Ayşe Hanım Teyzem geldi. Cebinden çıkardığı bir zarfı masamın üzerine koydu. Merakla zarfın içinde ne var diye baktım. 10 gramlık bir altın çıktı...

“Nedir bu?” diye sordum. Ayşe Hanım Teyzem anlattı:

“Siz altına güven olmaz dersiniz. Altına para bağlamak yanlış dersiniz. Yastık altı altın kötü dersiniz... Ne yapalım ki biz eski kafayız...

Geçen yıl emekli maaşımdan birikmiş bir miktar param vardı. ‘Bankada mevduat hesabına mı yatırayım, dolar mı alayım, altın mı alayım?’ diye düşünürken, gram altın almaya karar verdim.

O günlerde gram altın 130 TL idi. 10 gram altın satın aldım. 1.300 TL’mi altına bağladım.

Dünkü haberlerde ‘Altın fiyatı çıldırdı’ deniliyordu. Gramı 162 TL olmuş. Altın fiyatı çıldırdı da. Acaba ben 3 - 5 kuruşumu altına bağlamakla hata mı ettim, yoksa doğru bir iş mi yaptım?”

Ayşe Hanım Teyzemi rahatlatmak için bir durum değerlemesi yaptım:

Geçen yıl 1.300 TL’ye alınan 10 gr altın dün 1.620 TL’den satılıyordu. Altın bir yılda % 24 dolayında faizsiz, net getiri sağlamış.

Geçen yıl bu vakitler dolar 3.38 TL idi. Dün 3.90 TL’ye yaklaşmıştı. Bir yılda dolara para bağlayanların vergisiz getirisi %15 dolayında olmuş demektir.

Bankalar geçen yıl 1.300 TL gibi küçük miktardaki mevduata % 11-12 faiz veriyordu. Bu faizin vergisi var. Vergi çıkınca, mevduat sahibine net % 9-10 ödeme yapılır.

Altın kazandırdı

“Bu ahval ve şerait altında” görünen odur ki bir yıl önce, dolar alacak yerde, bankada mevduat hesabı açacak yerde altın satın alanlar en doğru işi yapmıştır.

Ayşe Hanım Teyzem sevindi... “Altın bu kadar kazandırıyorsa, insanlar neden altın alacak yerde dolar satın alıyor, bankada mevduat hesabı açtırıyorlar?” diye sordu.

“Ayşe Hanım Teyze” dedim, “Altın bu... Altına güven olmaz... Altın fiyatı kazandırır da kaybettirir de...”

Banka mevduatı getirisi belli, güvenli bir yatırımdır. Dolar fiyatı iniş çıkış gösteriyor. Ama hiç olmazsa birikimlerin satın alma gücünü enflasyona karşı koruyor. Altının dünya fiyatının ne olacağı (1) Dünyadaki politik çalkantılara, (2) Spekülatörlerin oyununa bağlı.

Şu günlerde altında spekülasyon azaldı ama dünyadaki politik çalkantılar altının ons fiyatını büyük ölçüde etkiliyor. ABD’de Başkan Trump’ın vergi kanunu oylaması bile fiyatın inip çıkmasına yol açıyor. Petrol ülkeleri istikrarsız. Petrol fiyatının ne olacağı belli değil. Bu durumda altının ons fiyatı dalgalanıyor.

HALKIMIZ BİRİKTİRİYOR  

Eylül başında altının onsu 1.350 dolardı. Ekim başı 1.280 dolar, ekim ortası 1.300 dolar oldu. Sonra 1.290 dolara geriledi. Ne var ki altının dünya fiyatı bizim altın fiyatına, günlük dolar fiyatıyla yansıyor. Dolar fiyatı artınca, dünyada altın fiyatındaki oynaklıklar bizim fiyatları çok az etkiliyor.

Dün Kapalıçarşı’da çeyrek altın 265 TL’den, tam altın 1.087 TL’den alınıp satılıyordu. Halkımızın altına ilgisi bir ara azalır gibi olmuştu. Gene halkımız birikimlerini altına bağlamaya başladı.

Geçen yıl Darphane halkımızın ziynet ve sikke altın talebini karşılamak için ilk 10 ayda 17.4 ton altın kullanmıştı. Bu yıl 38.4 ton altın kullandı.

Geçen yılın 2 misli 14 milyon adedi aşkın çeyrek altın piyasaya sürüldü. Geçen yıl 10 ayda 99 ton altın ithal edilmişti. Bu yılın ilk 10 ayında 308 ton altın ithal ettik.

Hazine, yılda 2.40 net getirisi olan altın tahvili ve altın kira sertifikası ile yastık altındaki altınları toplamaya çalışıyor. Bugüne kadar yastık altından çıkan altın 2.5 ton dolayında. Buna karşılık sadece bu yıl, sadece ilk on ayda, sadece Darphane’den piyasaya çıkan altın 38.4 ton.

Demek ki halkımız Ayşe Hanım Teyzem gibi yapıyor. Üç - beş kuruş birikimini altına bağlıyor. Altını da yastık altında (veya Ayşe Hanım Teyzem gibi zarfın içinde) saklıyor.