temizlediği, kilosu 1 milyon 500 bin liraya satılan "baldırı kara otu"nun saç dökülmesini önlediği, balgam söktürdüğü, kilosu 1 milyon liraya satılan "selvi kozalağı"nın şeker hastalığına, diş eti hastalıklarına iyi geldiği, fiyat etiketlerinin yanına konulan açıklama notlarında halkımıza duyuruluyordu.
       Kurukahveci'nin önünde "emekliye, işçiye" 10 tanesi 200 bin liraya "vergi iadesi zarfı" satanların arasından geçerek Mısırçarşısı'na girdik.
       Mısırçarşısı'nda ithal tereyağı 1 milyon 500 bin lira, Trabzon tereyağı 2 milyon 300 bin lira, Trabzon tel peyniri 1 milyon 600 bin lira, tam yağlı kaşar 1 milyon 500 bin lira, sıra makine pastırması 7 milyon 100 bin lira fiyatla satılıyor.
       Hurmanın en ucuzu 900 bin lira, lüksü 3 milyon 200 bin lira. Meyve çayı modası çıkmış. Baharatçıların dükkanlarının önünde sıra sıra dizili çuvallarda elma çayı, armut çayı, karışık meyve çayı adı ile kurutulmuş meyveler satılıyor. Meyve çaylarının yanına kına çuvalları dizilmiş. Naturel Henna 1 milyon 800 bin lira, Süper Kına 780 bin lira diye fiyat konulmuş. Satıcıya "Hemşerim ikisi arasında ne fark var? Kilosu mu, 100 gramı mı bu fiyata?" diye soracak olduk. Yoldan geçen yabancı turistlere Rusça laf atan satıcı bize ne yüz verdi ne de cevap!..
       Mısırçarşısı'nda yılın ürünü olan "Törkiş Naturel Viegra"nın satışları iyi gidiyordu. "Törkiş Naturel Viegra" bizim bildiğimiz kuruincir. Göbeğini yarıp içine bolca ceviz doldurmuşlar. Üzerine bal gezdirmişler. Satıcıların anlatımına göre, "Gavur icadı mavi Viagra hapı"ndan daha etkili imiş. Kilosu 3 milyon 500 bin lira... Satıcı, "- Abicim... Deneyin... Şikayetiniz olursa malları bana iade edin..." diyor.
       Mısırçarşısı'ndan çıktık. Çarşının duvarının dibindeki çiçek pazarında işler durgundu. Ev hayvanı satıcılarından birinin tezgahındaki "Rus Kurdu"na bayıldık. Açık mavi cam gözleri, bembeyaz tüyleri ile zincirini zorluyordu. Rusya'da bu köpekler kızak çekermiş. Satıcı, "- Abicim 400 dolara... Hem aşı kağıdı hem pasaportu var... Kaçırmayın bunu" diyordu...



Yazara E-Posta: g.uras@milliyet.com.tr